128. “Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azap etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir.” Ey peygamberim, senin bütün bu işler konusunda herhangi bir yetkin yoktur. Bu konularda sana bir iş, bir yetki, bir sorumluluk yoktur. İşin tamamı Allah’a aittir. Sen ancak bir kulsun. Allah’ın izni olmadan sen onlara karşı hiçbir şey yapamazsın. Rivâyetlere göre Allah’ın Resûlü Uhud savaşı esnasında kâfirlere bedduada bulunmuştu da Rabbimiz böyle buyurdu. Peygamberim onların, o kâfirlerin durumlarıyla alâkalı senin bir yetkin yoktur. Bedir’de olduğu gibi onların bir kısmının kökünü kesmek veya onlara tevbe nasip etmek Allah’a aittir. Allah diler, bu kâfirler akıllarını başlarına alıp tevbe ederler, küfürlerinden vazgeçerler, Allah da onları affeder, yahut da dilerse onlar zalimler oldukları halde Allah, zulümlerini onaylayıp onlara azap eder. Bu tamamen Allah’a ait bir iştir. Senin bu konuda sorumluluğun da, yetkin de yoktur. Nitekim öyle de olmuştur. Rasûlullah Efendimizin helâklerine beddua ettikleri bu kâfirlerden gebertilenler hariç ötekilerin hepsi tev-be edip sonradan müslüman olmuşlardır. Kendileri bilirler. Eğer tevbe edip müslüman olurlarsa kazanırlar, değilse tercihleri sonucunda zarara uğrayacak olanlar kendileridir.