53. “Ey İnananlar! Peygamberin evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat dâvet edilirseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah’ın peygamberini üzmeniz ve ne de O’nun eşlerini nikâhlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.” Rasûlullah Efendimiz, Zeynep anamızla evlenir. Bu evliliği es-nasında Peygamberimiz bir yemek veriyor. Sahâbe-i kiram efendilerimiz dâvet edilmişler, Peygamberin evinde yemeklerini yemişler, işleri bittiği halde kalkıp gitmemişler, hâlâ oturmaktadırlar. Rasûlullah Efendimiz evlendiği anamız Zeynep’le, karısıyla beraber olacak, ama sahâbe evi terk etmiyor. Kimse yerinden kalkmıyor. Onlara karşı son derece şefkat ve merhamet sahibi olan Allah’ın Resûlü edebinden, hayâsından dolayı onlara kalkın gidin de diyemiyor, utanıyor. Ama ba-kın Rabbimiz sahâbe-i kiram efendilerimizi çok hoş bir şekilde uyarıyor: Ey İnananlar! Peygamberin evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin. Ancak çağrıldığınız zaman, dâvet edildiğiniz zaman, size girmeniz konusunda izin verildiği zaman girin. Yemek vaktini beklemeyin. Yemek beklemek üzere bir beklenti içine girmeyin. İzin verildiği zaman girin ve yemeği yiyince de dağılın. Sohbet et-mek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Allah’ın elbette onlardan çekinecek bir yanı yoktur. Çekinmediği için de bakın diyor ki ey müslümanlar, haydi çekin gidin, ne duruyorsunuz? Yemeği yediniz, işiniz bitti, hâlâ ne diye oturuyorsunuz? Ne diye peygamberi meşgul ediyorsunuz? Peygamberi böyle bir durumda ra-hatsız etmeye hakkınız yoktur. Yemeğinizi yedikten sonra dağılın. Uzun uzun laflara dalarak peygamberi meşgul etmeyin. Tabii bu sadece Peygamber’le (a.s) sınırlı değil, işi yoğun olan, ümmetin işleriyle uğraşan, ilimle, tebliğle meşgul olan müslü-manları da meşgul etmemek lâzımdır. Onların yanına gittiğiniz, davet edildiğiniz zaman eskiden yeniden, saptan samandan konuşmalara dalıp onları meşgul etmeyin. İşte Allah’ın Resûlü, Peygamberiniz Zeynep’le nikâhlanmış. Yeni evlendiği eşiyle beraber olacak. Sizin o ortamda oturup kalmanız onu sıkıntıya sokuyor. Eziyet veriyorsunuz ona. Utandığı için de size bir şey diyemiyor. Artık ferâsetli olup hemen kalkmanız gerekiyor. O sıkılıyor, ama Allah asla sıkılmaz. Allah hiçbir hakkı açıklamakta, hiçbir gerçeği ortaya koymakta utanmaz, çekinmez. İşte böyle. Rabbimizin tüm hayata müdahale hakkı vardır. Günlük işlere varıncaya kadar, düğündeki bir bozukluğu düzeltmek üzere hemen müdahale ediyor. Yanlışı düzeltiyor, doğruyu gösteriyor, güzeli tasdik ediyor. İşte Medine’deki müslümanların hayatı hep böyle Allah kontrolünde, Allah rehberliğinde bir hayat oluyor ve gerçekten güzel bir örnek hayat olarak bize kadar ulaşıyor, kıyâmete kadar da bu kitapla beraber olanlara ulaşmaya, insanların hayatlarını güzelleştirmeye devam edecektir. Peygamber hanımlarından, analarınızdan bir şey istediğiniz, bir eşya, bir metâ isteyeceğiniz zaman da perde arkasından isteyin. Kesinlikle bilin ki böyle yapmanız sizin için de, peygamber hanımları için de temiz kalabilmeniz, sıkıntıya girmemeniz için bu daha güzeldir, daha hayırlıdır. Yine unutmayın ki, sizin için Allah Resûlü’ne eziyet