73. Ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın. “De ki: “Doğru yol Allah'ın yoludur.” Ve yine onlar: “Size verilen gibisi bir başkasına da veriliyor, veya Rabbini-zin huzurunda (müslümanlar) size size karşı delil getirip sizi alt edecekler diye mi bu? De ki: “Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir.” Diyorlar ki, o ümmîler, o müslümanlar sizin dininize tabi oluncaya kadar onlara iman etmeyin. Sizin dininize uyanlardan başkalarına inanmayın. Onlar sizin gibi inanmadıkça, sizin gibi yahudi ve hı-ristiyan olmadıkça, sizin gibi düşünmedikçe sakın onlara inanmayın. Dün de, bugün de aynı yolu takip ediyorlar. Müslümanlara kesinlikle inanmıyorlar. Dünyanın her yerinde müslümanlara karşı kâfirleri tutuyorlar. Bunun sebebi de İslâm’ın ve müslümanların üstünlüğünün, haklılığının farkında olmalarıdır. İslâm ve müslümanlar karşısında dayanamayacaklarının farkındadırlar bu adamlar. İslâm açık ve net bir biçimde anlaşılıp ortaya konduğu zaman pillerinin biteceğini çok iyi biliyorlar. Hak karşısında tüm bâtıllarının yıkılacağının farkındadırlar. Onun içindir ki şu anda tüm dünyada dinsizinden, komünistinden, ateistinden, mecûsî’sinden, ineğe tapanından, şeytana tapanından kendilerine bir zarar gelmeyeceğini bildikleri için müslümanlara karşı onları desteklemektedirler. Şu anda ehl-i kitap dünya, müslümanlara inanmamakta, güvenmemektedir. Ama bilelim ki bu da Allah’ın bize bir lütfudur. Böyle olmasaydı, ehl-i kitap dünya, eğer şu anda bizim idarecilerimize değer verip güvenselerdi Allah korusun her şeyleriyle kendilerine bağlılık yeminlerinde bulunan bizim başımızdaki köleler onlara daha çok bağlanacaklardı. Ve belki de ülkelerimizi gözlerini kırpmadan onlara satmaya bile kalkacaklardı. Ama Allah’a şükür ki yahudi ve hıristiyan-lar İslâm ülkelerinin başındaki bu satılmışlara, halklarına düşman olan bu kölelere güvenip değer vermiyorlar. Bu satılık idareciler ara ara gittikleri, katıldıkları toplantılarda bu kafirlerin, gâvurluklarını, kendilerine düşmanca tavırlarını, kendilerine değer vermeyişlerini görüyorlar da tamamen bizi onlara satmaya cesaret edemiyorlar, gözlerini açıyorlar. Bu da Allah’ın bu gariban müslümanlara en büyük lütuflarından biridir tabii. Allah diyor ki bakın: Artık hak bellidir hidâyet bellidir. Gerçek hidâyet Allah’ın hi-dâyetidir, yol Allah’ın yoludur. Yâni ey müslümanlar sizin onlara hiç bir zaman ihtiyacınız yoktur. Doğrusu İslâm yoludur, doğrusu Allah yoludur, başkalarına ihtiyacınız yoktur. Sizin ne hıristiyan dünyaya, ne de yahudi dünyaya bir müdaneniz olmasın. Sakın ha sakın Allah’ın size hidâyeti varken, Allah’ın size yol gösterisi varken ehl-i kitaba meyletmeyin. Sakın ha sakın efendim, bizim birtakım problemlerimiz var, sıkıntılarımız var, yeryüzünde yalnız yaşayamayız, biz birilerine muhtacız. Ekonomik, siyasî, askeri problemlerimiz var. Bizim yol gösterme-ye ihtiyacımız var, bizim bir hidâyete, birilerinden akıl danışmaya, birilerini örnek almaya ihtiyacımız var. Şu andaki yahudiler ve hıristiyan-lar da dünyanın en büyük dev güçleridir, ülkelerinin problemlerini halletmişler, sanayilerini kurmuşlar, insanlarını mutlu etmişler. Hikaye bunlar aslında eh biz ne yapalım? Demeyin. Hidâyet istiyorsanız, hidâyet Allah’ın hidâyetidir, yol Allah’ın yoludur. Eğer problemleriniz varsa Allah’a havale edin, Allah’a yalvarın, Allah’a yakarın, Allah’ın âyetlerinin tarif ettiği bir hayata yöneliverdiniz mi, bakacaksınız ki