198. “Fakat Rab'lerinden sakınanlara, Allah katından konukluklar bulunan, içlerinde ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah katındaki şeyler, iyi olanlar için daha hayırlıdır.” Lâkin Rablerine muttaki olanlara, Rablerinin koruması altına girip hayatlarını onun için yaşayanlara imrenin, onlara özenin, onlar gibi olmaya çalışın, çünkü onlar için zeminlerinden ırmaklar akan, taht-ı tasarruflarında ırmaklar akan içinde ebedî kalacakları, sonsuza dek ağırlanacakları Allah’tan bir ikram, Allah’tan bir misafirperverlik Allah’tan bir bağış olarak cennetler vardır. İşte bitmeyecek, son bulmayacak, imrenilecek, ah biz de öyle olsaydık denecek, kazanmak için yarışılacak sonuç budur. Şimdi düşünün, tüm dünyaya, tüm dünya mal mülklerine, tüm dünya saltanatlarına sahip olan bir insan olsa. Bu insan tüm dünyanın ekonomik, siyasal ve askeri gücüne sahip olsa. Tüm dünya insanlığı, kadınlarıyla, erkekleriyle onun emrinde olsa. Herkes onun önünde diz çöküp ona hizmet etse. Tüm ordular, tüm güçler onun arzularına boyun bükse. Hattâ insanların dışındaki varlıklar, dağlar taşlar onun gücüne, onun teknolojisine boyun bükse. Evet böyle her yere ve her şeye egemen bir melik, bir kral düşünün. Bu adamın karşısında bir de gariban, hiçbir gücü, hiçbir şeyi olmayan bir müslüman olsa. Sadece ben müslümanım, ben Allah’a teslim oldum, Rabbim Allah diyen tek başına bir müslüman. Bu dünya melikinin, bu dünya kralının karşısında imanıyla dimdik duruyor, onun mülk ve saltanatına yönünü dönüp bakmıyor. Onun elindekilere zerre kadar imrenmeyip, onun karşısında yıkılmayıp bildiği yolda, elindeki kitapla, elindeki Allah âyetleriyle Rabbine kulluk kavgasını sürdürüyor. İşte sahip olduğu bu. Bunun dışında ne malı var, ne mülkü, ne saltanatı hiçbir şeyi yok. Şimdi soruyorum size, bu iki insandan hangisi üstün? Hangisi izzet sahibi? Hangisi hayırlı? Siz ne derseniz deyin, ben öğrendiğim vahiyle diyorum ki o gariban müslüman ötekisinden her zaman daha üstün ve daha hayırlıdır. Çünkü yarın bitmeyecek, tükenmeyecek bir hayatta bu müslümana bu dünya mülk ve saltanatının yüzlerce katı mülk ve saltanat verilecek. Cennette bu kadar mülk verilecek ve üstelik bu mülkleri de dünyada olduğu gibi bir daha kaybetmeyecek. Ebediyen o mülke sahip olacak. Ama şu andaki o dünya kralı, o dünya meliki bir gün gelecek her şeyini kaybedecek. Bir gün gelecek o saltanatına veda edecek. Çünkü ölüm var bu dünyada. Şimdi söyleyin, ölümlü olan mı daha hayırlı, yoksa ebedî olan mı? Çabuk bitecek olan mı daha hayırlı, yoksa hiç bitmeyecek olan mı? Fâni olan mı, yoksa bâki olan mı? Sınırlı olan mı, yoksa sonsuz olan mı? Bunu düşünmüyorlar mı bu insanlar? Nasıl da bunu gündemlerinden düşürererek bir hayat yaşayabiliyor bu insalar? Şu basit para pul hesaplarının arasına, basit dünya zevklerinin içine gömüşerek nasıl da gözardı edebiliyorlar bu gerçeği? Halbuki cennet: Olandır. Cennet ebedidir. Ebediyen, ölüm yok, ihtiyarlama yok, sıkıntı yok Allah’tan bir ikram, Allah’tan bir ağırlama ve lütuf olarak iyilere, Ebrâr olanlara sunulan bir cennet. Öyleyse ey müslümanlar, gelin hedefimizi iyi seçelim. Yatırımımızı, sa’yimizi iyi ayarlayalım. Dünyada hiçbir şeyimiz olmasa da imanımız, teslimiyetimiz, kulluğumuz güzel olsun ki sonunda bu cenneti kazanmış olalım inşallah.