9. “Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.” Sen öğüt ver peygamberim. Duyur, anlat, hatırlat ki tedebbür eylesinler. Yaptır bunu onlara, hatırlatma mutlaka fayda verecektir. Ya da fayda verdiği sürece sen onlara bunu hatırlat. Buradaki “İn”i bazıları “İn-i şartiye” olarak ele almışlar. O zaman mânâ şöyle olacaktır: Eğer uyarın fayda verirse insanları uyar. Kimileri bunu “Mâ” mânâsına almışlar. Yani fayda verdiği sürece insanları uyar, şeklinde anlamışlar. Bazıları da bunu “Kad” mânâsına anlamışlar. Yani peygamberim sen uyar, çünkü uyarman mutlaka fayda verecektir. Sen anlatmaya devam et, çünkü ona fayda vermese bile sana fayda verecektir. Sen uyarmaya devam et, çünkü onun için faydalı olmasa bile çocukları için faydalı olacaktır. Ona fayda vermese bile çevredekilere fayda verecektir. Sen anlat, bugün olmasa bile yarın fayda verecektir anlamlarına gelmektedir. Bir de bu âyeti bir önceki âyetle birlikte düşünecek olursak mânâ şöyle olacaktır: “Peygamberim! Sen tebliğ et, ama bu Benim di-nimi insanlara duyurma konusunda da sakın kendi kendine zorluk çıkarma. Sorumlu olmadığın şeylerle kendini sorumlu kılarak kendi kendini zora sokma. Çünkü Ben senin işini kolaylaştırdım. Yükünü in-direrek hayatını kolaylaştırdım. Öyleyse bilesin ki sen ölüleri diriltecek değilsin. Senin sağırlara duyurma, körlere gösterme gibi bir sorumluluğun yoktur. Sen sana kulak verip dinleyenlere anlatmaya devam et. Uyarıya müspet cevap verenleri de eğitip terbiye etmeye devam et. Ama uyarı karşısında nötr davrananlar konusunda da sakın kendine bir sorumluluk çıkararak işini zorlaştırma!” Öyleyse fayda verirse de anlatacağız, vermezse de anlatacağız. Zira biz bu âyeti Rasulullah’tan öğrendik. O nasıl anlamış acaba? Nasıl anlamış ve nasıl uygulamış? Bunu öğrenip kraldan çok kralcı olmamalıyız. Bakıyoruz Allah’ın Resûlü anlattı, anlattı, bir daha anlattı, sonra döndü bir daha anlattı. Meselâ Ebu Cehil’e bir ömür anlattı. Bir Ebu Süfyan 23 yıllık bir uyarının sonunda adam oldu. Öyleyse bu bizim keyfimize kalmış bir şey değildir. Yani “Şöyle bir bakalım vaziyete de, hoşuma giderse anlatayım, gitmezse vazgeçeyim!” Hayır! Olmaz böyle şey. Biz her zaman ve herkese anlatacağız. Bu, meselenin bize yö-nelik veçhesi. Ama bir de meselenin uyarılanlara yönelik veçhesi vardır. O da şudur: