78. “Onlardan birtakımı, Kitapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: “Allah katındandır” derler, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.” Ehl-i kitaptan bir grup vardır ki onlar dillerini Allah’ın kitabına karşı eğip bükerler. Din Allah’ın kitabıyken, din peygamberin sünnetiyken kitaba ve sünnete dayanmayan, kitapta ve sünnette olmayan şeyleri ortaya koyarak Allah’ın istemediği, Allah’ın belirlemediği bir hayat tarzını Allah’tanmışçasına insanlara sunmaya çalışırlar da hem kendilerini hem de insanları saptırırlar. Allah’tan olmayan şeyleri Allah’a izâfe ederek, kitapta olmayanı kitaba izâfe ederek Allah’a iftira ederler. Kendi fikirlerini, kendi düşüncelerini dinmiş gibi, kitaptanmış gibi insanlara empoze ederek olmayacak bir dinin, olmayacak bir hayat programının içinde bulurlar kendilerini. Böylece hem kendileri saparlar, hem de Allah kullarını saptırırlar. İşte din budur, işte yol budur diye, insanlara sundukları hevâ ve hevesleriyle, İslâm’ın dışındaki hayat programlarıyla hem kendilerini, hem de Allah kullarını cehenneme sürüklerler. Allah dininin sembollerini değiştirirler, dinin şeairini değiştirirler ve kendi ümniyelerini onların yerine ikâme ederek sapıklığın girdabına yuvarlanırlar. Bakın âyeti parça parça bir okuyayım: "Dillerini eğer bükerler, kitabı dillerine dolarlar." Dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Böyle Allah’ın kitabını ken-di çıkarlarına, kendi düşüncelerine, kendi teorilerine doğru eğip bükerler. Tevrat ve İncil’de olmayanları veya Kur’an-ı Kerîmde olmayanı, sanki var mış gibi geveleyerek insanlara sunmaya çalışırlar. Yâni konuşurlarken, sanki kitabı ağızlarına almış gibi, sanki kitaptan konuşuyorlarmış, sanki kitapla ilgi kurmuş gibi görünmeye çalışırlar. Kitaptan konuşuyormuş gibi davranmaya çalışırlar. Aslında başka şeyler söylerler de, arada bir bunu da ağızlarına alırlar. Meselâ adam çıkıyor, miting alanına, bazen tanrı böyle buyuruyor filân diyor. Veya kitabımızda da bu böyledir, filân âyette de bu böyledir diyor, bir şeyler ekliyor, bir şeyler gevelîyor. İşte bu davranış kitabı diline dolamak, kitabı eğip bükmektir. Peki neden böyle yapıyorlar? "Siz onu kitaptan sanasınız diye." Yâni ortaya koyduğu konunun kitaptan olduğu zannedilsin diye. Kitaba dayandığı, kitabi konuştuğu zannedilsin diye. Aslında kitapla filân ilgisi yok adamın. Kitaptan filân konuşmuyor, ama ister ki konuştukları İslâm’dan zannedilsin. Yâni bir dizi fikir sıralıyor arka arkaya, ama araya böyle âyetler de serpiştiriyor. Meselâ İslâm’da aile, İslâm’da takva, İslâm’da kadın, İslâm’da kahramanlık, İslâm’da edep, İslâm’da kazanmak, İslâm’da harcamak diyor. Konunun kuralını kendisi koyuyor, iskeletini kendisi belirliyor. Kendisi bir paragraf, iki paragraf bilgi sunuyor ve araya bir âyet koyuyor ki sanki az evvel dediklerini âyet dedi. Onun planı aslında şu: Meselâ yüz cümlelik bir konuşması var, bu konuşmanın paragraflarını, iskeletini, ana fikrini kendisi belirliyor, bir iki paragraftan sonra: Ya Rabbi bunları destekleyecek bir âyet lütfeder misin buraya? diyor, yâni ayıp olmasın, böyle sözlerim sırıtıp kalmasın diyor ve araya bir âyet ekliyor. Bir paragraf sonra da: Ya Rasulallah, bunu destekleyecek bir hadis, diyor ve bir hadis okuyor, ondan sonra Volter'e, Monteskiye'ye, Puşkin’e müracaat ediyor. Onlardan bir iki cümle alarak böyle bir Esperanto, bir çorba yapıp insanlara sunuyor ve bununun da din olduğunu söylemeye çalışıyor. Bak ben bir şeyler söylü-yorum, aman beni destekleyin demeye getiriyor. Bunu dinleyen insanlar, bu kitaptandır zannetsinler diye böyle yapıyor adam, oysa: "Halbuki o kitaptan değildir." Halbuki bu kitabın kendisi de değil, kitaptan da değil, yansıması da değil, anlatılması da değildir. Yâni bu Allah’tan da değil, Allah’ın dininden de değil, bunu anlamalıdır adam. "Allah’a yalan iftira yapıyor da bunu da bile bile yapıyor." Ve bu yaptığıyla bile bile Allah’a yalan iftirada bulunuyorlar. Allah’ın dediğini demedi, demediğini de dedi pozisyonunda Allah’a karşı yalan iftirada bulunuyorlar. Gerek dünkü ehl-i kitap, gerekse bugün bizim ehl-i kitaptan kimileri böyle yapıyorlar. Bunu yaparken