17. “Annesine babasına: “Öf ikinizden; benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, anne-babası Allah’a sığınarak: “Sana yazıklar olsun! İnan; doğrusu Allah’ın sözü gerçektir” dedikleri halde: “Bu Kur’an öncekilerin masallarından başka bir şey değildir” diye cevap verirler.” Ana ve babasına “öf be!” diyerek karşı gelen bir adam... Ana-babasına diyor ki: “Tekrar dirileceğimi, tekrar yeni bir hayata kalkacağımı mı söylüyorsunuz bana? Benden önce nice çağlar, nice kuşaklar gelip geçmişken, şu ana kadar onlardan hiçbirisi dirilip geri dönmediği halde, siz benim tekrar diriltileceğimi ve hesaba çekileceğimi söylü-yorsunuz, öyle mi?” Daha önce ölüp gidenlerden hiçbirisinin dirilip ge-ri dönmediğini delil getirerek, kendisinin de öldükten sonra bir daha dirilmeyeceğini iddia etmeye çalışıyor. İşte iki insan tipi. Ana-babasına ihsan eden, onlar karşısında Allah huzurunda olduğunu unutmayan, onların Allah arzusuna uygun arzularına itaat eden bir evlât tipiyle öte tarafta kendisini Allah’a kulluğa çağırdığı halde onlara “öf” diyerek kırıp döken bir evlât tipi. Bu âyetlerin geldiği dönemde bu iki insan tipinin ikisi de vardı. Ana-ba-basına itaat eden yiğit gençler de, ana-babasına isyan eden kâfir evlâtlar da vardı. Günümüzde bunların ikisine de rastlamak mümkündür. Ana-babası diyor ki, “yazıklar olsun sana, gel iman et! Yarın dirilecek ve yaptıklarının tümünden hesaba çekileceksin!” Evlâtları diyor ki, “hayır! Bu sizin söyledikleriniz, diriliş, sırat, haşr, mîzan, hesap, kitap hepsi de hayaldir, efsanedir.” Böyle bir çocuğa sahip olmaktan, böyle bir kâfirle evimizi, hayatımızı paylaşmaktan Rabbim hepimizi korusun. Eğer böyle bir çocuğumuz varsa, o zaman Rabbimizin âyetinde anlattığı ana-babanın misyonunu üstlenmek, onların tavırlarını sergilemek zorundayız. Böyle bir durumda bir taraftan evlâdımıza nasihat edip onu eğitmeye çalışırken, diğer taraftan da Rabbimize yalvarıp yakarmak zorundayız. Unutmayalım ki biz Rabbimize ne kadar teslim isek, hanımlarımız ve çocuklarımız da bize ancak o kadar teslim olacaklardır. Hanımlarından ve çocuklarından gerek kendisine gerek Allah’a itaat bekleyen babalar, kendilerinin kendi efendilerine ne kadar itaat ettiklerine bir baksınlar. Kendi efendilerine itaat etmeyenlerin, evlâtlarından kendilerine ve Rabblerine itaat bekleme hakları yoktur.