71. “Ey Kitab ehli! Niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” Ey ehl-i kitap nedir bu sizin hayatınız? Niye hakla bâtılı birbirine karıştırıyorsunuz? Niye hakla bâtılı birlikte yaşıyorsunuz? Hayatınızda hak da var bâtıl da. Mûsâ (a.s) sizin gibi miydi? Îsâ (a.s) sizin gibi miydi? Hem İbrâhim (a.s), Mûsâ (a.s), Îsâ (a.s) bizim önderlerimizdir, bizim peygamberlerimizdir diyorsunuz, hem de nasıl böyle bazen Rab Allah kaynaklı, bazen da Rab toplum, Rab moda, Rab insanlar kaynaklı bir hayat yaşıyorsunuz. Bu ne biçim iştir böyle? Peygamberlerden bir kısmına imanla bir kısmına küfrü birlikte yaşıyorsunuz. Mûsâ’ya, Îsâ’ya inandığınızı iddia ediyor, Muhammed (a.s)’ı reddediyorsunuz. Tabii bu ifade de yine sadece yahudi ve hıristiyanlara mahsus değildir. Aynı zamanda bize de bir hitaptır. Çünkü biz de kitap ehliyiz. Hem onlara hem de bize diyor ki Rabbimiz: Ey kitap ehli olanlar, ne oluyor size ki hakla bâtılı birlikte yaşamaya çalışıyorsunuz? Yâni hayatınızda biraz hak, biraz bâtıl yaşıyorsunuz. Hakla bâtılı sarmaş dolaş yapmayın. Meselâ ekonomik hayatta yahudileri, sosyal hayatta hıristiyanları, geriye kalan dinsel hayatınızda da müslümanlığı böyle çorba edip birbirine karıştırmayın. Hayatınızda hak mı yaşıyorsunuz, bâtıl mı yaşıyorsunuz? Hayatınız kitap kaynaklı mı? Yoksa başka şeyler kaynaklı mı? bunu bilmeden yaşayarak hakla bâtılı karıştırmayın. Hayat programınızı, yaptıklarınızı Allah’tan mı aldınız? Yoksa başkalarından mı aldınız? Allah mı buyurdu? Yoksa Zerdüşt mü buyurdu? Bunu bilmeden yaşarsanız işte bu hakkı bâtıla karıştırmak demektir. Ya da yaptıklarınız, yaşadıklarınız rahmetlik hoca efendinin dedikleri miydi? Yoksa Allah’ın dedikleri miydi? bunları birbirine karıştırmayın. Hakkı hak olarak bilin, bâtılı da bâtıl olarak bilin. Ya da yaşadığınız hayat için, yapıp ettikleriniz için ha hak olmuş, ha bâtıl olmuş, ha Allah’ın dediği olmuş, ha Zerdüşt’ün dedikleri olmuş, ne fark eder, üzerinde durmaya gerek yok diyerek sakın hakla bâtılı birbirine karıştırmayın. Hakkı bildiğiniz halde bildiğiniz hakkı bırakıp bâtılları yaşamaya kalkışmayın. Diliniz, inancınız, düşünceniz hak ama hayatınız, amelleriniz bâtıl kaynaklı olmasın. Hayatınızın bir bölümü kitap kaynaklı, öteki bölümleri tâğutlar kaynaklı olmasın. Namazınız, orucunuz, haccınız Allah kaynaklı, ama kılıkkı-yafetiniz, hukukunuz, eğitiminiz, ekonominiz, sosyal ve siyasal yapılanmalarınız başka kaynaklı olmasın. Hayatınızın bir bölümünde hakkı, öteki bölümlerinde de bâtılı yaşayarak hakla bâtılı birbirine karıştırmayın. Na-mazı Allah’tan ama mîrası başkalarından alarak, Orucu Allah’tan ama hukuku başkalarından, Haccı Allah’tan ama ekonomik yapıyı başkalarından, kılık-kıyafeti başkalarından alarak hakla bâtılı karıştırmayın. Çünkü Allah size hayatınızın tümünü düzenlemek üzere bir kitap göndermiştir. Eğer sizler kitabınızın bir bölümünü bilmezseniz elbette hayatımızın o bölümü hep bozuk olacak, o bölümü kitap düzen-lemeyecek ve siz sürekli bâtılla birlikte hakkı yaşayacaksınız, yâni hakla bâtılı birbirine karıştıracaksınız demektir. Öyleyse kitabın tama-mını tanıyın ki hayatınızın tümünü kitap düzenlesin. Bir de: "Bile bile hakkı gizlemeyin!" Bir de bile bile hakkı gizlemeyin! Çünkü siz hakkı biliyorsunuz. Siz Tevrat ehlisiniz, siz ehl-i İncilsiniz. Siz Kur’an ehlisiniz! Bu işi biliyorsunuz. Öyleyse siz bu karıştırma işini, bu gizleme işini yapmayın! Hak bilgisine, kitap bilgisine, peygamber bilgisine sahip kimseler olarak yakışmıyor bu davranış size. Allah’ın size gönderdiği kitaplar Furkân’dırlar. Bu kitaplarda hak da bellidir bâtıl da bellidir. Sizler bu kitapların size bildirdiği hak bilgisine sahip ola, ola, hakkı bile bile dünya menfaatleri sebebiyle bu kitapların hak ve bâtıllarını insanlara açıklamamak durumunda olmayın. "Elbese" bir de örtmek giydirmek anlamınadır. Öyleyse ey eh-l-i kitap, bile bile bâtılı hakkın üzerine örtüp de hakkı insanların bakışlarından gizlemeyin. Yâni bâtıla hak elbise giydirip onu insanlara hakmış gibi sunmayın. Yâni Allah’ın kitabındaki dosdoğru hak âyetlerini tahrif edip, bozup, gizleyip, kendi fikirlerinizi, kendi yazdıklarınızı hak-mış gibi, Allah öyle diyormuş gibi insanlara sunup hakla bâtılı anlaşıl-maz hale getirmeyin. Hani Bakara sûresinde ehl-i kitap için öyle deniyordu: "Vay o kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir değere satmak için işte bu Allah katındandır! diyenlere." (Bakara: 79)