50,51. “Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helâl kılmak üzere, Rabbinizden size bir âyet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur.” Ben benim önümde bulunan, benden önce gönderilmiş olan Tevrat’ı tasdikçi olarak geliyorum. Hem size Rabbimden yeni bir âyet yeni bir kitap getirmekle birlikte, aynı zamanda benden önce kardeşim Mûsâ’ya gönderilen Tevrat’a da iman ediyor, Onun doğruluğunu tasdik ediyorum. Bu benim peygamberliğimin delilidir. Ben kendi kendime din uyduran, kendi kendime yol belirleyen, hayat programı yapan ve sizleri ona çağıran birisi değil, önceki peygamberlerin yoluna, dinine çağırıyorum. Ve size haram kılınan bazı şeyleri, bazı yasakları helâl kılmak için Allah tarafından geliyorum. Öyleyse Allah’la yol bulun. Yolunuzu Allah’a sorun. Hayatınızı Allah adına yaşayın. Allah konusunda takvalı olun, ve bu konuda da bana itaat edin. Takvanın usulünü, teslimiyetin modelini benden öğrenin. Ben Allah’a nasıl bir kulluk yapıyor, Allah’tan nasıl korkuyor, Ona karşı nasıl saygılı davranıyorsam, Onun emirlerine ve yasaklarına nasıl riâyet ediyorsam bana bakın ve benim gibi olun. Biliyoruz ki Kitaplar ve Peygamberler aynı kaynaktan geldiği için birbirini asla nakzetmezler. Aksine bütün Kitaplar ve tüm Peygamberler birbirini destekler. Hz. Îsâ da öyle diyordu. Ben yeni, garip, türedi birisi değilim. Size duymadığınız, bilmediğiniz bir din de getirmiş değilim. Bu dini daha önce Mûsâ da getirmişti. O halde ben, benden önceki Tevrat’ı yalanlamaya değil, tasdik etmeye geldim. Ve benden önceki kitapta isyanlarınız sebebiyle, Rabbinize kafa tutmanız ve Ona kulluktan çıkmanız sebebiyle Allah’ın size haram kıldığı bazı şeyleri helâl kılayım diye gönderildim. Benim getirdiğim kitap Tevrat’ın hükümlerinden bazısını nesih etsin diye gönderildim. Ya da Tevrat’ta Allah size haram kılmadığı halde sizin hevâ ve hevesleriniz doğrultusunda kendi kendinize koyduğunuz haramları kaldırmaya geldim. Sizin kendi kendinize bozduğunuz haram-helâl yasalarını Allah’ın istediği biçimde düzenlemeye geldim. Ayetten anlıyoruz ki İncil Tevrat’ın bazı hükümlerini nesih et-miştir. Düne kadar yahudilere karşı hıristiyanlar neshi savunuyorlar ve bunu inkâr etmiyorlardı. Çünkü kendi kitapları olan İncil, Tevrat’ın bazı hükümlerini nesih etmişti. Meselâ İncil’de, Tevrat’ın cumartesi günü iş yapmayı yasaklayan hükmünü değiştirip bunu pazar gününe alan âyetlerin varlığını iddia ediyorlardı. Yine Hz. Îsâ’nın yiyecek ve içecekler konusunda eski yasakları kaldırdığına inanıyorlardı hıristiyanlar. Ama sonradan Kur’an gelip de ikisini de nesih eden âyetler ortaya konulunca bu defa yahudilere karşı bu neshi savunan hıristiyanlar 90 derecelik bir dönüşle neshi reddediverdiler. Olmaz böyle şey dediler. Yâni hâşâ Allah’ın kelimelerinde, Allah’ın âyetlerinde, Allah’ın hükümlerinde değişiklik olmaz. Yâ-ni Allah’ın İncil’deki âyetleri kesinlikle değişemez, değiştirilemez di-yorlar. İncil’in kendisinden önceki Tevrat’ı değiştirdiğine inanan bu Hıristiyanlar aynı şeyin Kur’an için geçerliliğini reddettiler. Allah benim de sizin de Rabbinizdir. Muhakkak ki kendisine kulluk edilmeye lâyık, kulluk programını bilen, sizden nasıl bir kulluk isteyeceğini bilen ve size bir hayat programı belirleyen benim de sizin de Rabbiniz Allah’tır. Sizin için de benim için de kendisine kulluk edilecek, hayat programı uygulanacak Ondan başka Rab yoktur. Bu konuda benim sizden bir farkım yoktur. Ben de sizin gibi Allah’ın kuluyum. Benim boynumdaki ipin de ucu Rabbimin elindedir. O ne tarafa çekerse ben o tarafa gitmek zorundayım. Ben her zaman ona muhtacım. Beni yaratan, beni besleyen, beni yaşatan ve bana yol gösteren Odur. Ben nasıl Onu Rab bilmiş ve irademi Ona teslim etmişsem gelin siz de sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin ve Ondan başkalarını Rab bilmeyin. Allah yolundan başka yol yoktur. Allah’a kulluk yolundan başka yol yoktur. Yahudilik, hıristiyanlık, İslâm’ın dışındaki tüm dinler, tüm yollar Allah’ın razı olmadığı dinler ve yollardır diyerek, Îsâ (a.s) aynen İbrâhim’in, Mûsâ’nın dâvetini tekrar ediyordu. Dikkat ederseniz burada Hz. Îsâ’nın hıristiyanların iddia ettikleri gibi asla kendisinin Rab olduğunu, Allah’ın oğlu ya da Allah’ın yetkilerine sahip birisi olduğunu kendisine de kulluk edilmesi gerektiğini söylemiyor. Diyor ki o Allah benim de sizin de Rabbinizdir. Ben Ona kulluk ediyorum siz de Ona kulluk etmek zorundasınız diyor. O böyle diyor ama Onun yolunda olduklarını iddia edenler Ona en büyük iftirayı yapıyorlar.