Âl-i İmrân Suresine Dön

Âl-i İmrânآل عمران

105. Ayet

105Âl-i İmrân Suresi

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ihtilaf edip ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bunlar için büyük bir azap vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

105. “Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. büyük azap onlaradır. Şu tefrikaya düşenler gibi olmayın. Şu fırkalaşanlar, ihtilâf edenler, tefrikaya düşenler, birbirlerine düşenler gibi, ihtilâf edip birbirlerine muhalif ve birbirlerine muhtelif tavırlar içine girenler gibi olmayın. Ayrılanlar, parçalananlar, ayrımcılıktan yana olanlar gibi olmayın. Dini parçalayanlar, kitabı parçalayanlar, peygamberi, peygam-berleri parçalayanlar, hayatı parçalayanlar, toplumu parçalayanlar gibi olmayın. Dini parçalayıp hayatın bazı alanlarında, Allah’ın dinini, öteki alanlarında da, başkalarının dinlerini, başkalarının hayat programlarını uygulayanlar gibi olmayın. Kitabı parçalayıp her bireri kitabın bir bölümünü bayraklaştıranlardan, her bireri kitabın bir bölümüne sarılıp kendilerini de parça parça edenler gibi olmayın. Peygamberi parçalayıp, onun hayatının, onun sünnetinin bir bölümünü kabul edip bir bölümünü reddedenler gibi olmayın. Peygamberleri parçalayıp, bir kısmına inanan bir kısmını reddedenler gibi olmayın. Peygamberin şu yönüne tamam, ama şu yönünü kabul edemeyiz diyenler gibi olmayın. Ona iki şahsiyet izâfe edenler gibi olmayın. Hayatı parçalayıp bir bölümünde Allah’ın kulu, öteki bölümlerinde başkalarının kulu olanlar gibi olmayın. Hayatın her bir alanında Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayın. Dini parçalamayın. Hiçbiriniz diğerinden ayrı bir dinin, ayrı bir dünyanın insanı değilsiniz. Atanız Adem müslümandı, Ananız Havva müslümandı, İbrâhim (a.s), İshak (a.s), Yâkub (a.s) ve Onun oğulları müslümandı. Mûsâ (a.s), Îsâ (a.s) müslümandı. Muhammed (a.s) da müslümandı. Öyleyse gelin ey insanlar, yahudi’siyle, hıristiyanıyla müslü-manıyla, ey insanlık hepinizin dini birken, hepinizin Allah’ı birken böyle İslâm’ı bırakarak, peygamberler yolunu bırakarak, her bireriniz ayrı ayrı isimlerle, ayrı ayrı cemaatlerle fırkalaşmayın, gruplaşmayın. Allah birdir, din birdir, peygamberiniz birdir, kıbleniz birdir, kitabınız birdir. Hal böyleyken nasıl oluyor da, böyle parça parça olursunuz? Nasıl oluyor da, dini parçalıyorsunuz? Nasıl oluyor da, kitabı parçalıyorsunuz? Nasıl oluyor da hayatı parçalıyorsunuz? Nedir bu hayatınız böyle? Namazda birleşiyorsunuz da, sosyal hayatta ayrılıyor musunuz? Namazda Rab Allah da, sosyal hayatta Rab başkaları mı? Namazın Rabbi, hayatın Rabbi değil mi? Yoksa namazdaki kıbleniz ayrı da, hayatın kıblesi ayrı mı? Namazın kıblesi hayatın kıblesi değil mi? Orucun Rabbiyle, hukukun Rabbi ayrı mı? Haccın Rabbiyle, sosyal ve siyasal yasaların Rabbi ayrı mı? Namazda ayrı bir Rabbi ama kılık kıyafette ayrı bir Rabbi mi dinliyorsunuz? Birden çok Rab kaynaklı bir hayat yaşayarak hayatı parçalamadan yana mısınız? Ayrı ayrı gruplarla, ayrı ayrı isimlerle, ayrı ayrı cemaatlerle kendi kendinizi niye parçalıyorsunuz? İslâm cemaati size yetmiyor mu? İslâm cemaatinin üyesi olmak yetmiyor mu? Müslüman ismi size yetmiyor mu? İsimlerin, mensubiyetlerin en şereflisi Allah katında din İslâm iken niye kendinize başka başka isimler bularak böyle gruplaşmalar içine giriyorsunuz? Yapmayın bunu. Allah katında hak din, tek din İslâm’dır ve sizin isminiz de isimlerin en şereflisi olan müslümandır. Kabirde de bununla çağrılacak, bununla sorgulanacak ve bununla kurtulacaksınız. Öyleyse niye bu sizden önceki ehl-i kitap gibi asıldan, kökten ayrılıp fırkalaşmadan yana bir tavır sergiliyorsunuz? Hocanız mı bu ehl-i kitap sizin? Bir düşünsenize, tüm müslümanlar olarak namazda ayrı ayrı kıblelere mi yöneliyorsunuz? Ayrı ayrı Rablere mi kulluk ediyorsunuz? Ayrı ayrı kitaplara, ayrı ayrı peygamberlere mi iman ediyorsunuz? Hal böyleyken bu parçalanmanızın sebebi nedir? Yoksa Allah’ı bırakıp da kendinize ayrı ayrı tanrılar mı buldunuz? Yoksa peygamberinizi bıraktınız da kendinize ayrı ayrı önderler, örnekler mi bulup, her bireriniz onların peşinden mi gidiyorsunuz? Yoksa kitabınızı bıraktınız da, her bireriniz kendinize yeni yeni kitaplar bulup onlarla mı amel ediyorsunuz? Daha önce kitap ehli kendilerine Beyyinât geldikten sonra, kendilerine Allah’tan apaçık deliller geldikten sonra sapıttılar, ayrıştılar, sakın ha sizler onlar gibi olmayın. Peki ne demek bu? Arkadaşlar bu şu demektir: Ey müslümanlar, sakın ha sakın sizler Kur’an’la beraber olduktan sonra, size Rabbinizden gün kadar açık âyetler geldikten sonra kitaptan ayrılıp, kitabı terk edip, kendinize ayrı ayrı yollar edinmeyin, kendinizi ayrı ayrı gruplar etmeyin artık. Kur’an’la birleşin, Kur’-an’la bütünleşin demektir. Demek ki insanlar kendilerine Beyyinât geldikten sonra tefrikaya düşmüşler, kimisi kabullenenler kimisi ayrılanlar olmuş. Kimisi kitabın istediği hayatı yaşayanlar, kimileri de kitapsız bir hayatı tercih edenler olmuş. Semûd için de öyle deniyordu: “Andolsun ki, Semûd milletine kardeşleri Sâlih'i "Allah'a kulluk ediniz" desin diye gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümreye ayrıldılar. (Neml 45) Sâlihi kardeşleri Semûd’a sadece Allah’a kul olsunlar diye gönderdik de, bir de bakmışsın ki onlar, birbirine hasım iki grup oluvermişler. Yâni bu tefrika, bu feriykan hep olagelmiştir, ondan kaçına-mayacağız, ama zinhar Kur’an’la tefrika oluşturmamaya çalışacağız, Kur’an bir yana biz bir yana olmayacağız inşallah. İşte bizden istenen de budur bu âyetlerde. Böyle olanları çok elim ve dayanılmaz bir azabın beklediğini bir an bile hatırımızdan çıkarmayacağız.