38. “Allah’ın Peygamberlere farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah’ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah’ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.” Allah’ın Peygamber’e (a.s) farz kıldığı şeylerde peygambere bir güçlük yoktur. Allah’ın istediği bir konuda hiç kimsenin peygambere bir söz söyleme hakkı da, yetkisi de yoktur. Bu bizzat Allah’ın Ra-sûlullah efendimize farz kıldığı bir evliliktir ve sadece Peygamber efendimiz için değil, tüm mü’minler için caiz olan bir iştir. Rabbinin farz kıldığı bir konuda peygamberin onu yerine getirmesinde bir güçlük yoktur. Bunu Allah emretti, Zeynep’le nikâhını bizzat Allah kıydı. Rablerinin istediği bir şeyi peygamberlerin yerine getirmeleri mutlak bir kanundur. Ne peygamberin böyle bir emri yerine getirmeme yetkisi vardır, ne de bir kimsenin Allah emrini icrâ eden bir peygambere söz söyleme hakkı vardır. Kimse peygamberi bu konuda kınayamaz. Kim-se bu konuyu diline dolayamaz. Yok efendim peygamber Zeyneb’i görmüştü de, beğenmişti de onu boşatmıştı da, onunla evlenmişti de gibi zırvaların hiçbir anlamı yoktur. Allah zaten problemi biliyordu, Zeyd’le Zeynep zaten geçinememişlerdi ve boşandıktan sonra da Rabbimiz ikisini evlendirecekti. Allah’ın bu yasası sadece Rasûlullah efendimizle ilgili değil: Daha önce gelip geçmiş ümmetlerde de Allah’ın uyguladığı bir yasadır bu. Allah kararını verir ve verdiği kararını peygamberine mutlaka uygulatır. Allah önceki tüm peygamberlerine mübah kıldığı şeylerde rahat hareket etme ruhsatı vermiştir. Nitekim Dâvûd ve Süleyman’a (a.s) uyguladığı çok kadınla evlenme ruhsatını Rasûlullah efendimize de vermiştir. Allah’ın takdiri her şeyin üzerindedir, Allah’ın emri ezelde takdir edilmiş bir kaderdir, ne değiştirilebilir, ne de bozulabilir; mutlak yerine getirilmelidir.