44. “Ey Muhammed! Bu Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kâlemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirler-ken de orada bulunmadın.” Şimdi hitap peygambere çevriliyor. Ey peygamberim, işte bunlar, bu sana vahyettiklerimiz gayb haberleridir. İşte bu sana anlattıklarımız bilinmeyenlerin, görülmeyenlerin, Rabbinden başka hiçbir kaynaktan öğrenme imkânı olmayan gaybın haberleridir. Rabbimizin elçisine sunduğu, şu anda da bizleri muttali kıldığı İmrân ailesine dair, Zekeriya (a.s)’a dair, Meryem anamıza dair bu bil-giler, bu haberler hiç kimsenin bilemeyeceği gaybî haberlerdir. Rab-bimiz bu gaybî bilgileri bize açmasaydı biz nerden bilebilecektik bunları? Öyle değil mi? Kim nereden bilecekti İmrân ailesini? Nereden bilecektik İmrân’ın hanımının kızı Meryem’i Allah’a kulluğa yatırım yaptığını? Nereden bilebilirdik meleklerin Meryem’le bu diyaloglarını? Kim nereden bilebilirdi mescitte Meryem’e Allah tarafından rızıkların gönderildiğini? Zekeriya (a.s)’ın için için Allah’a dua ettiğini? İşte bunlar gayb âleminden gelen haberlerdir. Gaybın da şehâdetin de âlimi olan Allah’ın peygamberine ve Onun şahsında hepimize açtığı gayp kapılarıdır. Haberin doğrusu, bilginin hak olanı, bilginin zirvesidir bunlar. Peki acaba ne kadar ilgileniyorsunuz bu haberlerle? Ne kadar gündeminize aldınız bu haberleri? Meryem’i hiç andınız mı bugüne kadar? Evinize misafir ettiğiniz oldu mu hiç Meryem’i? İmrân ailesiyle birlikte bugüne kadar kaç defa sofraya oturdunuz? Zekeriya (a.s) var mı gündeminizde? Yahya (a.s)’ı tanıyor musunuz? İmrân ailesiyle tanıştınız mı? Nasıl örnek aldınız İmrân ailesini? Hayatınızın neresinde kullandınız bu örneği? Nerede lâzım oldu bu örnek size? Ömrünüzde bir kerecik bu aileye misafir oldunuz mu? Öteki şeytan gündemlerinden kurtulup bir kerecik günden yaptınız mı? Bir kerecik üzerinde düşündünüz mü? Şeytan vahiy kaynaklarına kulak verdiğiniz kadar Allah’ın bu gerçek haberleriyle ilgilenmiyorsanız, Allah’ın haberlerine kulak vermiyorsanız yuh olsun size diyeceğim. Eğer müslüman Allah’ın haber verdiği bu gerçek haberlerle ilgilenir, bu gerçek haberlerle beslenir, gece-gündüz bu haberlerle beraber olursa hem dünyası düzelecek, hem âhireti düzelecektir. Ama dünya ve âhiretimiz için, dünya ve âhiretimizin güzelleşmesi için Rab-bimizin bize seçip haber verdiği bu örnek ailelerin haberleriyle ilgilen-mezsek, onları kendimize örnek almaya çalışmazsak, İmrân ailesini, Zekeriya’yı, Yahyâ’yı, Meryem’i bir tarafa bırakarak, gündemimize al-madan bir hayat yaşarsak, kesinlikle bilelim ki yaşadığımız hayatta doğruyu, hakkı, hidâyeti bulamayacak, dünyamızı da âhiretimizi de berbat etmiş olacağız. Çünkü Allah’ın bizim için seçip anlattığı bu örnek aileleri tanımayan, onları kendilerine örnek alamayan insanlar mutlaka kendilerine başka örnek aileleri bulacaklar ve dünyada onlar gibi mutsuz oldukları gibi âhirette de onların gittiği yere gideceklerdir. Allah’ın hidâyet kaynağı olan bu haberlerinden mahrum olanlar mutlaka onların yerini dolduracak hayatlarında başka haberler bulacaklar ve onlarla ilgileneceklerdir. Hayatlarını onlarla düzenleye-ceklerdir. Öyle değil mi ama? Allah’ın onayladığı, Allah’ın kitabında tanıttığı bu peygamberleri, bu örnek şahsiyetleri tanımayanlar mutlaka onların yerini dolduracak başka örnekler peşine düşmüyorlar mı? Şu anda Allah’ın kitabını, Resûlünün sünnetini bir kenara bırakıp oraya buraya koşup kendilerine örnek şahsiyet arayanlar peygamberleri tanıma zahmetine katlanmayan insanlar değil midir? Öyleyse unutmayalım ki şu anda bizler iki seçenekten birisiyle karşı karşıyayız. Ya Allah’ın kitabıyla peygamberin sünnetiyle beraber oluruz, Allah’ın kitabında haber verdiği bu haberleriyle beraber oluruz, Allah’ın kitabında bize tanıttığı bu örnek aileleri, bu peygamberleri tanıyıp kendimize örnek kabul ederiz, Hz. Adem’le başlayıp Hz. Muhammed (a.s) la son bulan bu şahsiyetler dünyada bizim örneğimiz olur, böylece hem dünyamız hem de âhiretimiz düzgün olur. Ya da kitabı ve peygamberi, kitabın ve peygamberin bize aktardığı bu haberleri bir kenara bırakır, Allah’ın bize seçtiği bu örnekleri bir kenara bırakır, kendimizi, kendimiz gibileri örnek alır dünyamızı da âhiretimizi de mahvederiz. Şu anda bu seçim bizim elimizdedir. Sonucuna kendimiz katlanmak kayd u şartıyla dilediğimizi tercih edebiliriz. Ya gece-gündüz kitapla beraber olur, kitabın haber verdiği peygamberlerle beraber olur, onları kendi öz anamızdan-babamızdan, kendi oğlumuz-kızımızdan, kendi evimiz-dükkanımızdan, işimizden-aşımızdan daha iyi tanır, aklımıza, fikrimize, kalbimize, belleğimize, duygumuza, düşüncemize, gözümüze, kulağımıza herkesten ve her şeyden daha çok yerleşir, hayatımızda onların örneklilikleri canlanır, attığımız her adımda, verdiğimiz her kararda, sergilediğimiz her tavırda onlar gözümüzün önünde canlanır ve böylece hayatı onlarla birlikte yaşarız, Allah’ın rızası ve cennet bizimle olur, yahut da başkalarını örnek alır dünyamız da âhiretimiz de onlarınki gibi olur. İşte bunlar gayb haberleridir ki peygamberim, biz onları sana vahyediyoruz. Ve onlar kâlemlerini attıkları zaman, Meryem’e hangisinin kefil olacağını tesbit için aralarında kura çektikleri zaman sen onların yanlarında değildin. Annesi Meryem’i Allah’a kulluğa, Allah’ın mabedine hizmete adayıp mabede teslim ettiğinde oradakilerin içimizden kim bu kızcağıza kefil olacak? Kim onun sorumluluğunu üzerine alacak diye aralarında kur’a çekerlerken, tartışıp bu işin muhasebesini yaparlarken sen yanlarında değildin. Sen bu olaya şahit ve muttali değildin. Nasıl orada olabilirdi Allah’ın Resûlü? Onların yaşadıkları dönemden, bu olayın gerçekleştiği dönemden takriben 7,8 yüz yıl sonra dünyaya gelmişti Rasûlullah. Ama ne gam? gaybın da şehâdetin de bilicisi olan Allah bildiriyordu bunları elçisine. Rabbimin bilgisiyle bilgilenen, vahiy bilgisiyle kuşanan sevgili peygamberimiz de Ondan gelenlere bir harf bile eklemeden, bir harf bile çıkarmadan, o vahyin izzet ve şerefine sahip olarak insanlara aktarıyordu. Haber Allah haberi. Haberin sahibi, okuyucusu Allah. Haberin muhatabı Resûl-i Ekrem. Sonra haberin okuyucusu, duyurucusu Resûl-i Ekrem muhatabı insanlar. Şu anda haberin okuyucusu ben muhatapları sizlersiniz. Buradan çıkar çıkmaz okuyucu sizler, muhataplarınız eşleriniz, çocuklarınız ve ulaşabildiğiniz insanlar olacaktır. Eğer bu görevin bir izzet ve şeref olduğuna inanıyorsanız, Allah’ın kutlu elçilerinin misyonlarına ve şereflerine ulaşmak istiyorsanız bunu mutlaka yapmak zorundasınız. Başka ne diyorlar Allah’ın melekleri Meryem’e?