problemleriniz kendiliğinden çözülmüştür. Tüm problemleriniz ama. Ekonomik, siyasî, içtimaî, askeri, eğitim, hukuk, seçim, geçim tüm dertleriniz bitecektir. Çünkü o zaman siz yenil-mez ve yanılmaz bir Allah’la berabersiniz demektir. Ama öyle değil de ehl-i kitaba sorarsanız, ehl-i kitaba uyarsanız işte şu andaki rezil durumu yaşamak zorunda kalırsınız. Unutmayın ki hidâyet Allah’ın hidâyetidir. Kullarını her konuda doğruya, hakka ulaştıran Allah’tır. Ne yahudi dünya, ne hıristiyan dünya kesinlikle hiç kimseyi hidâyete ulaştıramaz. İşte yıllardır Allah’ın hidâyetini bırakıp ehl-i kitap dünyaya tabi olduk, hani hangi problemimiz çözüme ulaştı? Neyi hallettik? Hayır hayır tüm dünya problemlerinin çözümü Allah’ın dinindedir. Allah’tan başkalarının bir tek insanı bile düzlüğe çıkarmaları mümkün değildir. Hayatı düzlüğe çıkarak tek yol Allah’ın yoludur. Size verilenin bir benzeri de kendilerine verildi diye mi karşı çıkıyor bu insanlar? Bugün size verilen kitabın bir benzeri de dün ken-dilerine verildi diye mi? Dertleri ne bu adamların? Öyle değil mi dün size verilen hidâyetin, size verilen kitabın bir benzeri de şu anda müs-lümanlara verilmiştir. Allah sizin için bazen İbrâhim (a.s)’ı, bazen İsmail (a.s)’ı, bazen İshak (a.s)’ı, bazen Mûsâ (a.s)’ı, bazen Îsâ (a.s)’ı, bazen de Muhammed (a.s)’ı rahmet kapısı olarak açıverir. Birisini Kudüs’te, diğerini Mekke’de gönderiverir. Birisini İsrâil oğullarına diğerini ümmî Araplara yollayıverir. Ne var bunda? Niye yadırgıyorsunuz bunu? Hep sizin içinizden çıkacak değil ya bu peygamber? Ya da Allah size soracak değil ya seçeceği elçisini? Hani bekliyordunuz bu âhir zaman peygamberini? Hani yolunu gözlüyor, nerde kaldı? Geç kaldı diyordunuz? Sanki bu reddettiğiniz peygamberden önce kendinize gönderilen Allah’ın elçilerinin kıymetini bildiniz mi? Onlara Allah’ın istediği şekilde iman ettiniz mi? Sanki onları Allah’ın istediği şekilde karşıladınız da, şimdi de Allah’ın bu son elçisine mi iman edeceksiniz? Onları reddeden, onları yalanlayan, onları öldüren sizler değil misiniz? Başınızda Allah’ın kerim elçisi Hz. Mûsâ varken, Allah’ın elçisi Harun (a.s) yanı başınızda iken onları dinlemeyerek buzağıya tapınanlar sizler değil misiniz? Zekeriya ve Yahya (a.s)’lara ne yaptınız? Îsâ (a.s)’a ne yaptınız? Peygamberinizi niye öldürmeye, çar-mıha germeye teşebbüs ettiniz? Yâni bütün bu sapıklıklarınızı Allah bilmiyor mu? Müslümanlar bunları bilmiyorlar mı? Allah son kitabıyla kullarını bu konularda bilgilendirmedi mi? Yoksa Allah’ın kendilerine bu bilgileri sunduğu müslümanlar size karşı aleyhte delil getirecek diye mi iman etmiyorsunuz? Ya da müslümanları kendiniz gibi kâfir yapınca, onları küfre yuvarlayınca artık onlara vahyin kesilip de aleyhinizde delil getiremez bir duruma düşmelerini mi istiyorsunuz? Ne oluyor size? Siz gerçekten hidâyete mi talipsiniz? Yoksa Allah bilgisiyle bilgilenen müslümanlar, size bu kadar açık ve net deliller getirdikleri halde sadece inatlarınız ve ön yargılarınız sebebiyle eğer bu peygamber bizim içimizden çıksaydı ona iman ederdik diye kendi kendinizi aldatıyorsunuz? Îsâ (a.s) sizin içinizden çıkmamış mıydı? Mûsâ (a.s), Zekeriya ve Yahya (a.s)’lar sizden değil miydi? Kusura bakmayın, Allah bunu size soracak, sizden izin alacak değildir. Fazl, fazilet, üstünlük, risâlet Allah’ın elindedir. Allah onu dilediğine verir. Hiç kimse buna karışamaz. Hiç kimse bu konuda Allah’a müdahalede bulunamaz. Çünkü yetki Onundur.