26. “Bunun üzerine Lût ona inandı ve İbrâhim “Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakimdir” dedi.” Lût İbrâhim (a.s)’a iman etti. Evet İbrâhim (a.s)’ın ateşe atılışından ve ateşe hükmeden Rabbimizin ateşin yakma yasasını değiştirip İbrâhim’i yakmayışından sonra toplumu içinde kendisine iman eden sadece Lût (a.s) ın olduğunu görüyoruz. Rabbimizin anlatımından bunu çıkarıyoruz. Tabii en doğrusunu Rabbimiz bilir. Kur’an’ın anlatımlarından bildiğimiz o ki, ta ilk başından İbrâhim (a.s) a karısı Sâre annemiz iman etmiş. O annemiz daha önce iman ettiği için burada ondan söz edilmiyor anlıyoruz. İbrâhim (a.s) bu günkü Bağdat şehri yakınlarında Ur şehrinde dünyaya gelir. Ve ilk olarak orada babasını İslâm’a dâvet ediyor, kavmini İslâm’a dâvet ediyor, onlara işte En’âm sûresinin beyanıyla ayın, güneşin, yıldızların tanrı olamayacağını delileriyle anlatıyor. Sonra halk bir bayram yerine gittiği zaman putları kırıyor ve orada ateşe atılıyor. Kavmiyle uzun ve yorucu bir mücâdeleden sonra kendisine iman eden yeğeni Lût (a.s) ve eşi Sâre annemizle birlikte di-yorlar ki bakın: Ben Rabbime hicret ediyorum. Ben Rabbimin dinine hicret ediyorum. Ben Rabbimin yoluna giriyorum. Ben muhacir oldum Allah’a. Ben muhacir oldum Allah yoluna. Muhakkak ki Allah Azizdir, Allah Hakimdir. İzzet ve şeref sahibi olan da, hikmet ve Hâkimiyet sahibi olan da benim Rabbimdir. Dilediğine hükmeden, dilediğini yapan ve yaptığı her şeyde hikmet olan Odur. Evet İbrâhim (a.s)’ın hicreti gündeme geliyor. Irak’ın başkenti olan Bağdat o günün dünyasında en şaşaalı dönemini yaşıyordu. Dünyanın en görkemli bir saltanat şehriydi. Ve İbrâhim (a.s) o şehrin yakınlarında Ur şehrinde dünyaya geliyor. Biraz önce dediğimiz gibi orada ateşe atılıyor. Ve oradan hicret etmek zorunda kalıyor. Ve Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde Suriye’ye en yakın olan Urfa’nın güneyindeki Harran’a geliyor, sonra oradan da oğlu İsmail ile birlikte Hicaz’a, yâni Mekke’ye gidiyor. Mekke, Medine, Kudüs, Mezopotamya, Fırat ve Dicle aralarında sürekli Allah’ın dinini tebliğle uğraşıyor. Bu bölgeler zaten Kur’an’da zikredilen peygamberlerin zuhur ettiği bölgelerdir. Evet Harran’a gelir Allah’ın elçisi. Burada ne kadar kaldı bil-miyoruz. Bu bölge insanlarına Allah’ın dinini tebliğ etti. Bundan sonra güney batıya doğru bir seferi daha var biliyoruz. Yâni Şam topraklarına doğru, Filistin yurduna doğru, yâni bugünkü El Halil kentine kadar uzanan bir yolculuk daha yapıyor. Ve en sonunda vatan olarak, hicret yurdu olarak kendisi için seçtiği yer bu El Halil kenti, yâni Filistin toprakları oluyor. İleriki dönemlerinde İbrâhim (a.s)ın torunlarından Ya-kub (a.s) bu yurdu terk edip Mısıra gider. Ama daha sonra Mûsâ ve Harun (a.s)’lar döneminde Rabbimiz müslümanlara tekrar o yurda dönmelerini emreder. Ve müslümanlar Mûsâ (a.s)’dan sonra o ata yurtlarına ulaşırlar. Sonra yurtlarını müslümanlar bir daha kaybederler ve Davut ve Süleyman (a.s)’lar döneminde tekrar müslümanlar Filistin topraklarını ve El Halil kentini ele geçirirler. Zaten El Halil, Halilür Rahmân olan İbrâhim (a.s)’ın ismine izafeten verilmiş bir isimdir. Müslümanlar orada Süleyman ve Dâvûd (a.s)’lar döneminde çok görkemli bir hayat yaşarlar. Süleyman (a.s)’ın vefatından hemen sonra burada müslümanlar işgale uğrarlar. Ve bu Kudüs’ün işgali ikinci Halîfe Hz. Ömer’in hilafeti döneminde Kudüs’ün fethine kadar sürer. Hz. Ömer döneminde Kudüs tekrar müslüman-ların eline geçer. Ve çok uzun bir dönem müslümanların elinde olan mukaddes Kudüs şehri Haçlı orduları tarafından tekrar işgal edilir. 70, 80 yıl kadar Hıristiyan medeniyetine şahit olur. Sonra tekrar Sela-hattin-i Eyyubi tarafından Kudüs fethedilir. Ve 1918 yılına kadar müs-lümanların elinde kalır. Bu tarihte müslümanların tüm dünyada özgürlüklerini kaybetmelerinden sonra Kudüs ve Filistin toprakları müslü-manların elinden çıkar. Evet işte böyle İbrâhim (a.s)’ın hicreti devam ederken, yeğeni Lût (a.s) da El Halil kentinin 40, 50 kilometre yakınlarında halkı ahlâksız mı ahlâksız, rezil mi rezil bir bölgeye elçi olarak gönderilir. Biz şimdi Ankebût sûresinin anlatımına devam edelim inşallah: