Ankebût Suresine Dön

Ankebûtالعنكبوت

64. Ayet

64Ankebût Suresi

وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌۜ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Asıl (yaşanılacak ve ebedî) olan ahiret hayatıdır. Keşke bilselerdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

64. “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat âhiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!” Şu dünya hayat, şu denî hayat sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Evet dünya sadece bir eğlenceden, oyundan, oyalanmadan, oyuncaktan ibarettir. Evleri, barkları, dükkanları, tezgâhları, hesapları, kararları, evliliği, boşanması, sanki çocukların evcik oynamasına ben-ziyor. Dünya işte budur. Ama bakıyoruz ki bugün mü'mini de kâfiri de dünyayı hedeflemiş, herkes dünyayı kucaklama sevdasına kapılmış. Dünya sadece bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğu halde insanlar hep dünyayı tercih ediyorlar. Yarışlarını hep dünya adına yapıyoruz. Hep dünyalıklar konusunda yarışıyorlar. Aman daha çok malım olsun, aman daha çok Markım Dolarım olsun, daha çok dükkan, daha çok arsa, daha çok şan, daha çok şöhret, daha çok alkış, daha çok koltuk, daha çok makam, daha iyi model araba, daha güzel sofra adına yarışıyorlar. Ama maalesef daha iyi müslümanlık adına, cennette daha üstün makamları elde etme adına, daha güzel kulluk adına yarışan çok az. Halbuki işte Rabbimizin beyanıyla adına yarıştıkları dünya oyun ve eğlenceden öte hiçbir değeri olmayan bir şeydir. Evet âhiret yurdu yanında bu dünya hayat sonludur, geçicidir. Hedef değil vasıtadır. Bitmeyecek zannettiğiniz, tüm ömrünüzü uğruna fedâ ettiğiniz bu dünya hayatı tıpkı faydalı, gerekli işleri bırakıp faydasız oyunların peşine takılanlar gibi bir oyalanmaktan ibarettir. Dünya hayatını temel kabul edenler, onu sonsuz zannedenler, varsa da yoksa da işte yaşadığımız bu hayat vardır, bunun ötesinde başka bir hayat yoktur diyenler oyun ve eğlenceye yönelen insanlardır. Ya da onların dünyada yaptıklarının tamamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ya da tıpkı oyun ve eğlence gibi bu hayat da kısa sürmektedir. Veya insan oyun ve eğlencelere olayların sonunu düşünemediği zamanlar dalar da ancak işin ciddiyetini, ya da ötesini düşündüğü zaman oyunun da eğlencenin de tadı tuzu kalmaz ya, işte aynen öyledir bu dünya. Tıpkı çocuklar mahallelerinde oyun oynarken, kendi aralarında rol taksimi yapıp kimisi prens, kimisi prenses, biri kral, öbürüsü kraliçe, birisi komutan ötekisi asker filân. Gün batımına doğru anneleri, ya da babaları onları eve çağırınca o çocukların içine daldıkları prenslikleri, prenseslikleri bir anda unutup gerçek hayata dönüverirler değil mi? Yaptıkları saraylarına, evlerine de bir tekme vuruverirler değil mi? Yâni şu anda bizim yaptıklarımız da bu değil mi? Bizler de ev bark peşinde, dükkan tezgah peşinde, krallık, prenslik peşinde koşarken bir gün bir dâvetçi, yâni ölüm meleği bizi de gerçek evimize, gerçek yurdumuza çağırıverince biz de tıpkı o çocuklar gibi oyunlarımızı bitiriveririz. Halbuki daha oyunun tam koyusundaydık. Daha işlerimizi tamamlamamıştık. Hedeflerimiz vardı. Planlarımız, projelerimiz vardı. Ama ölüm meleği çağırıverdi bir ikindi vaktinde. Ne yaparsınız? Tüm ömrünüzü uğruna fedâ ettiğiniz bu ev-lerinize, bu dükkanlarınıza, bu oyuncaklarınıza bir tekme vurup işte ben gidiyorum demenin dışında yapabileceğiniz bir şey var mı? Bir dünya hayatı buysa, öyleyse ey zavallı insanlar nedir sizin bu dünyaya tapınmanız? Nedir Allah’ı unutma pahasına, âhireti unutma pahasına bu dünyaya tutkunuz? Ne oluyor? Yıkılmayacak mı zannediyorsunuz bu dünyayı? Yok olmayacağını mı zannediyorsunuz ticari hayatınızın? Bitmeyeceğini mi zannediyorsunuz ömrünüzün? Bu kadar bu dünyaya bağlılığınız niye? İşte gerçek hayat, işte canlılık, işte dirilik, işte asıl yaşanacak hayat âhiret hayatıdır. Keşke bilmiş olsalardı bu gerçeği? Gerçek hayatın öbür tarafta Allah’ın lütfedeceği cennet hayatı olduğunu bir bilebilselerdi bu insanlar.