A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

101. Ayet

101A'râf Suresi
Mushafta Aç

تِلْكَ الْقُرٰى نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَٓائِهَاۚ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۚ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الْكَافِر۪ينَ

Bu beldelerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki resûlleri onlara apaçık delillerle gelmişti. Daha önce yalanlamalarından ötürü, (sonradan gelen elçiye) iman etmeleri söz konusu olmadı. İşte Allah, kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

101. “ Ey Muhammed! İşte kasabaların haberlerini sana anlatıyoruz. Andolsun ki onlara peygamberleri belgeler getirdi; öncekileri yalanladıklarından ötürü inanmadılar. Allah kâfirlerin kalplerini böylece kapatıp mühürler.” Evet işte sana senden önceki kasabaların şehirlerin haberlerini anlatıyoruz. Şu başlarından, senin ülkenin insanlarının başına gelen şeylerin geçtiği şehirlerin haberlerini anlatıyoruz. Ama bunu sana ve senin toplumuna anlatırken hikâye olsun diye, hoşça vakitler geçiresiniz diye değil, bunlar, bu haberler senin ve toplumunun ibret alıp kendilerine çeki düzen versinler için anlattığımız çok önemli vakalardır, haberlerdir. Onların başlarına gelenlere iyi bakıp ibret alasınız da onların düştüklerine sizler de düşmeyesiniz diye bunları size anlatıyoruz. Onlara peygamberlerimizi belgeler getirdi. Onlar hakkı görsünler de doğruya gitsinler diye elçilerimiz her türlü mûcizeleri getirdi onlara da öncekileri yalanladıklarından ötürü onlara da iman etmediler. Daha öncekiler gibi onlar iman etmemeyi âdet haline getirdiler. İşte Allah iman etmeyenlerin kalplerini böylece mühürleyiverir. Öyleyse Rabbimizin âyetlerini duyar duymaz hemen hiç beklemeden iman etmek zorundayız. Hemen teslimiyet göstermek zorundayız. Eğer Rabbimizin emirlerini duyar duymaz hemen hiç beklemeden iman etmezsek yada iman eder etmez hemen teslimiyet göstererek uygulamaya koymazsak öncekilerin yaptıkları gibi böyle bozuk tutumlar sergilemeye kalkışırsak bilelim ki bizim kalplerimiz de mühürlenecek ve artık biz de tıpkı onlar gibi bir şey duymaz, duygulanmaz hale geleceğiz demektir.