10. “De ki: “Eğer bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz; İsrâil oğullarından bir şahit de bunun böyle olduğuna şehadet edip de inanmışken, siz yine de büyüklük taslarsanız, bana söyleyin kendinize yazık etmiş olmaz mısınız? Doğrusu Allah zalim milleti doğru yola eriştirmez.” Ey kâfirler! Ey müşrikler! Düşünsenize! Baksanıza! Anlasanıza! Şâyet bu bana indirilen kitap Allah’tansa ve siz de zalimler olarak Allah’tan geleni inkâr etmişseniz ve sizin çok yakından ilmine, ahlâkına, sadâkatine şahit olduğunuz İsrâil oğullarından bir şahitte bunun böyle olduğuna, yani bu kitabın gerçekten Allah’tan gelme olduğuna şahitlik edip inanmışsa, siz de buna rağmen büyüklük taslayarak bana ve bana gönderilen bu kitaba karşı çıkmaya devam ederseniz ken-di kendinize yazık etmiş olmaz mısınız? Sizin hiç aklınız yok mu? Hiç düşünmüyor musunuz? Böyle bir durumda sizin haliniz ve âkıbetiniz nice olur? Acaba biz ne yapıyoruz? Biz şu anda neyi reddediyor ve niçin reddediyoruz? Acaba bu kitap gerçekten Allah’tan mı, değil mi? Acaba bu kitabın gerçekten Allah’tan geldiğine şahitlik eden birileri var mı, yok mu? Acaba bizler şu anda hak olan bir kitabı ve hak olan bir peygamberi mi reddediyoruz? Rabbimiz, Beni İsrâil’den bir şahidin bu kitabın Allah’tan geldiğine şahitlik ettiğini ve ona inandığını söylüyor. Bu şahidin kim olduğu konusunda birkaç görüş vardır: Bu, Beni İsrâil’den şahit Abdullah ibni Selâm’dır denmiştir. Me-dine’de en büyük Yahudi âlimlerinden birisiydi ve Tevrat’taki son elçiyle alâkalı alâmetleri iyi bildiği için, hicretten hemen sonra Allah’ın Resûlü’ne ve ona gönderilen kitaba iman etmiştir. Hattâ Sâd bin Ebi Vakkas: “Ben Rasûlullah’ın Abdullah ibni Selâm hariç yeryüzünde yü-rüyen hiçbir kimseye bu cennetliktir dediğini işitmedim” buyurur. Veya burada anlatılan şahit Hz. Mûsâ’dır. İsrâil oğullarının pey-gamberi Hz. Mûsâ da şu anda bu peygambere indirilen kitabın bir benzerine yani Tevrat’a, Allah’ın kitap göndererek kullarının hayatına karışması konusuna şahitlik etmiştir. Veya kendi dönemlerinde, bizzat ahir zaman elçisinin geleceğine Hz. Mûsâ da (a.s) Hz. Îsâ da (a.s) şa-hitlik etmişlerdir. Bugün bu Kur’an’ı inkâr edenler, otomatikman bu kitabın benzeri olan Tevrat’ı da inkâr etmiş pozisyonuna düşmektedirler. Öyle değil mi? İnsan ne yaptığını, neyi inkâr ettiğini biraz düşünmeli. Reddettiği şeyin bir benzeri kendi inandığı peygamberi tarafından getirilmişse bunu inkâr ederken aynı zamanda onu da inkâr etmiş olmuyor mu? Tevrat’a ve İncil’e inandığını iddia edenler bilmiyorlar mı ki bu ki-tap da aynı kaynaktan gelmiştir. Bilmiyorlar mı ki inandıkları kitapların içinde bu kitabın ve bu peygamberin kesin müjdeleri vardır. Öyleyse bugün bu Kur’an’ı inkâr eden Yahudi ve Hıristiyanlar bilsinler ki, onlar bu kitabı inkâr ederlerken aynı zamanda kendi kitaplarını da inkâr etmektedirler. Ya da âyet-i kerimede anlatılan şahitten kasıt şudur: Bu kitap size ilk defa arz ediliyor değildir. Daha öncede bu kitabın talimatları Tevrat ve İncil ve diğer kitaplar vasıtasıyla İsrâil oğullarına gönderilmişti ve İsrâil oğulları da bu kitaplara iman edip şahitlik etmişlerdi.