83. “Allah'ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur, O'na döneceklerdir.” Yoksa bu adamlar Allah’ın dininden başka bir din, Allah’ın yolundan başka bir yol, Allah’ın hayat programından başka bir program mı arıyorlar? Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a teslim olmuşlarken, hepsi tav’an ev kerhen, ister istemez müslüman olup Allah’a boyun bükmüşlerken ve dönüş de Allah’a iken, hesap Allah’a ödenecekken bu insanlar tutup Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Göklerde ve yerde canlı-cansız tüm varlıklar Allah’a teslim olmuşlarken, bu adamlar kime teslim olmaya çalışıyorlar? Ne oluyor? Ne yapmaya çalışıyorlar bu adamlar? Allah’tan başka birilerinin dinine mi giriyorlar? Allah’tan başka birilerinin yoluna mı gidiyorlar? Allah’tan başka birilerinin yasalarına mı tabi oluyorlar? Bu nasıl iş böyle? Tüm varlıklar, melekler, peygamberler, ay güneş, yıldızlar, dağlar taşlar, bitkiler, hayvanlar, yağmurlar, bulutlar, rüzgarlar Allah’a teslim olup boyun bükmüşlerken, tüm varlıkların dini İslâmken bunlar başka bir din mi arıyorlar? Meleklerin dini İslâm olsun, peygamberlerin dini İslam olsun, yeryüzü ve gökyüzünün dini İslam olsun, mü’miniyle-kâfiriyle tüm insanların bedenleri, organları tümüyle Allah’ın fıtrat yasalarına, fıtrat kanunlarına teslim olsun, mevsimler Allah’ın emriyle oluşsun, çiçek Allah’ın emriyle açsın, su Allah’ın emriyle aksın, ateş Allah’ın emriyle yaksın, yağmur Allah’ın emriyle yağsın, gece-gündüz Allah yasalarına boyun büksün, güneşin boynundaki ipin ucu Allah’ın elinde olsun, ölüm Allah’ın emriyle, hayat Allah’ın emriyle gelsin, ama insanlar bu dünyada Allah’a teslim olmasınlar. İnsanlar bu dünyada tercihlerini Allah’tan yana kullanıp Onun dinine, Onun emrine, Onun yasalarına teslim olmasınlar. İnsanlar göklerin ve yerin, göktekilerin ve yerdekilerin boyun büktükleri Allah’ın dinine girecekleri, müslüman olacakları yerde tutsunlar da başkalarının dinine, başkalarının yoluna gitsinler. Olacak şey midir bu? Evet, tüm varlıklar Allah’a teslim olduklarına göre, elbette yaratılış yönünden onlardan farklı olmayan insan da, Allah’a teslim olmalı, Allah’ın kanunlarına boyun bükmeli, Allah’ın yasalarına itaat etmelidir. İnsan zaten, fıtraten Allah’ın yasalarına boyun bükmektedir. Allah’ın yarattığı bu insan yaratılış yönünden üşümekte, acıkmakta, uyumakta, yorulmakta, hasta olmakta ve ölmektedir. Yâni insan fıtraten Allah’ın koyduğu yaratılış yasalarının dışına çıkamamaktadır. İşte fıtrî hayatında böylece Allah’ın yasalarına boyun büktüğü gibi, günlük hayatında da Allah’ın yasalarına boyun bükmek zorundadır. Değilse fıtrî hayatında Allah’ın yasalarına boyun büken bu insan, günlük hayatında başkalarının yasalarına boyun bükerse, hayatının birinde Rabbinin İlâhî yasalarına, ötekisinde de kendi hevâ ve heveslerine, yahut beşer yasalarına teslim olursa, yâni iki Rabbi, iki İlâhı olursa, onun fıtrî hayatıyla günlük hayatı çatışma içine girerse o zaman bu ikisi arasında insan ezilip gidecektir. Çatışan bu iki hayat arasında insan mahvolup gidecektir. Yâni böyle insanın fıtrî yapısı bir tarafa gidecek, iradesi başka bir tarafa gidecek. Eli ayağı, gözü kulağı bir tarafa gidecek, iradesi başka bir tarafa gidecek. Tüm Kâinat, tüm mevcudat bir tarafa gidecek, insan başka bir tarafa gidecek. Canlısıyla-cansızıyla tüm varlıklar Allah’ın dinine, Allah’ın istediği bir yola, teslimiyet yoluna gidecek, ama insan başka bir yola gidecek. Tüm varlıklardan ayrılarak kâfir insan, müşrik insan çıkıp diyecek ki biz sizden başka bir dine, başka bir yola gideceğiz. İşte dünyada kâfir insanın, müşrik insanın en zavallı yönü budur. İşte kâfirler bu dünyada böyle bir zavallılığı, böyle bir şerefsizliği yaşarken beri tarafta müslümanın da dünyada en şerefli yönü işte budur. Kâfir tüm dünyayla, tüm Kâinatla, tüm mevcudatla çatışma içindedir. Tüm Kâinat Allah’a teslim olmuşken, tüm mevcudat Allah’a teslim olmuşken kâfir onlardan farklı bir yola gittiği için tüm Kâinatla çatışma halindedir.