18. “Eğer siz peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.” Eğer yalanlarsanız, peygamberi, peygamberin getirdiklerini yalan sayarsanız, yok farz ederseniz, kabul etmezseniz o zaman dinleyin size genel geçer bir yasayı söyleyeyim. Bu sizin yaptığınız yalanlama ilk yalanma değildir. Bu yalanlamayı, kaale almamayı ilk defa siz yapıyor değilsiniz. Sizden önce de yalanladılar. Sizden önceki üm-metler de kendilerine gönderilen elçilerini yalanladılar. Nuh toplumu, Âd toplumu, Semûd topluma da Allah’ın elçilerini yalanlayıp reddettiler. Ve tabii biz sadece Rabbimizin bu kitabında bize haber verdiği toplumları tanıyoruz. bize haber verilmeyen daha nice toplumlar Allah’ın elçilerini yalanladılar. Allah’ın elçilerinin kendilerine getirdiği hayat programını yok farz edip kendilerine göre bir hayat yaşadılar. Pekiyi gerek önceki toplumlar içinde, gerekse şu anda yaşayan ve toplumu tarafından yalanlanan bir peygambere düşen nedir? Ya da şu anda bir peygamber yolunun yolcusuna ne düşer? Resûle, Resullere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Evet peygamberin sorumluluğu apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir. Allah’ın elçileri kendilerine Rablerinden gelen vahyi, Allah âyetlerini açık ve net bir biçimde insanlara duyururlar, anlatırlar, açıklarlar, pratikte gösterirler. Artık bundan sonra kabul edip etmemek insanların kendi bilecekleri bir şeydir. Bu görevini yaptıktan sonra peygamberin sorumluluğu bitmiştir. Yâni peygamberin onları zorla müslüman yapma, zorla, zorbayla imanı onların kalplerine sokma sorumluluğu da yetkisi de yoktur. Böyle bir görevi yoktur peygamberin. Peygamberin görevi apaçık bir tebliğ yaparak, insanların gözleri önünde güvenilir bir hayat yaşayarak, emin bir örneklik sergileyerek insanları cennet ve cehennemle uyarmaktır. Bakın işte peygamberin uyarısına, peygamberin dâvet şekillerinden bir örnek verecek Rabbimiz: