30,31. “Ey Peygamberin hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır. Sizlerden Allah'a ve peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyene ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır.” Ey peygamber hanımları, ey toplum önderinin, toplum örneğinin, liderinin hanımları. Ey toplumun önüne rehber olarak çıkan mü’-minlerin hanımları sizler öteki müslüman hanımlarından birisi değilsiniz. Sizler başkaları gibi değilsiniz. Siz peygamber hanımlarısınız, siz peygamber yolunun yolcusu önder mü’minlerin hanımlarısınız. Sizlerin sorumluluğunuz başka kadınların sorumluluğu gibi değildir. Siz diğer kadınlardan farklısınız. Siz vahyin indiği bir evin hanımlarısınız. Eğer sizden biri apaçık bir fuhşiyyatla, bir günâhla, bir kötülükle gelirse, bir geçimsizlik, bir kötü huy sahibi olursa ona iki kat azap vardır. Onun cezası öteki kadınların iki katıdır. Çünkü işlenen günâhın büyüklüğü kişilerin fazilet ve mertebelerinin büyüklüğüyle orantılıdır. Ve bu cezayı vermek te Allah’a çok kolaydır. Yâni onların peygamber (a.s)’ın eşleri olmaları cezanın gelmesine engel değildir. Evet Rabbimiz peygamber hanımlarına böylece hitap ederek onların değerlerinin çok yüce olduğunu, katında çok şerefli bir makamları olduğunu ve bu makama lâyık olmaları gerektiğini anlatıyordu. Gerçekten de O peygamberdi. O Allah’ın yeryüzünde kendisiyle konuştuğu, kendisine vahiy gönderdiği, Allah’ın yeryüzünde sözcülüğü sorumluluğunu yüklenmiş toplumun önderliğine soyunmuş, insanlar önünde ön plana çıkmış, toplumun örneğiyim, önderiyim diyen bir peygamberdi, bir örnek şahsiyetti. Elbette tüm insanlığın hidâyetine sebep teşkil edecek, herkesin önüne geçecek bir peygamberin hareketlerine, tavırlarına, sözlerine, davranışlarına çok dikkat etmesi gerekecekti. İnsanlığın şahsında doğruyu bulması gereken böyle bir önderin yapabileceği bir hata, sergileyebileceği bir yanılgı, görüntüleyeceği bir falso kendisini adım adım izleyen, kendisini örnek alan insanların hepsinin bir yanılgı içine girmesine sebep teşkil edecektir. Toplumun önderinin sorumluğu diğer insanlarının iki katıdır. Birisi kendi sorumluluğu, ikincisi de kendisini takip edenlerin sorumluluğudur. Toplumun önüne geçmiş müslüman erkekler ve onların hanımları da böyledir. Onlar toplumun önünde bir yanlış iş yaparlarsa, çirkin bir örneklik sergilerlerse onlara günâh iki kat olacaktır. Bakın Hz. Ömer efendimizin hayatından bir örnek: Hilafeti dö-neminde Hz. Ömer efendimiz bir sefer esnasında ihtilam oldu. Hemen gömleğini yıkayıp üzerine giymeye çalışırken sahâbeden Amr Bin Avf dedi ki, ey mü’minlerin emiri ben sana başka bir gömlek vereyim de o gömleğin kuruyuncaya kadar onu giyersin dedi. Ömer efendimiz bunu sevmedi ve dedi ki âdet mi olsun istiyorsun? Toplum içinde böyle iki gömlek sahibi olmayı âdet haline mi getireyim? Söylesene içimizde kimin var iki gömleği de benim olsun? diyordu. Ömer efendimiz bu sözü söylediği zaman dünyanın bir numaralı devlet başkanıydı. Dünya saltanatına sahip olsalar bile o efendilerimiz böyle yaşıyorlardı. Dünyanın saltanatına sahip oldukları halde ikinci bir elbiseleri yoktu. Aslında iki değil bin elbise alacak imkânları vardı ama toplumda onu bulamayanlar olduğu sürece bunun âdet haline gelmesini istemiyorlardı. Çünkü onlar örnek insanlardı. Ben müslümanım diyerek toplumun önüne geçecek, topluma önderlik edecek insanların tüm hayatlarına dikkat etmeleri