160:"Ancak tevbe edenler kurtuldular. Durumunu düzeltip Allah’la barıştı. Ve bir de o gizlediğini beyan ederse, işte onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeleri çok çok kabul eden ve merhamet edenim." Tevbe edenler çıkış yolu buldular. Peki tevbe nasıl olacak? Allah’a yöneldi, yaptıklarından pişman oldu, hatanın hata olduğunu kabul etti. Meğer ben ne kötü bir insanmışım be! Ne kadar berbatmış benim gidişatım dedi. Bu yetmez, hemen arkasından: "Durumunu düzeltip Allah’la barıştı." Yâni Allah’ın istediği gibi bir iman sahibi, Allah’ın istediği gibi bir kabul sahibi oldu. Bu tevbenin şartıdır, ancak tevbenin bir şartı da-ha var. Hakikati gizleme günahından tevbenin bir şartı daha var: "Ve bir de o gizlediğini beyan ederse, işte onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeleri çok çok kabul eden ve merhamet edenim." Bir de bunu amel haline getirirse, yâni artık gizlemekten vaz-geçip beyan etmeye, anlatmaya başlarsa. İşte o zaman tevbe ger-çekleşmiş olacaktır. Allah korusun, diyelim ki biz burada bir şeyler gizledik. Bir hakikati gizledik, bir hakikati sunmadık size. Herhangi bir menfaatimiz sebebiyle es geçtik. Sonra da buradan ayrılıp eve varınca, başladım göz yaşlarımla; “Ya Rabbi beni affet” diye tevbeler etmeye. “Allah’ım beni affet, bu insanlara o hakikati gizledim” diye ağ-layıp sozlanmaya başladım. İşte bu tevbe değildir. Peki nasıl olacak? Ben aynen buraya geleceğim ve sizlerden gizlediğim şeyleri, işte ben size şunları şunları gizlemiştim, şunları şunları eksik söylemiştim, işin aslı faslı budur diyeceğim, o zaman benim tevbem gerçekleşmiş olacaktır. Çünkü hırsızın tevbesi, çünkü katilin tevbesi kendi günahıyla doğru orantılıdır. Yâni her günahın tevbesi ayrıdır. Hakikati gizleme günahının tevbesi de böylece gerçekleşmiş olacaktır.