26, 27. “Allah, Kitap ehlinden, kâfirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalplerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz. Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye kâdir olandır.” Allah kitap ehlinden, Yahudilerden müslümanlara karşı kâfirleri destekleyen, müttefik güçlere müslümanlar aleyhine yardım eden Kureyza Yahudilerini kalelerinden indirdi. Onların güçlü kuvvetli kaleleri vardı. Onların kalplerine korku saldı da sizler yaptıkları bu ihanetlerinin karşılığı olarak onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz. Çünkü onlar sizi arkadan hançerlediler. Sizinle yaptıkları anlaşmalarını bozarak, müttefik güçlere destek vererek size sıkıntılı anlar yaşatmışlardı. İşte bu kalleşliklerinden ötürü Allah onları güçlü, kuvvetli, muhkem kalelerinden indiriverdi. Onların kalplerine korku saldı da müslümanlar onları çepeçevre kuşatıverdiler. En sonunda kendileri hakkında yaptıkları bu hainliklerinin cezasını Tevrat’a göre bizzat kendileri verdiler ve kendileri hakkındaki kararları da gerçekten çok acı olmuştur. İşte bu cezanın sonucunda onlardan bir kısmını öldürüyordunuz, eli silah tutanları öldürüyor, bir kısmını da, kadınları ve çocukları da esir alıyordunuz. Ve böylece Medine’de Rasûlullah’a ve beraberindeki müslümanlara ihanet eden Beni Kureyza Yahudileri cezalarını bulmuş oluyordu. Yine böylece kâh Yahudilerle, kâh Mekke müşrikleriyle anlaşarak, dayanışma içine girerek için için Medine’de müslü-manlar aleyhine komplolar çevirmeye çalışan münâfıklar da yavaş yavaş sindirilmeye başlamıştır. Ama yine de toplumda Allah ve Resûlünü aldatmaya çalışan, müslüman olmadıkları halde zâhiren müs-lüman görünen kimselerde varlıklarını sürdürüyorlardı. Rabbimizin peygamberine ve müslümanlara müjdesi devam ediyor. Evet artık bir dereceye kadar Medine sağlama alınmıştı. Biraz sonra Hayber fethedilecek, Hayber’in fethinden iki sene sonra da Mekke’nin fethi müyesser olacaktı. Ve hicretin 10. senesi tüm Arabistan yarımadası müslümanların egemenliği altına girecekti. Ve daha sonra Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali efendilerimizin hilafeti dönemlerinde Çin seddinden Atlas okyanusuna kadar, Azerbaycan ve Kafkaslardan Afrika içlerine kadar tüm dünya müslüman-ların eline geçecekti. İşte böylece ey müslümanlar, o Yahudilerin, o Kureyza oğullarının tüm yerlerine, yurtlarına, mallarına, mülklerine, arazilerine, şehirlerine hakim oldunuz. Ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri, başka başka ülkeleri de Allah size miras olarak verecektir. Daha dünyanın nice topraklarına ayak basacaksınız. Allah her şeye kâdir olandır. Öyleyse ey peygamber, ey peygamber yolunun yolcuları haydi size bütün bu lütuflarını ulaştıran Rabbinizin dini uğrunda savaşa. Haydi Rabbinize kullar kazandırmaya. Haydi küfür ve şirk bataklığında ezilen insanları iman ve tevhid dirilişine dâvete. Haydi nice zaferlere, nice galibiyetlere müjdesini veriyordu Rabbimiz. Unutmayın ki uğrunda savaştığınız Allah çok güçlüdür. Allah her şeye kâdirdir. Allah her şeye güç yetirendir. Allah tüm savaşları yönetendir. Allah tüm savaşları yönlendirendir. Öyleyse haydi henüz ayak basmadığınız topraklara doğru hareket edin. Oralarda Allah’ı tanımadıkları için, Allah’ın dininden, kitabından, peygamberinden habersiz bir hayat yaşadıkları için kimisi küfrün, kimisi şirkin, kimisi şeytanların, kimisi tâğutların, kimisi nefislerinin kurbanı olarak cehenneme doğru giden insanları cennete kazandırmak için harekete geçin diye teşvikte bulunurken, diğer taraftan da müslümanların dikkat edecekleri önemli bir hususu dile getirecek Rabbimiz. Aileyi sağlama almalarını öğütleyecek. Müslümanların eşlerinin, peygamber eşlerinin nasıl olmaları gerektiğini? Dünyacı mı? Yok-sa âhireti hedefleyen bir hayatı mı tercih edeceklerini anlatacak Rab-bimiz. Evet müslümanlar fatihler olacaklar, dünyayı bir baştan öteki başa fethedecekler, ama bu fetihleri gerçekleştirebilmek için özellikleri ailelerini sağlama almak zorunda kalacaklar. Aile yapılarını Allah’ın ve Resûlünün istediği gibi ağlama aldıkları andan itibaren Rableri tarafından kendilerine fetih yolları açılacak. Bakın bunun yasasını da bundan sonraki âyetlerinde Rabbimiz şöylece gündemimize getiriyor: