111. “Onlar incitmekten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.” Ne halt ederlerse etsinler. Nasıl isterlerse öylece tavır alsınlar. Kesinlikle bilesin ki ey peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, onlar size asla bir zarar veremezler, ancak size sadece bir eziyet, bir üzüntü verebilirler, sadece sizi incitebilirler o kadar. Onlar sizinle asla savaşamazlar, asla sizinle bir savaşı göze alamazlar. Tabansızdırlar, sizin karşınızda zinhar kaçarlar onlar. Eğer sizler onlar karşısında müslümanca bir tavır ortaya koyabilirseniz onların kaçmaktan başka yapabilecekleri bir şey yoktur. Rasûlullah’ın ve müslü-manların karşısındaki safta yerlerini alan bu ehl-i kitap dünyanın, Allah’la, Allah’ın diniyle, Allah’ın elçisiyle savaşa tutuşan bu kâfirlerin Allah’a karşı verebilecekleri her hangi bir zarar yoktur. Allah’a, Allah’ın peygamberine, Allah’ın dinine ve bu dinin mensuplarına karşı verebilecekleri en küçük bir zarar yoktur. Allah’a zaten zarar veremezler de burada anlatılmak istenen Allah’ın sistemine ve müslümanlara verebilecekleri bir zarar yoktur deniyor. Zaten peygambere muhalefet Allah’a muhalefettir. Peygamber yolunun yolcularına düşmanlık, Allah’a düşmanlıktır. Unutmayalım ki, müslümanlara düşmanlık yapanlar karşılarında Allah’ı bulacaktır. Ve yine kesinlikle bilelim ki Allah onların tüm işlerini boşa çıkaracaktır. Yâni dünyada Allah’ın peygamberine ve müslümanlara karşı düşmanlık adına düşündükleri tüm planlarını, Allah’ın âyetlerini, Allah’ın yasalarını, Allah’ın sistemini engellemek için aldıkları tüm tedbirlerini, tüm mesailerini Allah boşa çıkaracaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar Allah’ın âyetlerinin, Allah’ın sisteminin hayata hakim oluşuna engel olamayacaklardır. Evet bu alçakların ne bu dine, ne de bu dinin mensuplarına yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Her ne kadar şu anda zâhiren geçici bir süre için bu kâfirler müslümanlara karşı üstünlük sağlamış gibi görünerek mü’minlere işkence ve eziyet edebilecek duruma gelmişlerse de, unutmayalım ki bu da yeryüzünde Rabbimizin koyduğu yasaları gereğidir. Evet Rabbimizin dilediği bir hikmete meb-nî olarak ve de müslümanlar için bir imtihan gereği olarak kendilerine verdiği bir izin sonucu bunları yapabilmektedirler.