A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

109. Ayet

109A'râf Suresi

قَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ

(Buna karşılık) Firavun’un kavminden önde gelen birileri demişti ki: “Şüphesiz ki bu, bilgili/usta bir büyücüdür.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

109,110. “Firavun milletinin ileri gelenleri, "Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak is-tiyor, dediler. Firavun: ne buyuruyorsunuz? " dedi.” Firavunun etrafındaki danışmanları, yandaşları, Firavun sisteminin devamını sağlayan ileri gelenler, holdingler, para babaları, eşraf takımı Firavundan önce ileri atıldılar. Baktılar ki Firavun sistemi tehlikede. Baktılar ki kendi egemenlikleri, kendi menfaatleri bitecek. Baktılar ki hortumları kesilecek. Baktılar ki devletin kaymağı ellerinden alınıyor. Firavundan önce ileri atıldılar. Hattâ rivâyetlere göre Mûsâ (a.s)’ın gösterdiği bu iki mûcizeden sonra Firavun ona ve getirdiği mesaja iman etmeye yönelmiş ama bu çevresindekiler engel olmuşlar. Demişler ki düne kadar kucağında büyüyen birine mi iman ediyorsun. Evet bakın mele gurubu dediler ki: Evet bu bilgiç bir sihirbazdır dediler. Bilgiç bir sihirbaz diyerek hemen Allah’ın elçisini karalamak istediler. Her dönemde bu böyledir. Her dönemde hak karşısında zâlimlerin sığındıkları usul işte budur. Bugün de meselâ birisi bir hakikati ortaya koydu da insanlar ona yöneldiler, ona meyletmeye başladılar, onu dinlemeye başladılar mı yönetimi elinde bulunduran ve egemenliklerinin sarsılmasından korkan zâlimlerin iftiraları hazırdır. Bu adam bir sahtekârdır. Bu bir sihirbazdır. Yaptıkları ve söyledikleriyle insanları kandırmaya ve çıkar sağlamaya çalışıyor. İnsanlar üzerinde kendi hegemonyasını kurarak insanları sömürmeye çalışıyor diyerek Firavunların melesi durumunda bulunan basın yayın başlıyorlar adamı karalamaya. Bugün bunların nicelerini karalayarak toplumdan dışladıklarına şahit olduk. Bu bir sihirbazdır. Hem de tam anlamıyla bilgiye dayanan akademisyen bir sihirbazdır. Hainler sözlerine dayanak da bulmaya çalışıyorlar bu ifadeleriyle. Aslında o güne kadar pek çok sihirbaz görmüşlerdi, ama bu sihirbazlardan hiç birisinin o güne kadar Mûsâ’nın yaptığını yapamadıklarını biliyorlardı da onun için sözleri sırıtıp kalmasın diye bu akademisyen bir sihirbazdır, ilme dayanan bilgin bir sihirbazdır diyorlardı. Aslında Mûsâ (a.s)’ın ortaya koyduğu bu iki mûcizeyi görenlerin tamamı onun bir sihirbaz olmadığını anlamışlardı. Aslında Firavun da etrafındaki Mele gurubu da Mûsâ (a.s)’ın bir sihirbaz değil Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu anlamış ve bilmişlerdi. Ama ona iman sorumluluğundan kendilerini kurtarabilmek için ona sihirbaz deyiverdiler. Evet dediler ki bu bir sihirbazdır. Hz. Mûsâ Firavunun karşısına ilk çıktığında ona gösterdiği asa ve yed-i beyzâ mûcizelerinden sonra Firavun ve çevresindeki danışmanları bu bir sihirbazdır dediler. Peki şimdiye kadar hangi sihirbaz bunları gösterebilmişti? Hangi sihirbaz bu cesareti gösterebilmişti? Bir adam öldürmüş Mısırdan kaçmış uzun bir süre Medyen’de sığındıktan sonra şimdi güpegündüz elinde asasıyla Mısıra, hem de dünyanın büyük, en zâlim, en güçlü devletinin sarayına elini kolunu sallaya sallaya girip karşısına dikilip onlara hakkı tebliğ ediyordu. Hangi sihirbaz becerebilirdi bunu? Hangi sihirbaz kendisine mutlak ceza verecek olan yeryüzünün en zâlim ve en güçlü ordusu-na sahip olan bir kralın sarayına böyle bir cesaretle girebilmişti bugüne kadar? Ve şimdi böyle zâlim bir idarecinin karşısında hangi sihirbaz bir asayı yılan haline getirebilirdi? Hangi sihirbaz bir el çabukluğuyla, biz göz işaretiyle koskoca bir ülkeyi böyle açlık ve felâkete sürükleyebilirdi? Hangi sihirbaz bir ülkenin tamamının evlerine kurbağalar, çekirgeler, bitler doldurabilirdi? Hangi sihirbaz tüm suları kan haline getirebilirdi? Evet bugüne kadar hangi sihirbaz becerebilmişti bütün bun-ları? İlerdeki âyetlerde gelecek Firavun Hz. Mûsâ’nın gösterdiği bu müthiş mûcizeler karşısında öylesine şaşırmıştı ki şöyle diyordu: Sen bizi sihrinle yurdumuzdan çıkarmaya, bizim dinimizi değiştirmeye ve Mısırın yönetimini eline geçirmeye mi geldin? Oysa kesinlikle bili-yorlardı ki o güne kadar hiç bir sihirbazın sihir gücüyle bir memleketi fethettiği görülmemişti. Sihirbazlar sadece kendisinden mükafatlar alabilmek için o güne kadar onun ayaklarını öpmekten başka bir şey yapmamışlardı bunu çok iyi biliyordu. Onun içindir ki Firavunun hem sen bir sihirbazsın demesi, hem de arkasında sen benim krallığımı ele geçirmek istiyorsun demesi onun kafasının ne denli karıştığını göstermektedir. Bu Firavunun ve onun yanında yer almış peygambere sihir-baz diyen, bu devlet erkanının onun bir sihirbaz değil tüm bunları Allah desteğiyle gösteren bir peygamber olduğunu anladıklarını ama saltanatlarının, statülerinin yok olmasından endişe ettikleri için onu reddetmeye çalıştıklarını göstermektedir. Çünkü peygamber olarak Allah’ın elçisini kabullendikleri andan itibaren tüm saltanatları bitecekti. Firavunun tahakkümü kalmayacak istedikleri gibi halka zulmedemeyeceklerdi. İstedikleri gibi insanların kanlarımı ememeyeceklerdi. Yanındaki avenesi de istedikleri gibi devlet imkânlarından yararlanamayacaklardı. Hz. Mûsâ aleyhisselâmın İsrâil oğullarını alıp dünyanın başka bir coğrafyasına gitme talebine, özgürlük isteğine karşı Firavun’un tavrını ve bundan sonra Firavunun başına gelecekleri, yâni sûrenin geriye kalan bölümünü tanımak için 7. ciltte buluşmak üzere velham-dü lillahi Rabil âlemîn..