Âl-i İmrân Suresine Dön

Âl-i İmrânآل عمران

113. Ayet

113Âl-i İmrân Suresi

لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠

(Ehl-i Kitab’ın hepsi) eşit değillerdir. Ehl-i Kitap’tan öyle bir topluluk vardır ki o topluluk, geceleri ayakta Allah’ın ayetlerini okumakta ve secde hâlindedir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

113,114. “Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve âhiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.” Evet, ama bu ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Hepsi aynı değildir bu adamların. Yâni Allah’ın elçisi Hz. Mûsâ (a.s)’a iman edenlerin tamamı yahudileşmemiştir. Hz. Îsâ (a.s)’a iman eden mü’minlerin, müs-lümanların tamamı bu dinlerinden, bu imanlarından vazgeçip hıristi-yanlaşmış değildir. Allah’ın son elçisi Muhammed (a.s) a ve Ona gönderilen Kur’an’a iman edenlerin tamamı kitaba ve peygambere ters düşerek, kitaba ve peygambere sırt çevirerek şu veya bu şekilde dini parçalamış, fırkalaşmaların, parçalanmaların içine girmiş değildir. Müslümanların tamamı ben şuyum, ben buyum diyerek, kendilerini farklı gruplara izafe ederek, kendi üstadını, kendi grubunu ön plana çıkararak, kendi kitabını ön plana çıkararak, bunları Allah’ın kitabının ve elçisinin önüne geçirerek fırkalaşmadan yana olmadı. Hepsi böyle değildir. Hepsi bir değildir. Onlardan kimileri: Onlardan bazıları ümmet’ün gâimehdir. Dimdik ayakta duran, Allah’ın dinini dimdik ayakta tutan, Allah’ın dinini ayağa kaldıran, Allah’ın diniyle doğrulup ayağa kalkan, hayatlarını Allah’ın diniyle ayağa kaldıran, geceleyin Allah’ın âyetlerini okuyan, geceleyin Allah’ın âyetleriyle bilgilenen ve gündüzün de o âyetleri uygulamaya koyarak Rablerine secde edenlerdir. Daha önce Allah’ın elçisi Hz. Mûsâ (a.s)’a iman eden, daha önce Îsâ (a.s)’ı, Muhammed (a.s)’ı, Tevrat’ı, İncil’i, Kur’an’ı kabul ettim diyenlerin hepsi bir değildir. Hepsi sapmış değildir. Hepsi yoldan çıkmış değildir. Bu dünya hep sapıkların, yoldan çıkmışların dünyası değildir. Bu dünya durdukça Allah’ın hidâyet üzere bırakıp saptırmadığı, Allah’ın kendilerinden razı olduğu, Allah’ın beğenip, seçip, istediği hayatı yaşayacak, devam ettirecek kimseler hep var olacaktır. Bu dünyada Allah’a Allah’ın istediği gibi teslim olan müslümanlar hep var olacaktır. Aksine inananlar, aksini yaşayanlar istemeseler de bu böyle olacaktır. Kâfirler çatlasalar da, patlasalar da, yeryüzünde bir tek müslüman bırakmayacağız diye yeminler edip, gece gündüz onların kökünü kesmeye planlar, programlar, komplolar, tuzaklar hazırlamaya çalışsalar da, bu böyle devam edecektir. Şu anda gerek yerli gerekse yabancı kâfirler yeryüzünde müs-lümanları yok etme adına amansız bir savaş başlatmış olsalar da. Evet bu Allah’ın va’didir, bu dünyada kıyâmete kadar müslümanlar da bitmeyecek, kâfirler de tükenmeyecek. Evet yeryüzünde kâfir de olacak müslüman da. Zaten Allah bizlere yeryüzünde bir tek kâfir kalmayacak biçimde bir savaş emretmiyor. Bizim böyle bir hedefimiz yoktur. Bizim hedefimiz yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar savaşmaktır. Evet, onlar, o ehl-i kitaptan kimileri, müslümanlar Allah’a iman ederler. Allah’a Allah’ın istediği biçimde iman ederler. Allah’tan gelenlerin tümüne iman ederler. Allah’a