1: “Elif, Lam, Mim.” Sûrenin ilk âyeti böyle başlıyor. Resûlullah efendimiz peygamber olarak görevlendirildiği andan itibaren, Rabbimizin ben insanların hayatına karışacağım, ben insanlara hayat programı göndereceğim, bu konuda da seni odak nokta seçtim, benim vahyimi insanlara duyuracaksın buyurduğu andan itibaren, sevgili peygamberimiz kendisine Rabbinden gelen her âyeti hiç gizlemeden, hiçbir ilave ve çıkarma yapmadan, Rabbim bana böylece vahyetti diye insanlara haber verdi. İnsanları Allah’ın âyetleriyle karşı karşıya getirdi. Tabii ilk dönemler çevresindeki insanlar, O’nun Rabbinden getirdiği bu âyetleri, bu mesajı hemen kabule yanaşmadılar. Reddettiler, itiraz ettiler, karşı geldiler, yalanladılar, alaya aldılar. Allah’ın Resûlüne olmadık şeyler söylediler. Şair dediler, sâhir dediler, kahin dediler, muallem dediler, sen peygamber değilsin dediler, yalan söylüyorsun, bunları kendin uyduruyor ve kendi uydurduğun bu sözleri Allah’a izâfe ederek O’na iftira ediyorsun dediler. Allah elçi göndermez, Allah âyet göndermez, Allah bize arzularını bildirmez, Allah bizim hayatımıza karışmaz, Allah bizden herhangi bir kulluk istemez dediler. İşte onların bu tür itirazlarına karşılık Rabbimiz, bu mesajın bizzat kendisinden olduğunu anlatmak üzere, insanların akıllarını erdirmek üzere, sûre başlarında bu tür âyetler indiriyordu. Bu sûreyle birlikte Kur’an’ın 29 sûresinin başında Rabbimiz bu tür âyetlerle sesleniyordu. Kur’an konusunda söz söyleme yetkisinde olan âlimlerimizden kimileri bu âyetler Kur’an’ın ismidir derlerken, kimileri başında geldikleri sûrenin ismidir demişler, kimileri Allah’ın Esmâsındandır, Allah’ın büyük isimlerindendir, kimileri Allah’ın yeminleridir, kimileri dikkat çek-medir, Allah bunlarla kullarının dikkatini çekiyor demişler. Kimileri bu harfleri birleştirerek değişik anlamlar çıkarmaya çalışmışlar. Kimileri bunlar Allah tarafından kullarına birer meydan okumadır demişler. Bu konuda gerek daha önce tanıdığımız Bakara sûresinin başında, gerekse başka sûreleri tanımaya çalışırken epey bir şeyler söylemiştik, binaenaleyh burada bu kadarla iktifa ediyorum.