Kıyâmet Suresine Dön

Kıyâmetالقيامة

21. Ayet

21Kıyâmet Suresi

وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَۜ

Ahireti bırakıyorsunuz.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

20-21. “Hayır hayır; ey insanlar! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nîmetlerini seversiniz de âhireti bırakırsınız.” Hitabın hemen sonrasında buyuracak ki o insana: “Hayır hayır, ey insanlar! Siz aceleden yanasınız! Siz aceleyi seviyorsunuz! Sadece şimdi burada değil, dünyadayken de aynı durumdaydınız! Dünyadayken de hep aceleden yanaydınız! Yok yok! İşin aslı şu! Siz aceleyi seviyorsunuz! Yaratılıştan seviyorsunuz aceleyi! Çünkü siz aceleden yaratıldınız!” İsrâ sûresinde “İnsan aceleden yaratıldı” buyurulmaktadır. İşte Allah buyurur ki, siz aceleyi seviyorsunuz. Yani acele elde edeceğinizi, peşini seviyorsunuz da, veresiye olan âhireti terk ediyorsunuz. Ama dikkat ederseniz önceki hitap tekildi. “Dilini aceleden hareket ettirip durma!” denmişti. Yani hitap tek kişiye, Peygambere idi. Sonra da: “Hayır hayır siz aceleyi seviyorsunuz da âhireti terk ediyorsunuz” olunca, muhatabın çoğuluna geçti Rabbimiz. Deniliyor ki, insanoğlu vahyi almada, vahyi benimsemede, vahyi kendisine mal etmede, onunla insanları kurtarma çabasında, yani Allah’ın kendisini peygamber kıldığı insan bile böyle aceleci davranırsa, geri kalan konularda zaten aceleci davranacaktı. Rabbimiz sanki burada şöyle diyor: “Dikkat edin, bu insanın aceleciliği fıtrî bir özelliktir. Yani bundan, bu fıtrî özelliğinizden kurtulamazsınız ama, bunu hayra kanalize edin!” Birinci sebebi işte budur ki, gerçekten de hoş bir insicamdır. İnsanın aceleciliğine bir örnek verilmiş, sonra da aceleci olmaması gerektiği anlatılmıştır. Peygambere bile “acele etme!” denilirken, bize haydi haydi acele etme, denilmektedir. Her zaman acele ediyoruz değil mi? Meselâ insanların hemen kurtulmasını istiyoruz. Tebliğimiz acele meyve versin, anlattığımız in-sanlar acele ve kolayca değişsinler. Çevremizdekiler acele Müslümanlaşıversinler. Veya dünyada yaptığımız kulluklar, iyilikler karşılığında acele mükafat bulalım. Acele karşılık görelim, dünyada üstünlük buluverelim. Dünyada hemen zafer elde edelim demelerimizin, aceleden yana olmamızın anlamsızlığı anlatılıyor burada. Yukarıdaki âyeti peygamberle ilişkili düşününce, peygamber bile bakın hayır konuda acele ediyordu da biz engelledik. “Öyleyse siz ey kullarım, dünya konusunda aceleci olmak, dünyada istediklerinize veya mükafata acele ulaşmak, zaferi acele kucaklayıvermek konusunda da yanlışlığa düşmeyin! Veya âhireti terk ettirici bir acelede bulunmayın! Halbuki insanlar hemen yola geliverse siz nasıl ecir alacaksınız? Aceleden zafere ulaşıverseniz âhiret mükafatına nasıl ulaşacaksınız? Öyleyse aceleden yana olmayın, sabırdan yana olun” de-niyor. Ama âhireti kazandıracak bir acele ise tamam ona koşacağız. Kur’an da ve sünnette pek çok yerde hayırda, hayır konularında acele etmemizin istendiğini biliyoruz. “Hayırda acele edin” diyor Allah’ın Re-sûlü. Öyleyse bize âhireti kazandıracak bir hayırda acele edeceğiz. Hani bir söz vardır: Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölüverecekmiş gibi de âhiret için çalışın diye. Hadis değil bu, ama hoş bir sözdür. Bunu şöyle anlıyoruz: Yapacağın iş dünya işi mi? Hiç ölmeyecekmişsin gibi davran o konuda. Ama yapacağın iş âhiret işi mi? Yarın ölüverecekmişsin gibi davran o konuda. Meselâ evini badana mı yapacaksın? Bir dünya işiyle karşı karşıya mısın? Acele etmeye gerek yok, hiç ölmeyecekmişsin gibi davran. Yarın yaparım, öbür gün yaparım, gelecek ay yaparım de ve acele etme o konuda. Ama namaz mı kılacaksın? Bir âhiret işi mi yapacaksın? Hemen ölüverecekmişsin gi-bi acele et o konuda. Hemen kılıver namazını, yarına bırakma onu. Veya meselâ evde çocuklarınıza onları daha iyi Müslümanlaştırmak ve cennete kazandırmak için ders mi başlatacaksınız? Böyle bir şey mi düşünüyorsunuz? Aman acele edin. Aman yarına bırakmayın, yarın ölecekmişsiniz gibi davranın. Çünkü belki yarın dinlemeyebilirler sizi. Ağaç yaş iken eğilir, yarın tutmayabilirler sözünüzü. Veya yarına çıkmayabilirsiniz de çocuklarınız arkanızda eğitimsiz kalabilirler. Veya meselâ birilerine tebliğ mi yapacaksınız? Acele edin, yarın hayatta olmayabilirsiniz, yahut da yarın bu imkân elinizden alınabilir. Yarın ağzınıza bir bant yapıştırılıp kodese tıkabilirler sizi. Veya küs olduğunuz birileriyle mi barışacaksınız? Aman yarınlara bırakmayın onu. Acele edin, yarın o küs olduğunuz kişi de, siz de ölebilirsiniz çünkü. İnfakta mı bulunacaksınız birilerine? Aman acele edin, zira ya-rın ölebilir, yahut da fakir düşebilirsiniz. Kitabınızı mutlaka tanımak zorunda olduğunuzu mu anladınız? Kitapsız Müslümanlık olmaz gerçeğini bugün mü anladınız? Aman hemen başlayın! Yarına bırakmayın! yarın belki hayatta olmayabilir, imkân bulamayabilirsiniz. Evet hayır konuda, âhiret konusunda acele edin. Ama: Ama siz bunun tamamen aksine dünya konusunda acele ediyorsunuz da âhireti arkaya alıyorsunuz. Peşini öne alıyorsunuz da veresiyeyi geri bırakıyorsunuz. Peşinden yana, yani sonucunu acele dünyada görebileceğiniz işlerden yana oluyorsunuz da, sonucunu âhirette göreceğiniz veresiye işlere yanaşmıyorsunuz! diyor Allah. Ama siz bilirsiniz! Sonucuna kendiniz katlanmak üzere istediğiniz gibi hareket edin! Bildiğiniz gibi davranın, ama bilesiniz ki: