Ankebût Suresine Dön

Ankebûtالعنكبوت

66. Ayet

66Ankebût Suresi

لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۙ وَلِيَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Onlara verdiklerimizi inkâr edip keyif sürsünler (bakalım)! Pek yakında bilecekler/anlayacaklar.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

65,66. “Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.” Bir gemiye binip denize açıldıkları zaman, gemi Allah’ın emrinde, su Allah’ın emrinde. Bütün varlıklarıyla Allah’a yönelip o anda dini sadece Allah’a halis kılarak Rablerine dua ederler. Karadayken tapındıkları, sığındıkları, hayatlarında etkili, yetkili bilip yasalarını uyguladıkları egemen güçleri unuturlar, onların bu durumda kendilerini asla koruyamayacaklarını, kurtaramayacaklarını anlarlar. Yeryüzü tanrılarının ne denize, ne gemiye, ne rüzgara söz geçirme imkânlarının olmadığını anlarlar. Aslında karada hakim ve durumda olanların orada da bir yetkileri yok ta orada durum biraz daha farklı olduğu için onları farklı bir konumda görebiliyorlar. Ama bindikleri gemide ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya geldikleri zaman, şiddetli bir fırtına, şiddetli bir kasırga, yükselen dalgalar onları her yönden sardığı ve kurtulma ümitlerinin kalmadığı bir durumda tüm güçleriyle, tüm benlikleriyle Allah’a dua ederler. Hem de dini Allah’a halis kılarak yalvarıp yakarırlar. Dini Allah’a halis kılarak. Yâni dini yaşamanın, dine bağlanmanın gerekliliğini anlayarak Allah’a dua ederler. Dini sadece Allah’a halis kılarlar. Yâni hayat programı dediğimiz dini sadece Allah’tan almaya ve hayatlarının tümünde sadece Allah’ı hakim ve söz sahibi görmeye başlarlar ve Ona dua ederler, Ona baş vururlar. Evet böyle ciddi bir durumdayken, Allah’a işleri düşmüşken duaları, çağırışları, ibadetleri, kullukları, yalvarıp yakarmaları sadece Allah’adır. Çünkü böyle bir durumda onların Allah’tan başka dostları yoktur. Daha önce sığındıkları, dua ettikleri, yasalarını uyguladıkları tüm siyasal, ekonomik, hukuk, eğitim tanrıları, kılık kıyafet tanrıları gözlerinde sıfıra inmişlerdir. Ne zaman ki Allah onları karaya doğru kurtardığı zaman da şirk koşmaya başlayıveriyorlar. Tehlike geçince azmaya, azgınlık yapmaya, Allah’a kafa tutmaya, Allah’a ortaklar bulmaya başlayıveriyorlar. Allah’la işleri bitince Ona şirke yöneliveriyorlar. İşleri bitince eski küfürlerine, eski şirklerine, eski isyanlarına dönüveriyorlar. Ne kötü değil mi? Unutuyorlar denizlerin Rabbini, unutuyorlar gemilerin, rüzgarların, göklerin, yerin ve tüm âlemlerin Rabbini. Artık denizden toprağa ayak bastılar ya sanki kentlerin farklı Rableri var, farklı İlâhları var. Evet anlıyoruz ki kâfirlerin de, müşriklerin de vicdanlarında gerçek Rab, gerçek İlâh olarak Allah hissi vardır. Ciddi bir tehlike anında o tehlikeleri def edecek, tüm zararları kaldıracak ve kendilerini koruyacak yegâne güç ve kuvvet sahibi tek varlığın, tek mercinin Allah olduğu onların vicdanlarının derinliklerinde mevcuttur. Her vicdan sahibi insan bunu çok rahatlıkla anlayacaktır, yeter ki onun vicdanı bozulmamış olsun. Mü’mini de, kâfiri de, müşriki de daraldığı zaman Allah’a dua etmekte, Allah’a yalvarıp yakarmaktadır. Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler diye Rab-bimiz böylece imkân veriyor onlara. Biraz faydalansınlar bakalım. Bi-raz bu dünyada yaşasınlar, saltanat sürsünler bakalım. Biraz bu dünyadan istifade etsinler bakalım. Yakında bilecekler, anlayacaklar. Yaşasınlar bir dünya hayatını ama bilsinler ki bu hayat çok çabuk bitecek, bu hayat çok çabuk bitecek ve gerçeği anlayacaklar. Gemi yolculuklarının bittiği gibi. Tüm yolculuklarını bittiği gibi. Dünya hayatı da biter bir gün ve kabul etmeye yanaşmadığınız bir Allah’ın huzuruna çıkarsınız da hesabınızı görüverir O Allah. Şimdi bu dünyada işinize geldiği zaman Allah’a, işinize geldiği zaman da başkalarına kulluk ede durun bakalım. İşiniz düştüğü zaman Allah’a, işiniz bittiği zaman başkalarına yönelin. Elbet bir gün Onun sorgulamasıyla karşı karşıya geleceksiniz.