yakışmaz. Sizin Allah Resûlü’ne karşı eziyet vermeniz sizin için hiç te hoş bir davranış değildir. Yakışmaz size böyle bir şey. Çünkü onlar sizin analarınızdır. Onlarla ebediyen sizlerin evlenmesi yasaktır. Onun içindir ki sizin böyle bir şeyi istemeniz, gerçekten Allah katında büyük bir vebâl ve günâhtır. Peygamber’e (a.s) ve dolayısıyla bize yönelik bir emirle karşı karşıyayız. Peygamber’e (a.s), onun etrafındaki müslümanlara hitap eden bu âyetlerin artık şu anda uygulamadan kalktığını, bu âyetlerin sadece onları, o dönem insanlarını bağladığını, bizi bağlamadığını hiçbir zaman söyleyemeyiz. Eğer bu âyetler sadece Muhammed’le (a.s) ilgili olsaydı, sadece o dönem insanlarına hitap etmiş olsa, bizi bağlamıyor olsaydı, elbette bu âyetler sadece o gün uygulanır ve şu elimizdeki kitaba geçmez ve kıyâmete kadar insanların önlerine su-nulmazdı. Ama eğer bu âyetler şu anda önümüzdeki Ahzâb sûresinin âyetleri olarak karşımızda duruyorsa, elbette bunlar bizim ve kıyâmete kadar ki insanlığın uygulayacakları kurallar, emirler ve yasalardır. O zaman bize düşen iş, bu âyetleri kendimize uyarlamak, bu âyetlerle sorumlu olduğumuzun bilinci içinde müslümanca bir hayatı yaşama kaygısı taşımaktır. Böyle bir düğün ortamında yemek yendikten sonra haydi dağılıp gidin, uzun uzun laflara dalarak gerdeğe girecek olan ev sahibini meşgul edip sıkıntıya sokmayın diyorsa Rab-bimiz, bunu öyle bir ortamda kendimize söylenmiş bilecek ve aynen Rabbimizin buyurduğu gibi hareket edeceğiz. Gerek Peygamber’in (a.s) evinde, gerekse bugün bir başka müslümanın evinde de aynı şekilde davranılması gerektiğine inanacağız. Gittiğimiz ev sahibi izin verirse gireceğiz, bir yemek için gitmişsek yemeği yer yemez, bir iş için gitmişsek işimiz biter bitmez hemen kalkıp gideceğiz. Ne peygamberin hanesini, ne de bir başka müslümanın hanesini rahatsız et-meyeceğiz. Peygamber hanımlarından bir şey isterken de, diğer müs-lümanların hanımlarından bir şey isterken de o hanımlar bize perde arkasından söyleyeceklerini söyleyecekler, iffet ve hayâlarını koruyacaklar. Yâni kılık kıyafetlerine, mahremiyetlerine dikkat edecekler. Hitap şekillerine, konuşma tarzlarına dikkat edecekler. Sûrenin önceki bölümlerinde anlatıldığı gibi yumuşak, cazip bir ses tonuyla konuşmayacaklar. Bir kadının kocasıyla konuşması gibi konuşmayacaklar. Yâni Efendimizin hanımlarından böyle bir şey isteniyorsa, elbette kıyâmete kadar tüm hanımların bu kurala uymaları gerekecektir. Bakın Rabbimiz buyuruyor ki, bu hem erkekler olarak sizin için, hem de hanımlar için daha iyi ve daha hayırlıdır. Evet burada öğrendik ki, Rasûlullah Efendimizin hanımlarının bir başka müslümanla evlenmeleri yasaktır. Rabbimizin bu yasasını duyan münâfıklar Rasûlullah efendimiz hakkında onu üzecek laflar söylüyorlar. Dedikodular üretiyorlar. Hattâ münâfıkların reisi Abdullah bin Übeyy bin Selül alçağı Muhammed vefat ettiği zaman, “Ben Ayşe ile evleneceğim” gibi lakırdılarda bulunuyordu. Onların bu sözleri Ra-sûlullah Efendimizin kulağına kadar geliyor, Allah’ın Resûlü çok üzülüyordu. Ama Allah’ın takdiri her şeyin üzerindedir. Bakıyoruz ki Rasûlullah’ın vefatından önce o alçak geberiyor. Rabbimiz buyuruyor ki: