37. “Ey Muhammed! Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: “Eşini bırakma, Allah'tan sakın” diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyor-dun. İnsanlardan çekiniyordun oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki, evlâtlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine ge-lecektir.” Ey peygamberim, sen Allah’ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin Zeyd’e diyordun ki. Allah’ın kendisine hidâyet nasip buyurduğu, senin de kendisini kölelikten âzâd edip hürriyetine kavuşturduğun, kendisine çok iyi davrandığın Zeyd’e nasihat ediyordun. Gerçekten de Rasûlullah efendimiz Zeyd’e çok iyi davranmıştı. Bir savaşta ailesi tarafından kaybedilen, sonra köle olarak satılan ve Hatice anamız tarafından Rasûlullah’ın hizmetine intikal eden Zeyd’e Allah’ın Resûlü çok büyük ikramlarda bulundu. Hattâ yıllar sonra bir gün ailesi Zeyd’i Mekke’de bulurlar ve geri götürmek için gelirler. Allah’ın Resûlü babasına ve amcasına der ki buyurun kendisi sizinle gitmeyi isterse alın götürün der. Sorarlar Zey-d’e, ey oğlum bizimle gelir misin dediler. Zeyd der ki hayır, vallahi ben hiç kimseden görmediğimi Muhammed’de gördüm, ben onun yanında kalmayı tercih ederim. Henüz Muhammed (a.s) peygamber değildi. Babası ve amcası onun durumunun çok iyi olduğunu görünce bırakıp gittiler. Zeyd’in Rasûlullah’ın yanında kalması gerçekten çok iyi oldu. Bir kaç yıl sonra Muhammed (a.s) Allah’ın elçisi olunca Hatice anamızdan sonra belki kendisine ilk iman etme şerefine erenlerden oldu Hz. Zeyd. Ve Kur’an’da hiçbir kimseye nasip olmayan büyük bir şeref Zeyd’e nasip oluyordu. Zeyd Kur’an’da Rabbimizin ismini zikrettiği tek sahâbedir. Evet Allah’ın böylece nimetlendirdiği, senin de kendisine nimet verdiğin o Zeyd’e nasihat ederek diyordun ki ey peygamberim: Ey Zeyd zevcini tut. Sakın onu boşama. Allah’tan ittika et. Aman dikkat et, sakın onu boşamaya kalkışma diyordun. Anlıyoruz ki artık bu evliliğin tadı kaçmış, geçimsizlik hat safhaya varmış ve Zeyd de Zeynep te boşanmadan söz eder olmuşlardı. Çünkü bıraktığı anda Muhammed (a.s) onunla evlenmek zorundaydı. Allah böyle istemişti. Allah’ın yasası buydu. Yine sen ey peygamberim, nefsinde olanı gizliyordun, halbuki Allah onu açıklayacaktı. Allah’ın açıkladığını, açığa çıkaracağını sen nefsinde saklıyor, gizliyordun. İnsanlardan korkuyordun. İnsanlardan korkarak içindekini gizliyordun. Yâni evlâtlığımın hanımıyla nasıl evleneceğim? Böyle bir yasağı nasıl işleyeceğim? Bunu insanlara nasıl anlatacağım? Dedikoduların önüne nasıl geçebileceğim? Evet gerçekten de bu çok zor bir işti ve o gün de, bugün de Rasûlullah efendimizin Zeynep anamızla gerçekleştirdiği bu izdivacını hâlâ diline dolayan insanlar varlıklarını devam ettirmektedirler. Evet ey peygamberim, sen o zaman insanlardan çekinip korkuyordun. Halbuki: Allah korkulmaya insanlardan daha lâyıktır. Korkma diyordu Rabbimiz. O boşayacak ve sen onu alacaksın. Bunda bir sakınca yoktur. Biz artık evlâtlığın evlâtlık olmadığını, evlâtlığın geçersizliğini ortaya koyduk. Bu yasayı belirttik. Her ne kadar önceki bir yanlış gelenekten dolayı bu sana zor gelse de, toplum senin yapacağın bu devrimi yadırgasa da, senin hakkında olmayacak sözler söylese de Biz bunun pratiğini bizzat senin üzerinde uygulayacak ve kıyâmete kadar bu bir örnek olacak diyordu Rabbimiz. Ne zaman ki Zeyd onunla ilişkisini kesince, yâni karısı Zey-neb’i boşayınca: Onu, Zeyneb’i sana nikâhladık, onu sana zevce olarak takdir ettik. Âyetin bu ifadesinden ötürü Zeynep anamız diğer analarımıza karşı övünüyordu. Benim nikâhımı Rabbim kıydı diye. Sizin nikâhlarınızı peygamber kendisi kıydı, ama benimkini Rabbim kıydı diye diğer hanımlarına karşı iftihar ediyordu. Gerçekten de sevinilecek, övünülecek bir şerefti bu onun için. Niye böyle yapmış Rabbimiz: Artık müslümanlar üzerine şu zorluk olmasın diye. Evlâtlıklarının boşadıkları hanımlarıyla evlenmelerinde bir zorluk olmasın diye işte bunu ilk önce senin üzerinde uyguladık diyor Rabbimiz. Zaten sûrenin ilk âyetlerinde yasasını ortaya koymuştu Rabbimiz, bundan sonra artık evlâtlık anlayışı bitmiştir. Evlâtlığın boşadığı kadınla, ya da evlâtlığın ölümüyle boşa çıkan dul kadınla daha önce onu evlâtlık edinen kimsenin evlenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Allah’ın emri, Allah’ın yasası işte böylece gerçekleşmiş oldu. Rabbimizin kendisine daha önce vahiy yoluyla bildirdiği bu eylemi gerçekleştirmesi gerçekten Rasûlullah efendimize biraz zor geldi. Boşandıktan sonra Zeyd’i gönderdi Zeynep anamıza dedi ki git onu bana iste Zeyneb’i. Zeyd haberci olarak Zeyneb’e gitti, gerçekten çok enteresan bir hadise. Daha önce onun hanımıydı, boşadı onu ve şimdi peygamber (a.s)’a onu istemeye gidiyordu. Bizim için çok zor bir şey gibi ama Allah ve Resûlü bir şeye karar verdikten sonra artık ne geleneklerin, ne törelerin, ne de başka şeylerin bir anlamı kalmı-yor. Allah yasası her şeyin önüne geçecektir. Karar büyük iradenindir ve onun önüne geçebilecek hiçbir şey yoktur. Zeyd de Zeynep de ar-tık buna boyun eğecektir. Ayrılmışlardı ve bundan sonra Zeynep anamız bizim anamız olacaktır, olmuştur. Rasûlullah efendimizin değerli eşlerinden bir eştir. Ve yine hiçbir problem yok, Zeyd’le Zeynep yine kardeştirler. Karıkoca değiller ama müslüman kardeşler olarak kardeşlikleri devam edecektir, tüm boşanmış müslümanlara bir örnek olarak. Evet tüm boşanmış erkek ve kadınlar birbirleriyle kardeştirler, kardeşlik ilişkilerini zedelememelidirler. Nasıl ki evlenmeden önce kardeşlerse, boşandıktan sonra da bu kardeşlikleri devam edecektir. Birbirlerine düşman olmayacaklardır.