48. “Sen daha önce bir kitaptan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin. Öyle olsaydı, bâtıl söze uyanlar şüpheye düşerlerdi.” Niye iman etmiyorlar bu adamlar? Halbuki ey peygamberim sen daha önce ne bir kitaptan okumuş, ne de sağ elinle yazmış değilsin. Rasûlullah efendimiz okuma yazma bilmemektedir. Çünkü daha dünyaya gelmeden önce babasını kaybetmiştir. Babasının vefatından kısa bir süre sonra da anasını kaybetmiştir. Sonra himayesinde kaldığı dedesini kaybetmiştir. İçinde büyüdüğü toplumun da okuma yazma oranı çok az olduğu için okuma yazma öğrenememiştir. Mektep medrese görmemiştir. Felsefe tahsilinde bulunmamış. Kafasına insan bilimlerinden hiçbirisi girip fıtratını bozmamış. Nihâyet olgunluk çağında Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın vahyiyle müşerref olmuş. Böylece insanların daha sonraları şöyle bir itirazda bulunmaları mümkün olmayacaktı. Ey Muhammed, sen daha önce falanlardan, filânlardan bir şeyler öğrenmiştin. Falan falan kimselerden ders almıştın. İşte şimdi o öğrendiklerini süsleyip püsleyip bunlar bana Allah’tan geliyor diyerek diye bizi kandırıyorsun. Birilerinden öğrendiklerini Allah’a izafe ediyorsun diyemeyecekleri bir özellikte büyüyor. Kırk yaşında kendisine vahiy indirilmiş. O ana kadar hiçbir şey okumayan Allah’ın elçisine Rabbinin adıyla oku denmiş. Hiç bir kitap görmemiş peygamber birden bire bir kitaptan âyetler okumaya başlamış. Kâfirlerin, müşriklerin kıyâmete kadar yapacakları itirazlarına, hücumlarına böylece Rabbimiz en güzel cevabı verivermiş. İşte cevap: Peygamberim bundan önce bir kitap okur olmadın. Bir kitabı okumadın sen. Ve yine sen bundan önce sağ elinle de yazar değildin. Yazmasını da bilmiyordun, yazmamıştın. Eğer böyle ol-saydı, eğer daha önce okur yazar olmuş olsaydın, daha önce mektep medrese görmüş, bir şeyler bilir olmuş olsaydın bâtıl taraftarları şüpheye düşerlerdi. Bâtıl ehli senden şüphelenirlerdi. Bu adam demek ki önceden bunun hazırlığı içindeymiş. Önceden bu peygamberlik işini hazırlıyormuş derlerdi.