Ahkâf Suresine Dön

Ahkâfالأحقاف

21. Ayet

21Ahkâf Suresi

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍۜ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

Âd (Kavmi’nin) kardeşi (Hûd’u) hatırla. Hani o, kavmini Ahkâf (denilen mevkide) uyarmıştı. Muhakkak onun önünde ve ardında birçok uyarıcı geçmişti (ve kavimlerine şöyle demişlerdi): “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Şüphesiz ki ben, sizin için büyük günün azabından korkuyorum.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

21. “Ey Muhammed! Âd milletinin kardeşi Hûd’u an; ondan önce ve sonra, “Allah’tan başkasına kulluk et-meyin” diyen nice uyarıcılar gelip geçmişken, Ahkâf bölgesindeki milletini uyarmış, “Doğrusu sizin için, büyük günün azabından korkuyorum,” demişti.” Ey peygamberim, Âd’ın kardeşini de an ki, o kavmini “Ahkâf”-da uyarmıştı. Ahkâf; eğri-büğrü kum tepeleri demektir. Burası, Âd kavminin yaşadığı bölgedir. Onlar hayatlarında Allah’ı diskalifiye etmişler, Allah’ın insan hayatını düzenlemek üzere gönderdiği hayat programını terk ederek keyiflerince bir hayat yaşıyorlardı. Allah’ın kendilerine gönderdiği elçisi Hûd (a.s) onları uyardı. İbni İshak’ın rivâyetine göre, Âd kavmi Umman’dan Yemen’e kadar uzanan geniş bir bölgede, Ahkâf denen bölgede yaşıyordu. Bu bölgeye yerleşmiş olan Âd toplumu, tüm civar ülkelere de hakim bir durumdaydı. Şu anda bile Hadramevt taraflarında bunların evlerinin-barklarının kalıntılarına rastlanmaktadır. Gerçekten çok muhteşem bir medeniyet kurmuşlardı. Araplar, bu muhteşem toplumun medeniyetiyle birlikte helâk edildiği o bölgeye girmekten çok korkar ve asla o bölgeye girmezler. Bir ara İngilizler o bölgede araştırma yaparlar. Yu-karıdan helikopterle bir kova bırakıp aşağıdan toprak almak isterler ama yere değer değmez kovanın eridiğini, toprak tarafından yutulduğunu ve sarkıttıkları ipin de çürüdüğünü görürler. Allah o topluma Hûd’u (a.s) gönderir. İşte Rabbimiz, “kardeşleri Hûd’un (a.s) toplumunu uyarısını ve onun uyarısına aldırış etmediği için toplumun başına gelenleri de an,” diyerek peygamberine ve peygamber yolunun yolcusu olan bizlere bir gündem maddesi hatırlatıyor. Hatırlayın ki, Âd toplumunu kardeşleri Hûd uyarmıştı. Ondan önce ve sonra da o topluma uyarıcılar gelmişti. Hûd’dan (a.s) önce ve sonra da onlara peygamberler gelmiş ve her biri onları uyarmıştı. Allah’ın kutlu elçileri aynı değişmez yasayı onlara ulaştırmışlardı. Neydi bu değişmez yasa? Allah’ın elçisi onları şöyle uyarmıştı: “Allah’tan başkalarına kulluk etmeyin. Sizin tek Rabbiniz Allah’tır. Tüm hayatınızda sadece Allah’a kul olun. Ekonomik hayatınız Allah’ın dediği gibi olsun. Aile hayatınızda Allah’ın dedikleri hakim olsun. Hukukunuzda, siyasal yapılanmanızda, eğitiminizde, kılık-kıyafetinizde, kazanmanızda-harcamanızda, yemenizde-içmenizde, gecenizde-gün-düzünüzde Allah’ın yasaları hakim olsun. İbadet, hayatın tümünü kap-sar. İbadet, sadece namaz ve oruçla sınırlı değildir. Tüm hayatınızda Allah hakim olsun. Değilse ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. Eğer hayatınızda Allah’ı ve Allah’ın yasalarını hesaba katmadan yaşamaya devam edecek olursanız, korkuyorum ki başınıza çok kötü şeyler gelecek!” Peygamberin uyarısı karşısında, bakın onlar diyorlar ki: