Ankebût Suresine Dön

Ankebûtالعنكبوت

20. Ayet

20Ankebût Suresi

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ

De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da (Allah’ın) yaratmaya nasıl başladığına bir bakın. Sonra Allah, ahiret hayatını yaratıp var edecektir. Şüphesiz ki Allah, her şeye kadîrdir.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

20,21. “De ki: “Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde âhiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye kâdirdir. Dilediğine azap eder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.” De ki yeryüzünde gezin dolaşın da Allah yaratmaya nasıl başladı bir görün. Bir görün de yine tekrar Rabbinizin ölümlerinizden sonra âhiret yaratmasını nasıl ortaya koyacağını anlayın. Ölümlerinizden sonra artık bir daha ölmemek, bir daha son bulmamak üzere sizi tekrar diriltmeyi nasıl gerçekleştirecek bir gözlemleyin. Doğrusu Allah her şeye kâdirdir, her şeye güç yetirendir. Evet buyuruyor ki Rabbimiz, bu insanlar baksınlar, görsünler. Yoktan var edilen bir insanı görsünler. Yoktan var edilen varlıkları görsünler. Kış mevsiminden sonra baharın ortaya çıkışını görsünler. Ölü bir tabiatın ölümünden sonra dirilişini görsünler. Kupkuru ağaçların yeşerişini seyretsinler. Karanlık geceden sonra gündüzün gelişine baksınlar. Gündüzden sonra karanlık gecenin zuhurunu müşahede etsinler. Tüm bunları yaratan, meydana getiren Allah değil mi? Tüm bu âlemde egemen güç, büyük irade Allah değil midir? Geceyi gündüzü peş peşe getiren, güneşi doğdurup batıran, aya hükmeden, yağmuru yağdıran, bitkileri kurutup tekrar yeşerten, bir damla sudan insanı var eden Allah bütün bu âlemleri ölümlerinden sonra tekrar diriltmeye güç yetiremez mi? Bir baksınlar bakalım çevrelerine. Bir baksınlar kendilerine. Sadece kendi dünyalarına çakılıp kalmasınlar. Hayatı sadece kendi dünyalarından ibaret görmesinler. Baksınlar çevrelerine Allah’ın âyetleri rehberliğinde, o zaman çok şeyler göreceklerdir. Ama kitabımızın bu âyetlerini tanımayan insanlar için tüm Kâinat âyetleri hiç bir mânâ ifade etmeyecektir elbette. Yâni Kur’an sûreleri arasında gezip dolaşmayan insanlar Rabbimizin öteki âyetlerini asla anlayamayacaklar, değerlendiremeyeceklerdir. Kur’an’ı tanımadıkça bu âlemi tanımamız asla mümkün olmayacaktır. Yâni Kur’an’ı okuyacağız ki güneş bize bir şeyler söylesin. Kur’an’la birlikte olacağız ki dağlar, taşlar bize bir şeyler söyleyecektir. Kur’an’ı tanıyacağız ki helâk olan toplumlar, silinip giden saltanatlar, devletler, melikler, Firavunlar, Nemrutlar bir şeyler söyleyecektir. Bütün mesele tüm dünyaya, tüm hadiselere Kur’an’la bakabilmekten geçmektedir. Dünyaya bu kitabın gözlüğüyle bakamazsak bu âlemdeki hiç bir âyet bize bir şey söylemez. Güneş doğar, ay batar, gündüz gelir, gece gider, yağ-mur yağar, bitki biter ama hiç haberimiz olmaz. Varlığı da, yokluğu da anlamamız asla mümkün olmaz. Evet Allah her şeye kâdirdir, her şeye güç yetirendir. Dilediği kimselere, dileyen kimselere, rahmete yönelen, hidâyete yönelen, seçimini hidâyetten yana kullanan kimselere rahmet eder, merhamet eder, ama hür iradeleriyle azabı tercih edenlere, seçimlerini azaptan yana kullananlara da azap eder. Yâni rahmetini isteyenlere rahmet eder, azabını isteyenlere de azap eder Allah. Unutmayın ki Ona döndürüleceksiniz. Onun huzuruna götürüleceksiniz. Ona çevrileceksiniz. Onun sorgulamasına doğru, Ona hesap ödemeye doğru gidiyorsunuz. Onun hesabına mahkum olacaksınız. Yaşadığınız bu hayatın faturasını Ona ödeyecek, Onun yargısıyla karşı karşıya kalacak, Onun hükmüne teslim olacaksınız. Şunu da asla unutmayın ki: