Ahkâf Suresine Dön

Ahkâfالأحقاف

11. Ayet

11Ahkâf Suresi

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْرًا مَا سَبَقُونَٓا اِلَيْهِۜ وَاِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِه۪ فَسَيَقُولُونَ هٰذَٓا اِفْكٌ قَد۪يمٌ

Kâfirler, iman edenler için dediler ki: “Şayet o (din), hayırlı olsaydı bunlar (onu kabulde) bizim önümüze geçmezlerdi.” Onunla hidayete ermedikleri için de, “Bu, eski bir uydurmadır/iftiradır.” diyeceklerdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11. “İnkâr edenler, inananlar için: “Eğer İslâmiyet’te hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi” derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, “Bu eski bir uydurmadır” derler.” Kâfirler mü’minlerle alay ederek onları dillerine doladılar. Hakkı dillerine dolamak istediler. Hakkın sâliklerini dillerine dolamak ve alaylarına konu etmek istediler. Hak karşısında bâtıl bir delil getirerek hakkı reddetmelerini mantıklı hale getirmek istediler. Küfrün mantığı olmaz ama böyle bir mantık kazandırmak istediler ve dediler ki: “Eğer bu dinde, bu peygamberde, bu kitapta gerçekten bir hayır bulunsaydı, bu kitap hayırlı olsaydı, bu dini daha önce kabul eden şu ayak takımı bu konuda bizi geçemezdi. Eğer bu dinde bir hayır olsaydı, onlardan önce biz iman ederdik. Onlardan önce biz sahip çıkardık. Eğer bu din hak bir din olsaydı, onlardan önce ona biz koşar, biz kabullenirdik. Baksanıza, bu dinin değeri ona sahip çıkanlardan anlaşılmaktadır.” Böyle söyleyerek müslümanlarla alay ediyorlardı. “Biz zenginler, biz kültürlüler dururken bu garibanların sahiplendiği din ancak bu kadar olur,” diyerek kendilerini bu konuda kıstas kabul ediyorlar. Kendilerinin hayır dedikleri hayırlı, şer dedikleri de şerdir. “Bizim sahiplendiklerimiz hayırdır,” diyorlar. Tam demokrasi anlayışı. Madem ki kendileri buna sahiplenmediler, madem ki kendileri onunla yol bulamadılar, öyleyse bu hayır değildi. “Bu başka değil, öteden beri tekrar edile gelen uydurma bir şeydir,” dediler. “Madem ki bu işi ben yapmadım öyleyse bunda hayır yoktur. Madem ki bunu ben ortaya koymadım öyleyse bu iş doğru değildir. Madem ki biz buna sahiplenmedik, öyleyse bu bâtıldır!” Hak da ölçü de bu insanların kendileridir. İnsanlar hakka tabi olmuyorlar, hak garip kalmış diye, hak, hak olma özelliğini kaybetmez. Kimse sahip çıkmasa bile hak, haktır. Bir şeyin hak olması için herkesin ona yönelme şartı yoktur. Tüm yeryüzü insanlığı reddetse bile hak yine haktır. Kitap hak-dır, iman hakdır, peygamber, hidâyet hak ve hayırdır. İsterse yeryüzünde tüm insanlık bunu reddetmiş olsun! Müşrikler, Rasûlullah Efendimize tabi olan müslümanları, Am-mar, Süheyb, Bilal gibi müslümanları ayak takımı olarak görüyorlardı. “Eğer bu din hayırlı bir din olsaydı onlar bu konuda asla bizi geçe-mezlerdi. Develerimizin çobanları bizden önce ona inanmazlardı,” di-yor ve böylece Rasûlullah’ı ve onun mesajını reddetme konusunda bir delil olarak buna sığınıyorlardı. Tabii bununla da muvaffak olamayacaklarını anlayınca, bu defa da, “bu başka değil, eskilerin uydurduğu yalanlardan bir yalandır,” diyorlardı.