Bakara
Ayet: 28Sayfa: 4
Siz ölüyken sizi dirilten (yoktan var eden), sonra öldürüp tekrar diriltecek olan, sonra tekrar O’na döndürüleceğiniz Allah’a karşı nasıl kâfir olursunuz?
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 28Sayfa: 4
Siz ölüyken sizi dirilten (yoktan var eden), sonra öldürüp tekrar diriltecek olan, sonra tekrar O’na döndürüleceğiniz Allah’a karşı nasıl kâfir olursunuz?
Ayet: 54Sayfa: 7
(Hatırlayın!) Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ki sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendi kendinize zulmettiniz. Sizi yaratana tevbe edin ve nefislerinizi öldürün. Bu, yaratanınız yanında sizin için daha hayırlıdır. Sonra (Allah) sizi tevbeye muvaffak kıldı/tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz ki O, (tevbeye muvaffak kılan ve tevbeleri çokça kabul eden) Et-Tevvâb ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.”
Ayet: 61Sayfa: 8
(Hatırlayın!) Hani, “Ey Mûsâ! (Sadece kudret helvası ve bıldırcın eti yiyerek) bir tek yiyeceğe katlanamayacağız. Rabbine dua et de bize yeryüzünün bitirdiklerinden; baklasından, salatalığından, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” dediniz. Mûsâ dedi ki: “En hayırlı olanı bu değersiz olanlarla mı değiştiriyorsunuz? Şehre inin, orada istedikleriniz vardır.” (Bu nankörlüklerinden sonra) onlara alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu ve Allah’ın gazabına uğradılar. Bu (ceza), Allah’ın ayetlerine karşı kâfir olmaları ve peygamberlerini haksız yere öldürmeleri sebebiyledir. Bu (ceza), isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.
Ayet: 72Sayfa: 10
(Hatırlayın!) Hani siz bir insan öldürmüş ve birbirinizi suçlamıştınız. Allah sizin gizleyip sakladıklarınızı açığa çıkarandır.
Ayet: 85Sayfa: 12
Sonra sizler (söz vermenize rağmen) birbirinizi öldürüyor, bir kısmınız bir kısmınızı yurtlarından çıkarıyor, günah ve haddi aşmada onların aleyhine yardımlaşıyorsunuz. (Dindaşlarınız) size esir olarak geldiğinde onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmasına rağmen (serbest bırakma karşılığında) fidye alıyorsunuz. Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında rezil rüsva olmaktan başka bir şey değildir. Ahiret Günü’nde de azabın en çetinine uğrayacaklardır. Allah sizin yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ayet: 87Sayfa: 12
Andolsun ki Mûsâ’ya Kitab’ı verdik ve onun ardından peş peşe resûller gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’ya da apaçık deliller verdik ve onu Rûhu’l Kudus’le (Cibrîl’le) destekledik. Resûl, hevanıza uygun olmayan bir şey getirdiğinde her seferinde büyüklenecek, (o resûllerin) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını öldürecek misiniz?
Ayet: 91Sayfa: 13
Onlara, “Allah’ın indirdiğine iman edin.” denildiği zaman derler ki: “Biz, bize indirilene iman ederiz.” Yanlarında olanı doğrulayıp hak olmasına rağmen onun arkasından geleni (Kur’ân’ı) inkâr ederler. De ki: “Madem inanıyordunuz öyleyse bundan önce ne diye Allah’ın nebilerini öldürdünüz?”
Ayet: 154Sayfa: 23
Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. (Hayır, öyle değil!) Bilakis, onlar (Rabbleri katında) diridir. Fakat siz farkında değilsiniz.
Ayet: 178Sayfa: 26
Ey iman edenler! Öldürme vakaları için size kısas hükmü farz kılındı. Hür olana karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın (olmak üzere kısası yapın). Fakat kime de kardeşi tarafından (kısastan vazgeçilerek) bir şey bağışlanırsa artık (maktul yakınları diyeti) örfe uygun istesin. (Katil de) iyilikle ödesin. Bu, Rabbiniz tarafından (sizin için) bir hafifletme ve rahmettir. Kim de bundan sonra haddi aşacak olursa onun için can yakıcı bir azap vardır.
Ayet: 191Sayfa: 29
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi (yurtlarınızdan) çıkardıkları gibi onları yurtlarından çıkarın. Fitne/Şirk, öldürmekten daha beterdir. Sizinle orada savaşmadıkları sürece Mescid-i Haram’ın yanında onlarla savaşmayın. Şayet sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kâfirlerin cezası işte böyledir.
Ayet: 251Sayfa: 40
Allah’ın izniyle (Câlût ve ordusunu) bozguna uğrattılar. Dâvûd, Câlût’u öldürdü. Allah ona yöneticilik ve hikmet verdi, ona dilediğini öğretti. Şayet Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla (tarih sahnesinden silip) savmasaydı yeryüzünde düzensizlik/kaos/bozgun olurdu. Fakat Allah, âlemler üzerinde büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir.
Ayet: 253Sayfa: 41
(Allah tarafından gönderilen) bu resûllerin bazısını bazısına üstün kıldık. Onlardan kimisiyle Allah konuşmuş, kimisini de derece bakımından yükseltmiştir. Biz, Meryem oğlu Îsâ’ya apaçık deliller verdik ve onu Rûhu’l Kudus’le (Cibrîl’le) destekledik. Şayet Allah dileseydi (o resûllerden) sonra gelenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra savaşmazlardı. Fakat anlaşmazlığa düştüler. Onlardan kimi mümin, kimi de kâfir oldu. Şayet Allah dileseydi savaşmazlardı. Fakat Allah, dilediğini yapar.
Ayet: 258Sayfa: 42
Allah’ın kendisine mülk vermesi sebebiyle Rabbi hakkında İbrâhîm’le tartışanı görmedin mi? Hani İbrâhîm demişti ki: “Benim Rabbim diriltir ve öldürür.” Demişti ki: “Ben de diriltip öldürürüm.” (Bu cevap üzerine) İbrâhîm demişti ki: “Allah Güneş’i doğudan getirir, sen de batıdan getir (bakalım).” (Bu hüccet karşısında) kâfir afalladı. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.