156. “Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: “Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür.” Kendileri Allah için savaşa ve gazaya çıkmadıkları halde, Allah için ölmeyi, öldürmeyi göze alamadıkları halde, neseben veya inanç yönünden kardeşleri olan mü’minlerin Allah yolunda bir savaşta ölmelerine veya öldürülmelerine bakarak, eğer onlar bizim yanımızda olsalardı, böyle bir savaşa gitmeselerdi ölmezler ve öldürülmezlerdi diyorlar. Allah diyor ki, ey müslümanlar, siz sizin hakkınızda bu bozuk inancı taşıyanlar gibi olmayın. Sakın sizler böyle savaşa çıkmayı ölüm sebebi sayan kâfirler gibi düşünmeyin. Allah bunu onların kalplerine bir hasret olarak koydu. Yâni bu anlayışlarını, bu düşüncelerini, bu tarzı telakkilerini onların kalplerinde büyük bir hasret kılmak için yapmıştır. Hasret arzulanan, umulan beklenen bir şeyi ele geçirememekten dolayı meydana gelen bir pişman-lık, bir üzüntüdür. Savaş, ölüm, yaralanma, kaybetme, hastalanma, başarama-ma, istediği neticeyi alamama gibi durumları kendi plan ve program-larına bağlayan, Allah’ı diskalifiye eden kimseler için hiçbir teselli kay-nağı yoktur. Keşke, keşke deyip dövünmekten, pişmanlık duymaktan başka bir şey yoktur böyleleri için. Akrabalarını, kardeşlerini böyle bir savaştan engelleyemedikleri için, onların ölümlerine sebep oldukları için hep kendilerini katil gibi hissedip sorumlu tutarak kendilerini suçlarlar. Halbuki hayat da ölüm de Allah’a aittir. Hayatı veren de alan da Allah’tır. Öldüren de, dirilten de Allah’tır. Allah dilemedikçe kimsenin kimseyi öldürmesi mümkün değildir. Allah öldürecekse, kişinin vadesi yetmişse seferde de öldürür, hazarda da. Allah yaptığınız her şeyi görmektedir. Yâni sizin bu sözlerinizi, amellerinizi Allah bilmektedir. Allah’ı tanımayan, Allah’ın takdirinden, Allah’ın kaderinden ha-bersiz olan insanların tavrıdır bu. Hayatlarında Allah’ı hesaba katma-yan, Allah’ın hesabından, Allah’ın takdirinden kaçılamayacağını bil-meyen, yeryüzünde sadece kendi plan ve programlarına güvenen bu tür insanlar başlarına bir şeyler geldiği zaman, bir başarısızlıkla karşı karşıya kaldıkları zaman kalplerinde hep bir acı ve keder duyarak, hasret ve dövünme içinde of! Keşke şöyle yapsaydım! Keşke böyle yapmasaydım! Bunlar başıma gelmezdi diye acı içinde kıvranırlar.