A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

107. Ayet

107A'râf Suresi

فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ

(Bunun üzerine) Mûsâ asasını attı. (Bir de ne görsün!) O, apaçık bir yılan oluvermiş.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

107,108. “Mûsâ, (a.s)asını yere atar atmaz apaçık bir yılan oluverdi; elini çıkardı, bakanlar, bembeyaz olduğunu gördüler.” Hz Mûsâ (a.s)asını yere attı. Bir de ne görsünler o apaçık bir ejderha oluvermişti. Kur’an’ın başka yerlerinde de bu konuyu anlatırken Rabbimiz şöyle buyurur: “Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.” (Tâ-Hâ 20) Evet o asa koşan bir ejderha oluvermişti. Belki de Firavunun üzerine hücum eden saldıran büyük bir ejderha bir yılan oluvermişti. Yâni böyle gözle görülen bir biçimde bir yılan oluverdi. Yâni öyle bir yalan değil, hayal değil, yanılgı ve aldanış da değil, gözlerde bir değişme de değil bizzat ayan beyan bir ejderhaydı bu. İnsanların dağı dağ olarak, dereyi dere olarak gördükleri gibi bizzat ejderhanın yılanın kendisi oluvermişti asa. Bu asa farklı bir asaydı. Bu asa o dönemin en büyük kültürünü yok edecek bir asaydı. Bu asa o dönemin en büyük iktidarını bitirecek bir asaydı. Rabbimizin Mûsâ (a.s)’ın Medyen döneminde elinde bulundurduğu, koyunlarına yaprak dökmede, kendisine dayanıp yaslanmada ve daha pek çok ihtiyaçlarını gidermede kullandığı ve Rab-bimizin daha önce sözünü ettiği asaydı bu asa. Evet şimdi de bu asa Firavun karşısında onun ödünü patlatacak bir ejderhaydı. Ve bir de Hz. Mûsâ elini koynundan çıkardı bir de ne görsünler bakanlar için, görmek isteyenler için bembeyaz oluverdi. Bu da Hz. Mûsâ’nın Allah’ın elçisi olarak ortaya koyduğu ikinci bir mûcizeydi. Eli bakanlar için bembeyazdı. Her ne kadar Malkom X Hz. Mûsâ siyahtı, zenciydi de bir anda eli bembeyaz oluvermişti filan demişse ve işi kendi ırkına çekmeye çalışmışsa da bu apaçık bir mûcizeydi diyoruz. Evet bizler de bugün ellerimizi koynumuza atıp oradan çıkaracağımız kitabımızı insanlara göstereceğiz. Allah kullarını Allah kitabıyla karşı karşıya getireceğiz. Biz de koynumuzdaki Allah kitabını insanlara ulaştıracağız. Çünkü Mûsâ (a.s)’ın elindeki bu iki mûcize bugün bizim elimizdeki Allah kitabıdır. Bakın bu hususu açık ve net olarak bize anlatırken Allah’ın Resûlü şöyle buyurmaktadır: Teraktüküm alâ beyzae nagıyyetin” “Ben sizi bembeyaz tertemiz bir şey üzere bıraktım” Evet sizi tertemiz, bembeyaz, içinde hiç bir kirlilik hiç bir bulanıklık bulunmayan bembeyaz, tertemiz bir kitap üzere, Kur’an üzere bıraktım diyor Allah’ın Resûlü. Nûr olan, aydın olan, aydınlık olan, aydın ve aydınlık insanların kendisiyle beraber oldukları ya da kendisiyle birlikte hareket edenlerin aydın oldukları bir kitap bıraktım size diyor. İşte Mûsâ’nın elindeki mûcize asa bizim elimizdeki mûcize Kur’an’dır. Öyleyse biz de Allah’ın bize gönderdiği bu mûcizeyi, bu kitabı insanlara gösterecek ve ulaştıracağız. Kendimiz de bizzat bu mûcizeyle hareket edeceğiz ki zâlimlerin zulümleri kırılsın. Görmek isteyenler, bakmak isteyenler Allah’ın kitabıyla dirilsin. Evet Allah’ın elçisi iki tane mûcize ortaya koyunca: