Âl-i İmrân Suresine Dön

Âl-i İmrânآل عمران

121. Ayet

121Âl-i İmrân Suresi

وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِن۪ينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ

(Hatırla!) Hani sen sabah vakti ailenin yanından çıkmış, müminleri savaş konumlarına hazırlıyordun. Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

121. “Ey Muhammed! Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın. Allah işitir ve bilir.” Hani hatırlasana ey peygamberim, sabah erkenden evinden, ehlinden ayrılmış, mü’minleri savaş mevzilerine, stratejik bölgelere yerleştirmek üzere onları düzene sokuyordun. Allah işitendir, Allah her şeyi bilendir. Hicretin üçüncü yılında, Şevval ayında Allah’ın Resûlü müşriklerin 3000 kişilik güçlü bir ordu hazırlayıp Bedir’in intikamını almak üzere Medine’ye doğru hareket ettiklerini haber alır. Allah’ın Resûlü hemen ashabını yollayıp durumu değerlendirir. Rasûlullah kendisi görüşünü açıklar. Medine’de kalıp savunma savaşından yana olduğunu bildirir. Ama daha önce Bedir’de bulunamayan gençler şehâdet arzularını bildirerek Medine’nin dışında düşmanı karşılayalım, onlara karşı şanlı bir meydan savaşı verelim diye ısrar ederler. Nihâyet onların bu ısrarı üzerine Allah’ın Resûlü kendi fikrinden vazgeçip şehrin dışına çıkmaya karar verir. Daha sonra Rasûlul-lah’ın savunma arzusuna karşı çıktıkları endişesiyle gençler bu tekliflerinden vazgeçtiklerini söylemiş olsalar da Allah’ın Resûlü bir peygamber zırhını giyip de savaşa karar verdikten sonra asla geri dön-mez buyurur. Böylece 1000 kişilik bir orduyla Uhud’a doğru hareket eder. Fakat Medine’de münafıkların reisi olan Abdullah Bin Übey Bin Selül Rasûlullah’ın savunma savaşı teklifinden vazgeçildiği bahane-siyle 300 kadar arkadaşıyla birlikte yarı yolda müslümanları terk ederek geriye, Medine’ye döner. Tabi münafıkların geriye dönüşleri müs-lümanlar üzerinde çok büyük etki eder. Moralleri bozar. Ama Allah ve Resûlüne bağlılıkları tam olan 700 müslüman yollarına devam ederler. Nihâyet Medine’ye 4 mil uzaklıkta Uhud dağının eteğine kadar gelirler, Allah’ın Resûlü burada ordusunu yerleştirir. Uhud dağı arkalarına, müşrikleri de önlerine alacak biçimde saf tutarlar. Burada bir tehlikeli bölge vardır. Oradan düşmanın sızma ihtimaline karşılık Rasûlullah Efendimiz o tepeye de Abdullah İbni Cü-beyr komutasında 50 kadar okçu yerleştirir. Ve savaşı kazansalar da, kaybetseler de kesinlikle yerlerini terk etmemeleri konusunda sıkı sıkı onlara tembihte bulunur peygamberimiz. “Savaşı kaybedip de kuşların etlerimizi yediklerini görseniz bile burayı terk etmemelisiniz!” buyurur.