179. “Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.” Allah mü’minleri içinde bulundukları durumda bırakacak değildir. Tâ ki habis olanı, pis olanı tayyip olandan, temiz olandan ayıracaktır. Allah müslümanları oldukları konumda bırakmayacak, sağlam ve samimi olanlarını, kalpten inanmadıkları halde dilden iman iddiasında bulunan, müslüman olmadıkları halde iman gösterisinde bulunan münafıklardan ayıracaktır. Onları böyle karmakarışık bir yapıdan kurtaracaktır. Murdarı temizden ayıklayacaktır. Halis mü’minleri bu tür Allah için zor göze alınabilecek savaş ortamlarıyla öyle olmayanlardan ayıracaktır. Yâni böyle hep galibiyet, hep zafer, hep üstte olmak müslü-manlar arasında kalbi yamuk olanların, kalbi hasta olanların sürekli gizli kalacağı, açığa çıkmayacağı bir ortamdır. İşler yolunda gittiği sürece, birtakım sıkıntılar söz konusu olmadığı sürece yamuklar, münafıklar belli olmaz. Ama Allah müslümanlar için hep galibiyet değil de bazen de mağlubiyet ortamları yaratır, yenilgiler nasip eder. Bazen yenilirler kâfirler karşısında. Bazen öyle dönemler olur ki müslüman-lar her şeylerini kaybedecek bir duruma gelebilirler. Kâfirlerin, şeytanların ayakları altında ezilip sürünecek bir ortamı yaşayabilirler. Tıpkı Firavun oğullarının egemenliği altında ırzlarını, namuslarını, dinlerini, imanlarını, mallarını, mülklerini kaybeden, köle durumuna düşürülen İsrâil oğullarının düştüğü duruma düşebilirler. Veya Bedir gibi bir galibiyetle tokalaştıktan sonra Uhud gibi bir mağlubiyeti soluklayabilirler. İşte bu gibi hezimet durumları müslü-manların arasındaki iyilerle kötülerin, pislerle temizlerin, sağlam inananlarla cıvıkların ayırt edilmelerini sağlar. İşte şu anda küfür dünyası karşısında yaşadığımız yüz yıllık bir yenilgi karşısında, ben de müslümanım diyen nicelerinin küfre ve kâfirlere meyledip imanlarından vazgeçtiklerini görüyoruz. Elbette Allah size gaybını bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah’a ve peygamberlerine inanın. Eğer inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır. Gaybın anahtarları sadece Allah’ın elindedir, onu kimseye ezdirip bozdurmaz Allah. Size gaybını bildirecek değildir Allah. Lâkin elçilerinden dilediklerine gerekeni, gerektiği kadar, gerektiği zaman bildirir. Bildirmediği gaybını peygamberlerin bilmesi de mümkün değildir. İşte Allah’ın Resûlü Uhut’ta başına gelecekleri bilmiyordu. Bilseydi Allah’ın Resûlü orada 70 arkadaşının doğranacağını gider miydi oraya? Bilseydi bir kâfir kılıcının mübârek yüzüne o cihetten isabet edeceğini tedbir almaz mıydı? Allah elçilerine gönderdiği vahiyleriyle onları bilmedikleri gaybi bilgilere muttali kılar. Bildirmediği konularda da onların hiçbir yetkileri yoktur. Öyleyse ey müslümanlar, Allah’a iman edin, Allah’ın Resul-lerine de iman edin, Allah’tan elçileri vasıtasıyla size gelen bilgilere, vahye iman edin. Eğer Rabbinizden gelenlere iman eder ve hayatınızı onlarla düzenleme kavgası içine girerek muttaki olursanız, hayatınızı Allah için yaşarsanız bilesiniz ki size çok büyük ecirler, mükafatlar vardır.