155. “İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, an-dolsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır, Halimdir.” Evet iki topluluğun karşılaştığı bu iman küfür savaşında, bu hak bâtıl savaşında Allah’a tam itimat edip yerlerinde çakılı kalan pey-gamber ve arkadaşlarının yanında kaçanlar vardı. İşte bu Medine’ye kadar kaçanların yaptıklarının bir kısmı sebebiyle, yâni kazandıkları hatalarının bir kısmı sebebiyle şeytan onların ayaklarını kaydırmak, hak yoldan çıkarmak istemişti. Geçmişte, ya da o anda işledikleri bazı günahları sebebiyle ki bu günahların neler olduğu burada açıklanmamaktadır, şeytan onları Allah ve Resûlüne itaatten çıkarıp kâfir yapmaya çağırmıştı. Yâni burada kast edilen günahları Rasûlullah’ın yerleştirdiği okçuların yerlerini terk etmeleri midir? Kendi canlarının derdine düşerek Rasûlullah’ı savaş alanında terk edip kaçmaları mıdır? Yoksa daha önce işlenen bazı günahları mıdır? Bunu bilemiyoruz. Anladığımız o ki itaat itaati getirir, günah da arkasından günahı getirir. Yâni her bir günah şeytana uyma kabiliyetini artırır, ya da şeytana yaklaşma kapısını açar. Kul günah işleyip şeytana dâvetiye çıkarmadıkça şeytanın yapabileceği bir şey yoktur. Ama bununla beraber Allah onları bağışladı. Gerçekten Allah Ğafûr’dur, kusurları, hataları görmeyendir, affedendir, Halîmdir. Aceleci olmayandır. Eğer dünyada işlediklerinizden dolayı Rabbimiz Halim olmayıp, affetmeyip, dönüş fırsatı tanımasaydı, hemen cezalandırmış olsaydı yeryüzünde insan kalmazdı.