iman Allah’tan gelenlerin tümü-ne iman demektir. Allah’a iman Allah’ın hayata karışacağına iman de-mektir. Allah’a iman Onun Rab, Melik ve İlâh oluşuna imandır. Allah’a iman Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde bir hayat yaşamaya iman demektir. Allah’a iman Allah’ın hayata karışacağına imandır. Allah’a iman Allah’ın hayatı düzenlemek üzere hayat programı gönderdiğine imandır. Allah’a iman Allah’ın belirlediği hayat programına iman demektir. Allah’a iman kişinin boynundaki kulluk ipini yalnız Allah’ın eline vermeye imandır. İşte ehl-i kitap içinde böylece Allah’a inananlar vardır. Yine onlar âhirete de iman ederler. Âhiret inancıyla onlar her an Allah’la beraber olmayı, Allah’la karşı karşıya gelmeyi gündemlerine alırlar. Tüm hayatlarında âhiret elde bir derler. Hesap kitap elde bir derler. Âhiretin hesabını ön plana alırlar. Alırken, verirken, severken, küserken, yerken, içerken, yatarken, kalkarken âhireti hep gözlerinin önünde tutarlar. Yarın ben bundan hesaba çekileceğim! Ben bunun hesabını vereceğim! Bu konuda yarın benim karşıma bir dosya çıkacaktır! diyerek her an kendi kendilerini kontrol altına almayı becerebilen kimseler vardır. Ehl-i Kitap içinde böyle her adım atışında, her duruşunda, yâni pozitif ve negatif her eyleminde âhiret konusunda, âhiretin hesabı kitabı konusunda korku içinde olanlar vardır. Ya bu konuda hesaba çekilirsem! Ya bu bakış yarın karşıma bir dosya olarak çıkarsa! Ya bu hareket yarın hesaba çekilirken aleyhime çıkarsa! Ya cehenneme sürüklerse beni bu duruş! diye sürekli bir hesap kitap içinde olanlar vardır. Yâni âhiret korkusunu, aç kalma korkusunun, borcu ödeyememe korkusunun, ele âleme rezil olma korkusunun, polis korkusunun, maliyeci korkusunun, hapse girme korkusunun, çek, senet, protesto korkusunun, işten atılma, statüyü kaybetme korkularının önüne geçirenler vardır, ehl-i kitabın içinde. Evet hayatlarını, hayat programlarını bu inanca bina eden kimseler vardır. Sonra iyiliği emrederler, kötülükten de menederler onlar. İyiliğin toplumda yaygınlaşmasını isterler, kötülüklerin de kökünün kazınmasına çalışırlar onlar. Ve hayırda yarışırlar onlar. Allah’ın rızası istikâmetinde bir yarışın içine girerler. Hayatın hep Allah’a göreliğini düşünürler. Kimsenin kimseye haksızlık etmeyeceği, kimsenin kimse-ye zulmetmeyeceği, herkesin yüzünün güleceği bir hayatı emrederler. İnsanları gerek kendilerine gerek Allah’a karşı zulmetmelerine engel olurlar. İnsanların ateşe gitmelerine dayanamazlar. Düşmanları bile olsa cehennemden engellemeye çalışırlar. İnsanları Allah’a karşı gel-mekten, haramlara, günahlara düşmekten engelleyip hep hayırda yarışmalarını isterler. Yarışları Allah yolundadır. Çok fazla dünyacı olmak, ekonomik yönden şişmek, mal mülk sahibi olmak için, marka dolara ulaşmak için, makama mansıba kavuşmak için değil, sadece Rablerinin rızasını ve cennetini elde etmek için yarışırlar. Ve işte bunlar, ehl-i kitap içindeki bu Allah dostları dünyada Allah’ın razı olduğu bir hayatı yaşayarak, Allah’ın razı olduğu bir hayatın kavgasını vererek öbür tarafta Allah’ın sâlih peygamberleriyle birlikte bir hayatı hak eden sâlihlerdir. Ve kesinlikle bilesiniz ki kıyâmete kadar her bir dönemde, her bir coğrafyada var olacaklardır bu yiğitler.