Ankebût Suresine Dön

Ankebûtالعنكبوت

37. Ayet

37Ankebût Suresi

فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۘ

Onu yalanladılar. (Bunun üzerine) onları korkunç bir sarsıntı tuttu ve öz yurtlarında dizleri üstüne çöküp kaldılar.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

36,37. “Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. O, “Ey milletim! Allah'a kulluk edin, âhiret gününe umut besleyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi. Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.” Evet Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Şuayb (a.s) da gönderildiği topluma diyor ki, ey kavmim Allah’a kulluk edin, sadece Allah’ı dinleyin. Üzerinizde, hayatınızda yetki ve otorite sahibi olarak sadece Allah’ı kabul edip Ona itaat edin. Onun istediği gibi bir hayat yaşayın. Âhiret gününe umut besleyin. Âhiretin hesabı konusunda dikkatli davranın. O gün hesaba çekileceğinizi hatırınızda canlı tutun da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. İnsanların dinlerini bozmayın, ekonomiyi bozmayın, hukuku bozmayın, eğitimi bozmayın, kılık-kıyafeti bozmayın, hayatı bozmayın dedi. Ama o toplum da Allah’ın elçisini dinlemediler. Medyen’liler de Şuayb (a.s)’ı yalanladılar. Ve bu yüzden, işledikleri bu suçlar yüzünden onları bir racfe, bir sarsıntı, bir deprem, ya da geberin geberesi-celer diye bir ses yakaladı da hepsi oldukları yere diz çöküverdiler. Oldukları yere yığılıp kaldılar. Evlerinin ortasında diz çökülü kalıverdiler. Zaten ölüydü bu kâfirler. Çünkü vahiyle ilgi kuramamış insanların tamamı ölüdürler. Kur’an ve sünnetle tanışmamış insanların tamamı ölüdürler. İşte bu ölüleri bir sarsıntı kendilerine getiriverdi. Yâni Allah’tan gelen bir racfe, bir sarsıntı onları olmaları gereken konuma getiriverdi. Onlar hayatlarında diz çöküp Allah’a kulluk yapmaları gerekirken, bundan kaçınıyorlardı da bir sarsıntı onları diz çöktürüverdi. O ana kadar Allah huzurunda diz çökmeye yanaşmayan alçaklar çaresiz diz çöküverdiler. Kazandıkları o malları mülkleri, çalıp çırptıkları servetleri, o makamları mansıpları, güçleri kuvvetleri, medeniyetleri onları Allah’ın azabından kurtaramadı. Ekonomik yönden çok büyük bir güce sahip oldukları halde bu güç ve kuvvetlerine güvenerek Allah’a ve Allah’ın elçisine kafa tuttukları halde evlerinde ıhıverdiler.