89. “Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müstesnadır. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.” Tevbe edenler çıkış yolu buldular. Tevbe edenler, küfürlerin-den, şirklerinden vazgeçerek Allah’a, Allah’ın dinine dönenler, yön-lerini, kıblelerini değiştirenler, Allah’ın emirlerine boyun bükerek ye-niden bir sözleşme yapanlar müstesnadır. Allah’a yönelen, yaptıklarından pişman olan, hatanın hata olduğunu kabul eden, önceki yaşadığı İslâm dışı hayat için meğer ben ne kötü bir insanmışım? Ne kadar berbatmış benim gidişatım? Din yaşıyorum diye hevâ ve heveslerimin peşinde gidiyormuşum diyerek durumunu düzelten kişi bilsin ki Allah onun için Ğafûr ve Rahîmdir. Demek ki sadece ben tevbe ediyorum demek yetmeyecek, tevbesinden sonra durumunu düzelterek Allah’ın istediği bir hayata dönmesi gerekmektedir. Yâni Allah’ın istediği gibi bir iman sahibi, Allah’ın istediği gibi bir kabul sahibi olması gerekmektedir. İşte bu tev-benin şartıdır. Öyleyse ey küfre ve şirke düşmüş olanlar! Ey Allah’a isyanda zirvede olanlar! Ey Allah’ın dinini bırakıp başka başka dinlerin peşinde gidenler! Ey müşrikler! Ey kâfirler! Ve ey günahkâr müslümanlar! Ey müslümanlıklarının farkında olmayana müslümanlar. Ey kitaplarından ve peygamberlerinden habersiz müslümanlık yaşadıklarını sanan müslümanlar! Gelin aklınızı başınıza alın. Ölüm gelinceye kadar tev-be kapıları açıktır. Şu anda her ân küfürlerinizden, şirklerinizden, isyanlarınızdan vazgeçip Allah’a dönme hakkınız vardır. Ama yok eğer bu uyarılara kulaklarınızı tıkarsanız. Eğer akılla-rınızı başlarınıza alıp, Allah’ın istediğine dönmezseniz, unutmayın ki bir gün gelip de Allah’ın bir yasası olan ölüme teslim olduğunuz an bu hakkınız kalmayacaktır. O gün ne malınız, ne mülkünüz, ne devletiniz, ne saltanatınız, ne gücünüz, kuvvetiniz, ne yalvarıp yakarmanız hiçbir mânâ ifade etmeyecektir. O gün her şeyiniz bitmiş olacak. O gün ne tanrılığınız, ne egemenliğiniz, ne imparatorluğunuz kalmayacaktır. O halde gelin, şu anda ölüm gelmeden, hayat bitmeden dönüş hakkınızı kullanın. Gelin Allah’la savaşı terk edip, Allah’a kafa tutmak-tan vazgeçip, Allah’a eş koştuğunuz tüm sahte İlâhları ve İlâheleri bir kenara bırakıp yalnız Allah’ı Rab bilin, yalnız Allah’ın dinini din bilin, yalnız Allah’ın kitabını kitap bilin, Allah’la barışın. Eğer böyle yapar-sanız, bilesiniz ki Allah Ğafûr ve Rahîmdir. Sizi bağışlayacak, sizi geçmişinizle değerlendirmeyecek, geçmişinize bir çizgi çekecek, geç-mişinizi sıfırlayıverecektir.