Âl-i İmrân Suresine Dön

Âl-i İmrânآل عمران

35. Ayet

35Âl-i İmrân Suresi

اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرٰنَ رَبِّ اِنّ۪ي نَذَرْتُ لَكَ مَا ف۪ي بَطْن۪ي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنّ۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

(Hatırlayın!) Hani İmrân’ın karısı demişti ki: “Rabbim! Şüphesiz ki ben, karnımdaki (çocuğu) hür olarak (ve senden başkasına kulluk yapmayacak şekilde) sana adadım. (Adağımı) benden kabul et. Şüphesiz ki sen, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’sin.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

35. “İmrân'ın karısı: “Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin” demişti.” Hatırlayın, hani İmrân’ın karısı şöyle demişti: Ey Rabbim, muhakkak ki ben karnımdaki çocuğumu hür olarak sana adadım, senin için adadım. Ya Rabbi, bunu benden kabul buyur. Benim bu dileğimi, bu nezrimi kabul buyur da dünyaya getireceğim bu çocuk yalnız sana kul olsun. Sadece sana teslim olsun. Hayatını yalnız senin için yaşasın. Hayatına yalnız sen karışıp sen yön ver. Tüm hayatında sadece seni dinlesin, senden başkalarının önünde eğilmesin. Senden başkalarını razı etmeye yönelmesin. Pusulası sadece sana yönelik olsun. Sen ne istiyorsan, sen nasıl istiyorsan, sen neden razıysan öylece bir hayat yaşasın ya Rabbi. Senin kulun olsun. İşi-gücü, gecesi-gündüzü, bugünü-yarını hep seninle olsun. Hür olarak senin olsun. Senden başka hiç kimseye bağımlı olmasın. Kimse onu köleleştiremesin. Ne toplumun, ne çevrenin, ne modanın, ne makamın ne de başka bir şeyin kölesi olmasın. Muhakkak ki sen duaları, dilekleri, adakları işitensin, bilensin ya Rabbi. Kullarının çağrısını işiten ve gereğiyle icabet edensin. İmrân’ın karısı hamile, bir çocuk lütfedecek Rabbimiz ona. Ka-dının: ifadesinden anlıyoruz ki bir erkek çocuğu olmasını diliyor. Bir erkek evlâdı bekliyor Allah’tan ki onu hür olarak mescide, mabede, Mescid-i Aksâ’ya, Allah’a kulluk yoluna, peygamberler yoluna, müslümanlara Allah rızası adına, Allah hatırına, hizmete adanacak. İşte erkek çocuğu istemesindeki niyeti, düşüncesi, hedefi budur. Allah’tan istediği evlât hakkında başka bir düşüncesi, başka bir beklentisi yok. Allah’ın kendisine lütfedeceği o emâneti emânetin sahibinin yolunda fedâ etmek istiyordu. Tıpkı kendisinden yıllar önce yine Allah tarafından seçilmişlerden olan atası İbrâhim’in, atamız İbrâhim’in evlâdını Allah yolunda kurban etmesi gibi, o da oğlunu Allah yoluna, Allah dinine, Allah mabedine vakfedecekti. Allah’a Allah’ın istediği gibi inanmış, Allah’a teslim olmuş bir müslüman için zaten tek seçenek buydu. Emâneti emânetin sahibinin yoluna vakfetmekten başka bir şey düşünmesi mümkün değildi. Sadece evlât için değil, emânet olarak kendisine neler verilmişse müslüman onları emânetin sahibinin yolunda kullanmak zorundadır. Elinde hangi emânet varsa. Evlât mı verdi Allah? Mal mı verdi? Akıl mı verdi? Mülk mü verdi? Saltanat mı verdi? El mi verdi? Dil mi verdi? Ne verdiyse, tüm bu emânetler konusunda sadece Allah’ı söz sahibi bilecek, sadece Allah’ın dediğini dinleyecek, sadece Allah’a kulluğu hedefleyecek, Allah için, Allah yolunda, Allah’a takdim edecektir. Allah’a imanın, Allah’a teslimiyetin gereği budur. Evlât konusunda ananın-abanın düşüncesi sadece bu olursa, bu güzel düşünce, bu asil niyet o kişinin Allah’ın kendisi için örnek seçip anlattığı bir peygamber ailesini kendisine örnek seçtiğini gösterir. Aksi takdirde babana Allah’ın kendilerine emânet olarak verdiği oğullarını, kızlarını eğer Allah için, Allah adına, Allah dinine, Allah yoluna, Allah rızası doğrultusunda bir hayata, Allah’ı memnun edecek bir hayata değil de dünya menfaatlerine, dünya geleceklerine, dünya insanlığını memnun edecek bir hayata hedeflerlerse, bu konuda Allah tarafından kendilerine tanıtılmış örnek aileleri bir kenara bırakarak, Allah tarafından hayatları onaylanmamış aileleri örnek seçerlerse işte o zaman yanılgı başlamış demektir. Bunu çok iyi düşünmek zorundayız. Eğitsinler diye, yetiştirsinler diye çocuklarımızı kimlere teslim ediyoruz? Çocuklarımızı, onları bize verene kulluk yoluna mı yoksa başka şeylere mi yatırım yapıyoruz? Allah için bunu iyi bir düşünelim. İmrân’ın hanımı karnındaki henüz doğmamış çocuğunu Allah’a vakfediyor, Allah’a kulluğa, Allah’ın dinine hizmete yatırım vadinde bulunuyor.