142. “Yoksa içinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?” İmtihana tabi tutulmadan, denenmeden, elenmeden, içinizden Allah yolunda cihad eden, Allah için fedâkârlıkları göze alarak sabreden kimseleri belirtmeden öyle kolay kolay, elinizi kolunuzu sallaya sallaya cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz? Yâni Allah için Allah düşmanlarıyla cihad etmeden, savaşın zorluklarına sabredip mal ve candan geçmeyi göze almadan, bedelini ödemeden öyle kolayca cennete gireceğinizi mi hesap ediyorsunuz? Hayatınızı Allah için yaşamadan, Allah’ın tüm emirlerini tatbik etmeden, savaşta barışta, hayatınızın tümünde Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayıp, Allah’ın tüm arzularını gerçekleştirmeden, Allah yolunda başınıza gelenlere grup grup katlanmadan cennete girebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Cenneti kazanmak öyle kolay değildir. Hayatın tümünde Allah’ın kulu olmadıkça, kulluk yolunda önümüze çıkabilecek tüm zorlamalara göğüs germeden, malı ve canı Allah yolunda fedâ etmeden, Allah’ın mal, can ve çocuklarımıza verdiği musibetlere karşı sabretmeden cennet kazanılamaz. Demek ki kolay olmuyor bu iş yâni. Kolaylıkla olmuyor Cennete gidiş. Anlıyoruz ki Rabbimiz kendisine teslimiyet konusunda bizi denemektedir. Bizi cihad gibi, açlık gibi, kıtlık gibi, maldan candan eksiltmeler gibi bir kısım imtihanlardan geçirerek demekte ve elemektedir. Böylece içimizden saf madenle cürufu açığa çıkarmaktadır. Sağlam inanmışlarla cıvıkları ortaya çıkarmaktadır. İçimizdeki mücahidleri ve sabredenleri açığa çıkarmaktadır. Cennete lâyık olanlarla olmayanları açığa çıkarmaktadır. Böylece bir cihadla gerçek mü’minleri sahtelerinden, gerçek mücahidleri korkaklardan, sabırlıları sabırsızlardan ayırmaktadır. Ya da sizin muharebe meydanlarındaki destanlaşan sabırlarınızı, sebatlarınızı, benim için göze aldığınız fedâkârlıklarınızı, cesaret ve kahramanlıklarınızı tüm dünyaya gösterelim, tüm çağlara ilân edelim diye. Gelecek nesillere sizi örnek kahramanlar olarak sunalım diye bu imtihanı yapmaktayız diyor Rabbimiz. Hem içinizdeki gerçek mü-cahidleri gerçek kahramanları açığa çıkaralım, hem de içinizdeki cıvık imanlı münafıkların “İman ettik” ifadelerini açığa çıkaralım. Zira bu iddia hem mü’minlerden hem de münafıklardan sadır olan bir iddiaydı. Ancak bu konuda kimin sâdık, kimin kazip olduğu böyle Allah için fedâkârlık isteyen bir savaş ortamında açığa çıkacaktı.