26. “Ey Mekkeli putperestler! Andolsun ki onları, sizi yerleştirmediğimiz yerlere yerleştirmiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalpleri onlara bir fayda sağlamadı, zira, Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı, alaya aldıkları şeyler onları kuşatıp yok ediverdi.” “Ey onların arkasından gelip, onların başlarına gelenleri görüp duydukları halde akıllarını başlarına almayarak tıpkı onlar gibi Allah’a, Allah’ın âyetlerine, Allah’ın elçisine karşı düşmanca tavırlar sergilemeye çalışan Mekkeliler! Veya ey yirminci asrın zalimleri! Andolsun ki biz onlara şu anda sizlere vermediğimiz şeyler vermiştik. Onlara size vermediğimiz mallar, mülkler, imkânlar, fırsatlar, konumlar, iklimler, coğrafyalar, topraklar, yerleşim merkezleri vermiştik. Onlara hakkı ta-nısınlar, gerçeği anlasınlar, Rabblerinin büyüklüğünü, Rabblerinin ru-bûbiyet ve ulûhiyetini, Rabblerinin cennet ve cehennemini anlasınlar, Rabblerinin âyetlerine intibak etsinler de sadece Rabblerine kulluk et-sinler, sadece Rabblerine kul olmaları gerektiğini anlasınlar diye onlara gözler, gönüller ve kulaklar vermiştik. Kulluğu anlamaları için ne lâ-zımsa hepsini vermiştik.” Rabbimiz bunları onlara da, bize de vermiştir. Bugünkü kâfirlere de vermiştir. Kıyâmete kadar kâfir ve müslüman herkese vermeye devam edecektir. Peki bunları niye veriyor Rabbimiz? Onları kullanarak Rabblerine karşı kulluğu anlasınlar diye vermişti ama onlar Allah’ın kendilerine lütfettiği bu hassalarını kullanamadılar. Onların ne gözleri, ne kulakları, ne de gönülleri başlarına gelecek azaba engel olamadı. Onlar, kulluk gerçeğini anlamalarına yardımcı olmadı. Çünkü onlar bu azalarını kullanmak istemediler. Allah’ın âyetlerine karşı peşinen kapılarını pencerelerini kapamışlardı. Bile bile Allah âyetlerini inkâr tavrı sergiliyorlardı. İşi baştan bitirmişlerdi. Aslında Allah’ı, Allah’ın âyetlerini biliyorlardı. Bile bile, peşin peşin reddediyorlardı. Hayatları, yaşantıları, beklentileri reddetmelerini gerektiriyordu. Çünkü inandıkları zaman kesinlikle biliyorlardı ki ha-yatları değişecekti. Allah’a, Allah’ın âyetlerine, Allah’ın hayat programına yöneldikleri zaman huzurları kaçacaktı. O zaman insanlara zulmedemeyecekler, kan içemeyecekler, tanrılıkları bitecek ve sömürü düzenleri sona erecekti. Saltanatları, çıkarları sona erecekti. Onun için biliyor ama bile bile inkâr ediyorlardı. İşte inkâr ettikleri şeyler de onları çepeçevre kuşatıverdi.