gerekecektir. Onları gören insanlar şöyle dememelidirler: Bak bizim önderimiz, bizim örneğimiz, liderimiz son model arabaya biniyor. Bizim başkanımız villada oturuyor. Bizim reisimizin hanımı en nadide elbiseler giyiyor. Bizim hocamız konforlu bir hayat yaşıyor. Biz de onun gibi olmak zorundayız. Biz de onun gibi yaşamak zorundayız diyerek insanların din diyanet tanımadan, kitap sünnet tanımadan gece gündüz o hayata ulaşmanın derdine düşmelerine sebep olmamalıdır reisler, önderler, imamlar. İnsanların sapmasına fırsat vermemelidirler. Müslümanların önderliğine soyunanlar buna çok dikkat etmek zorundadırlar. Reisler, başkanlar, imamlar, hoca efendiler namazlarıyla, infaklarıyla, hayatlarıyla, mala bakışlarıyla, özgürlük anlayışlarıyla, izzet ve şerefleriyle öyle güzel bir hayat yaşayacaklar ki insanlar onun gibi olma savaşı içinde olacaklar. Ve insanlar onun gibi iyi bir müslüman olma kavgası verirlerken Allah da onun sevabını, onun mükâfatını iki misli verecektir. Bir kendi müslümanlığının güzelliğinden ötürü, bir de insanlara iyi bir örnekliğinden ötürü Allah ona iki kat ecir verecektir. Evet öyle müslümanca bir hayatın, öyle müslümanca bir evin, öyle müslümanca bir düğünün, öyle müslümanca bir harcama anlayışın olsun ki, bu toplumun en gariban insanı bile onu örnek alıp yaşayabilsin, yapabilsin de senin karşında aşağılık duygusu yaşamasın. Senin gibi olamadığı için sapmalar içine girmesin. Müslüman olarak Rasûlullah efendimizi, Hz. Ali efendimizi, Fatıma anamızı, Ayşe anamızı örnek almak zorundayız. Önüne geçtiğimiz insanlara şahsiyetli bir hayat göstermek zorundayız. O zaman kesinlikle bilelim ki iki kat sevap alacağız demektir. İşte Rabbimiz burada peygamber hanımlarına bu müjdeyi veriyordu. Tabii ki kıyâmete kadar tüm örnek insanlara aynı müjdeyi veriyor. Ey peygamber hanımları, sizler diğer kadınlar gibi değilsiniz. Sizler Muhammed (a.s)’ın, örnek insanın, model insanın hanımlarısınız. Sizler toplumda sizi örnek alacaklara güzel bir örnek sunmalısınız. Eğer sizler güzel bir müslümanlık yaşarsanız, Allah ve Resûlüne itaat ederseniz, sâlih bir hayat yaşarsanız sevabınız iki kat olacaktır. Allah’ın kerim rızıkları, güzel rızıkları sizi beklemektedir. Evet demek ki peygamber hanımlarının günâhlarının da sevaplarının da karşılığı diğer kadınlara nazaran iki kattır. Çünkü onlar toplumun örnekleri, önderleridirler. Onların günâhları da, sevapları da sadece kendileriyle sınırlı kalmayacaktır. Onların iyilikleri bir toplumun kurtulmasına sebep teşkil ederken, kötülükleri de bir toplumun mahvolmasına sebep olacaktır. Onun içindir ki cezalandırılırlarken hem kendi günâhları, hem de kendilerini takip edenlerin günâhlarıyla cezalandırılırlar. Mükâfatlandırılırlarken de aynısı geçerlidir. Onun içindir ki topluma örnek olan selef önderlerimiz insanlara kötü örnek olacak bir davranışta bulunmadıkları gibi, kendilerine helâl olan bazı şeyleri bile toplumun geneli onlara ulaşamama problemi yaşıyorsa o toplumun en garip, en fukara insanlarının yaşayabileceği bir hayattan asla vazgeçmemişlerdir. Hiçbir kimsenin imrenmeyeceği bir hayatın sahibi olmuşlardır. Toplumda hiç bir kimsenin komplekse girmesine izin vermemişlerdir. Bir hurmayla doyabileceklerse ikinci hurmayı asla düşünmemişler, helâl olduğu halde pek çok dünya nimetlerinden sarfı nazar etmişlerdir. Allah’ın razı olduğu bir hayatla bu dünyadan ayrılıp gitmişlerdir, Rabbim hepsinden razı olsun.