de az bir menfaat için yapıyorlar. Allah’ın kitabını, Allah’ın âyetlerini az bir paha karşılığında sat-mak için yapıyorlar bunu. Yâni dünya ile sınırlı, dünyada bitecek, ölümle bitecek ve öbür tarafa, âhirete intikal etmeyecek bir menfaat karşılığında yapıyorlar. Bu yaptıklarının karşılığında ne alırsa alsınlar, tüm dünyayı alsalar bile ne kadar süreyle alabilirler? Ölünceye kadar değil mi? Müdürlük ölünce biter. Bakanlık, dekanlık ölünce biter. Şan, şöhret, diploma, doktora, para, mal, mülk hepsi ölümle bitecek ve yarına intikal etmeyecek şeylerdir. Tevrat ve İncil’i bozup, Tevrat ve İncil’i tahrif edip te, Tevrat’ın ve İncil’in içine kendi sözlerini sokup da sonra da: İşte bu Allah kelâmıdır! diyenlere yazıklar olsun! Kur’an’ı tahrif edip, Kur’an’ı gizleyip Kur’an’ı insanlara anlatmayıp, ya da Kur’an’da olmayan bir şeyi ondanmış gibi insanlara sunanlara yazıklar olsun! Kitap bilgisine sahip olan, Tevrat bilgisine, İncil bilgisine, Kur’an bilgisine sahip olan ama dünya karşılığında bunu satanlara yazıklar olsun! Ma-kam karşılığında, diploma doktora karşılığında, maaş karşılığında, sosyal statüler karşılığında satanlara yazıklar olsun. Ve de dinlerini, dinlerinin temel kaynaklarından öğrenmeyip de bu tip insanları dinleyen, bu tip insanların ortaya koydukları dine aldanarak sapanlara, sapıtanlara da yazıklar olsun. Öyleyse arkadaşlar, eğer bizler şu anda dinimizi, dinimizin temel kaynakları olan bizzat kitaptan ve sünnetten öğrenir böylelerinin yoluna, böylelerinin dâvetine değil de direk kitaba ve sünnete müracaat edersek, sürekli kitap ve sünnetle beraber olabilirsek hiç kimse bizi saptıramayacaktır. Ne hocalar, ne hacılar, ne şeyhler, ne sihirbazlar, ne politikacılar ne de şeytanlar asla bizi saptıramayacaklardır. Arkadaşlar, gözünüzü açıp iyi dinleyin. Şu anda dünya üzerinde müthiş bir kavga var. Maalesef pek çoğumuzun gafil olduğu bu kavga, din üzerinde gerçekleşen bir kavgadır. İki tarafı var bu kavganın. Bir tarafta Allah’ın dinini kabul edenler, hayatlarını Allah’ın dinine göre düzenlemeye çalışan müslümanlar, diğer tarafta da Allah’ın dinini reddederek, Allah’ın dinine, Allah’ın hayat programına alternatif dinler, alternatif hayat programları, Allah’ın sistemine alternatif sistemler geliştirmeye, Allah’ın dinini bozmaya, tahrif etmeye, Allah’ın di-ni yerine kendi felsefelerini dünya üzerinde yerleştirmeye çalışan kâfirler. İşte bu iman-küfür kavgasında en önemli husus mü’minin, yaşadığı dünyanın farkında olarak, inandığı dinin bilincinde olarak yerini alması, safını belirlemesidir. Bunun yolu da mü’minin inandığı dini çok iyi tanımasıyla, Allah’ın kitabını, Allah’ın peygamberini çok yakından tanımasından geçer. Yoksa Allah korusun dininden haberdar olmadan, kitabını tanımadan, peygamberiyle ilgi kurmadan bu kâfirlerin gece-gündüz uydurdukları şeytani vahiylerinden kurtulması, dinini, imanını kurtarması asla mümkün olmayacaktır. Bu durumda bırakın bu müslümanın safını belirleyip kâfirlere karşı hücuma geçmesini müdafaada kalması bile mümkün olmayacaktır. İşte görüyoruz. Önüne gelen, aklına esen müslümanın elinden tutuyor, önüne gelen onu saptırıyor ve oyuncak haline getiriyor. Zavallı müslümanlar. Dinlerinden, kitaplarından, peygamber-lerinden habersiz yaşayan zavallı müslümanlar da, aldanıyorlar bu adamların dediklerine. Tamam, madem ki bu hocalar böyle söylüyor-lar, madem ki bu hıristiyanlar, bu yahudiler, bu papazlar, bu Hahamlar böyle diyorlar, o zaman doğrudur diyorlar, herhalde din budur diyor-lar. Madem ki liderler, siyasetçiler, profesörler böyle söylüyorlar, öy-leyse doğrusu budur diyorlar ve sapıyorlar. Akıllarını, dinlerini birilerinin cebine koyarak sapıtıyorlar. Halbuki din konusunda, kitap ve peygamber konusunda böyle düşünen, böyle hareket eden bu adamlar dünyaları konusunda ne kadar da gayretlidirler değil mi? Dünya işlerine kimseyi karıştırmıyorlar, kimseye aldanmıyorlar, bir kuruşluk bir dünya menfaatini kaçırmamak için gerekirse karış karış dünyayı dolaşıp bilgilenmeye, hata etmemek için öğrenmeye çalışıyorlar da, dinlerine gelince birilerine havale edip geçip gidiyorlar. Allah şuur versin, basiret versin bu müslümanlara.