165. “Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: “Bu nereden?” dersiniz? Ey Muhammed, de ki: “O, kendi tarafınızdandır. “Doğrusu Allah her şeye Kâdirdir. Size Uhut’ta bir musibet ulaştı diye niye bu kadar üzülüyorsunuz? Niye gamlanıyorsunuz? Siz Uhut’ta size ulaşanın iki mislini onlara tattırmamış mıydınız? Siz Uhut’ta yetmiş şehid verdiniz, ama onlar Bedir’de yetmiş ceset bırakırlarken yetmiş de esir almıştınız. Sizler Bedir’de onlara bunun iki katını tattırmadınız mı? Veya siz kâfirlere karşı iki kere galip geldiniz, bir Bedir’de, bir de Uhud’un ilk dönemlerinde, ama kâfirler size sadece bir kere galip geldiler, Uhud’un son döneminde. Onların musîbeti sizin musîbetinizin iki katıydı. Bunu bile bile şimdi de kalmış, bu neyin nesi? diyorsunuz. Bu felâket, bu musibet neyin nesi? Nereden geldi bütün bunlar başımıza? diyorsunuz ve üzülüyorsunuz. Niye bu hallere düştük? Niye bu kâfirlere yenildik? Biz müslümandık, onlarsa kâfirdi. Biz Allah’ın dostları, onlarsa düşmanlarıydı. Biz Allah desteğindeydik. Bizim yanımızda Allah’ın elçisi vardı. Niye bu kâfirler karşısında yetmiş tane kurban verdik? diyorsunuz. De ki peygamberim, bu kendinizdendir. Bu kendi kendinizdendir. Bu başınıza gelenler sizin kendi davranışlarınızdan, kendi hatalarınızdandır. Bütün bunlar sizin Allah ve Resûlünün emirlerine boyun eğmemenizden, Allah yasalarına riâyet etmemenizden dolayıdır. Yâni asıl sebep kendinizsiniz. Bu yenilginin sebebini dışarıda değil kendinizde arayıp, kendi kendinizi yargılamak ve bir daha o hatalara düşmemeye çalışmalısınız. Sizler muttaki davranamadınız. Sizler açgöz-lülüğün kurbanı oldunuz. Yâni bunlar nereden geldi başımıza? diye-rek hayıflanmak yerine nefislerinizi ıslah edip gelecek için hazırlan-mak zorunda olduğunuzu unutmamalısınız. Bilesiniz ki Allah her şeye kâdirdir. O dilediğini yapar. Onun hükmünü, onun takdirini hiç kimse değiştiremez. O dilediklerine yardım etmeye, dilediklerini galip getirmeye, dilediklerini de yardımcısız bırakarak mağlup etmeye kâdirdir. Bedir’de yardım etmeye de Uhut’ta yardımcısız bırakmaya da kâdirdir. Eğer sizler orada Allah ve Resûlünün emirlerine boyun eğmiş olsaydınız, Allah ve Resûlünün talimatlarına uygun hareket etseydiniz, ganimete meylederek mevzilerinizi terk etmeseydiniz, Allah ve Resûlünün arzularını terk edip ganimet sevdasına düşmeseydiniz, dünya mal ve mülküne sevdalanmasaydınız elbette ilk dönem galip geldiğiniz bir savaşta mağlup konuma düşmezdiniz. İlk dönem galip durumda olduğunuz bu savaşı galip bitirebilirdiniz. Ama sizler kendi ellerinizle peygamberin emrinden çıkıp, peygamberin yerleştirdiği mevziiyi terk edip ganimet sevdasına kapıldınız, Allah da size galibiyetinizden sonra böyle bir sonucu takdir buyurdu. İşte Allah’ın takdiriyle bu musibetler başınıza geldi. Bunun bir sebebi de şudur: