A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

11. Ayet

11A'râf Suresi

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ

Andolsun ki sizleri yarattık, sonra size şekil verdik, daha sonra meleklere, “Âdem’e secde edin.” dedik. İblis dışında hepsi secde etti. O, secde edenlerden olmadı.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11. “Andolsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, “Âdem'e secde edin” dedik; İblisten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.” Evet Rabbimiz bundan önceki âyetinde insanlık için yeryüzünü hazırladığını anlatmıştı. Yeryüzünü insanın yaşayabileceği bir ortam haline getirdiğini haber vermişti. Burada da Rabbimiz artık yeryüzünde insanlık tarihinin başladığını, peygamberler tarihinin başladığını ve daha farklı bir deyişle artık yeryüzünde İslâm tarihinin başladığını haber veriyor. Rabbimiz kendisinin bildiği bizim bilmediğimiz bir tarihle bizi yüz yüze getiriyor. Bunlar gaybî haberlerdir, bunları bizler ancak Rabbimizin haber verdiği kadarıyla öğrenebiliriz. Ve bu konularda kesin bilgi Rabbimizin haber verdiği bilgidir. Onun dışında kim ne derse desin hepsi zandan ibarettir. Bakın Rabbimiz diyor ki biz sizi yarattık. Sonra da size şekil verdik. Bir çamurdanken size şekil verdik sûretlendirdik. Elsiz ayaksız, gözsüz kulaksızdınız, size el ayak, göz kulak verdik. İç ve dış organlarınızı en güzel bir şekilde düzenleyip sizi ahseni takvim üzere kıldık. Önce bir kan pıhtısı yaptık, sonra mudğa, sonra ızam. Bu sonralar bu mânâya gelebileceği gibi sizi küçücük bir çocuk yaptı, sonra genç, sonra da olgunlaştırdı anlamına da gelecektir. Veya bu sonralık Hz. Âdem’in yarılışından sonra olduğu gibi ana rahmindeki merhaleleri de anlatır da denmiş. Kur’an’ın farklı yerlerinde bize anlatıldığına göre Rabbimiz Âdem’i ve onun neslini topraktan yaratmıştır. Hz. Âdem de dahil tüm peygamberler, tüm insanlık topraktan yaratılmıştır. Bunu özellikle de-meye çalışıyoruz çünkü kimileri peygamber efendimizin nûrdan yaratıldığını ısrarla iddia ederek sanki onu insanlıktan, beşerlikten çıkarmaya ve hıristiyanların peygamberleri Îsâ’ya yaptıklarını yapmaya çalışıyorlar. Halbuki Rasulullah efendimiz kendisinin bir beşer olduğunu ve beşer olması münâsebetiyle de topraktan yaratıldığını ısrarla vurgulamaktadır. Aynen bizim gibi, insan cinsi gibi topraktan yaratılmış olan Allah’ın Resûlü bizim için de en güzel bir örneklik ve Allah’a kulluk sergilemiştir. Bir beşer olarak peygamberimiz Allah’a kulluğu zirve noktasında yaşayarak örnekleyerek bize göstermiştir. Galiba vahdet felsefesinin kurucuları tarafından onun da bir Allah olduğunu savunmak için mi? Yoksa onun bir beşer olmadığını ortaya koyarak bize örnek olamayacağını iddia etmek için mi hep bir nûrdan yaratılışı iddia edilip durmaktadır. Halbuki Kur’an’ın beyanına göre insan cinsi topraktan, melekler nûrdan, cinler ve şeytan da ateşten ve dumandan yaratılmışlardır. Hûrilerin de zaferandan yaratıldıkları bir hadiste ifade edilmektedir. Evet bu yaratılıştan sonra meleklere dedik ki Âdem’e secde edin. Bütün melekler Âdem’e secde ettiler İblis müstesna. Hadise Bakara’da ve diğer sûrelerde teferruatıyla anlatılır. Bu secde olayı insanların ilkinin, ilkimizin başından geçen ve kıyâmete kadar onun neslinin de gün be gün yaşayacakları bir olay, bir hayat, bir tecrübe. İnsanların tümü ya Âdem’in yoluna, meleklerin yoluna girip onların tavrını sergileyecekler ya da Şeytanın yoluna girip onun rolünü oynayacaklardı. Rabbimiz yeryüzünde bir halîfe yaratmış ve tüm meleklerine ona secde ile emretmiş. İstisnasız tüm melekler ona secde ederlerken İblis bu işin dışında kalmış. Bu secdenin mahiyetini bilmiyoruz. Allah’ın yeryüzünde halîfe olarak yarattığı Hz. Âdem’in önünde ona karşı yapılan bir hürmet ve istirham secdesi miydi? yoksa şu şimdi bizim namazlarda yaptığımız secdeye benzer bir secdemiydi? yoksa bu emri veren Allah’ın emrine bir boyun bükmüş müydü bunu bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa Rableri onlara emretmiş onlar da hemen Rablerinin bu emrine imtisal etmişlerdir. Komutan askere emrediyor, şu taşı selâmlayacaksın diye. Asker de komutanın emrini yerine getirmek için döner o taşı selâmlar. Ama askerin bu eylemi ne o taşın üstünlüğünü, ne de o askerin alçaklığını göstermez, komutanın emrine imtisalı gösterir. Meselâ şu anda biz toprağa ve Kâbe’ye doğru secde ediyoruz. Ama bizim secdemiz ne toprağa ne de Kâbe’yedir. Bizim secdemiz bize bu emri veren Rabb’imizedir, Rabbimizin emrine imtisaldır. Rablerinden kendilerine intikal eden bu emir karşısında melekler hemen secde ettiler ama iblis secde etmedi. İblis secde edenlerden olmadı. Neden oldu bu? Niçin secde etmedi şeytan? Nedenini ve niçinini bilmiyoruz. İblis secde etmedi. Peki İblis kim? İblisin cinler taifesinden olduğunu, kendisine özgü bir şahsiyetinin bulunduğunu, cinlerin tıpkı insanlar gibi doğması ölmesi ve üremelerinin olduğunu, Allah’a iman edip ona kulluk edenlerinin varlığının yanında Allah’a inanmayıp isyan edenlerinin de varlığını biliyoruz. Ama cinlere ait olarak bildiğimiz bütün bu özelliklerin yanında İblisin ayrı bir durumu var. O da biraz sonra gelecek kesin Allah’a isyan eden bir varlık olarak onun kıyâmete kadar varlığını sürdürecek olmasıdır. Kehf sûresinde Rabbimiz şöyle buyurur: "O cinlerdendi ve Rabbinin emrinin dışına çıktı." (Kehf: 50) Bu âyet onun bir cin olduğunu anlatır. İblis, nass ile sabittir ki cinlerdendir. Çünkü bakın secde etmemeyi becerebilmiştir İblis. Eğer bir melek olsaydı bunu becermesi mümkün değildi. Çünkü melek kesinlikle Allah’a isyan edemez. Sonra yine Kur’an-ı Kerîmde İblisin soyundan söz edilir. İnsanların ilk atası nasıl Hz. Âdem (a.s) ise cinlerin aslı ve ilk atası da İblistir. Bu da onun bir melek olmadığını gösterir. Zira meleğin zürriyeti yoktur. Onlarda erkeklik dişilik söz konusu değildir. İblis meleklerden olmadığı halde bu secde emrinin ona da tahsisi konusunda şöyle denmiş: İblis, melek olmadığı halde kendisini meleklere benzetmiş, onlar gibi Allah’a kulluk yapmaya çalışan bir cin idi de Allah’ın bu emrine onun için muhatap olmuştur demişler. Evet tüm melekler secde ettikleri halde İblis secde edenlerden olmadı. İblis onun şeytanlıktan önceki adıdır. Gerçi "İblis" karıştırmaktan gelir. Karıştıran demektir. Şeytan ise İblis’in yaptığı işi yapmaktır. Yâni secde etmeme işine, secdeden kaçınma eylemine de şeytanlık denir. Öyleyse kimdir şeytan? Şeytan secde etmeyendir. Şeytan secde etmeyenlerdir. Şeytan kıyâmete kadar secdesizlerin, secde etmeyenlerin lideri, temsilcisi ve sembolüdür. Öyleyse İkinci bir anlamıyla bu secde de şeytanın yapmadığı, Meleğin yaptığı şeydir. Yâni secde Allah’tan intikal eden her bir emir karşısında boyun eğmektir, Allah’ın her bir emrine boyun bükmek, bel kırmaktır. Allah’ın her emrine kabul demektir. Tamam ya Rabbi! Kabul ya Rabbi! Duydum ya Rabbi! Anladım ya Rabbi deyip ondan intikal eden her bir emri uygulamaya koymak demektir. Namaz secdesi değildir tabii bu. Allah’tan intikal eden her bir emir karşısında yapılacak secde. Tamam Ya Rabbi! Anladım ya Rab-bi! İnandım ya Rabbi! Kabul ya Rabbi! diyerek kişinin Allah’ın emirlerine boyun bükmesinin teslim olmasının, iman etmesinin ve uygulamaya koymasının adına secde denir. Meselâ hangi emri aldık Allah’tan? İlmin farziyeti emri mi? Ki-tabını ve elçisinin sünnetini tanıma emrini mi? Çocuklarımızın müs-lümanca eğitimi emrini mi? Âyetlerinin ve arzularının hayatımıza hâkim kılınması emrini mi? Onun istediği biçimde giyinme emrini mi? Hayatımızın kazanma ve harcama biriminde sadece Onu dinleme emrini mi? Hangi emriyle muhatap olursak olalım tamam ya Rabbi! Anladım ya Rabbi! İnandım ya Rabbi! Amenna ya Rabbi! Hemen uygulamaya koyuyorum ya Rabbi! Hemen hayatımı onunla düzenliyorum ya Rabbi! Bu imanımı hemen amel olarak hayatımda görün-tülüyorum ya Rabbi! diyerek hemen Ondan bize intikal eden her bir emri uygulamaya koyuyorsak, hemen duyar duymaz meselâ ilim öğ-renmeye başlıyorsak, duyar duymaz hemen kılmaya, tutmaya, örtün-meye başlıyorsak; bilelim ki biz tıpkı melekler gibi Allah’a secdeyi gerçekleştiriyoruz demektir. Ama Allah’tan bize intikal eden her bir emir karşısında ukalalık eder, duymazdan gelir, yok farz eder, Allah’ın böyle bir emri yok farz eder, savsaklar ve hemen uygulamaya koymazsak o zaman da biz şeytanın safında yer alıyoruz, secdesizlik yapıyoruz secdeyi terk ediyoruz demektir. Namaz emri böyledir, tesettür emri böyledir, zekât emri böyledir, ilim emri ve tüm emirler böyledir. Rabbimizden bize intikal eden her bir emir karşısında tamam ya Rabbi diyerek uygulamaya koşarsak o emre secde edersek bilelim ki biz secdelilerin safında meleklerin safında yer alıyoruz, ama emri duymazdan gelir, hemen uygulamaya koymaz ve savsaklamadan yana olursak bilelim ki o zaman da bir secdesizlerin safında İblisin safında yer alıyoruz demektir. Kur’an’ın başka yerlerinde de bu mânâyı görüyoruz. Allah’tan kendilerine intikal eden emirleri yerine getiren kulları için Rabbimiz, secde kelimesini kullanmaktadır: "Mü'minler de "sücceden ve kıyama" Gecelerler." (Furkân: 64) Meselâ namazı tamam kabul ettim ya Rabbi! derler, orucu kabul ya Rabbi! Tamam ya Rabbi! derler, ama bunu sadece sözde bırakmazlar, hemen uygulamaya koyarlar, secde ederler. Evet şeytan secde etmeyendir ve tüm secdesizler, tüm secde etmeyenler şeytandır. Yine biz biliyoruz ki şeytan sadece cinlerden değildir. İnsanların da şeytanları, insanların da secdesizleri vardır. "İşte Biz böylece her Nebiye İnsan ve cin şeytan-larını musallat kıldık" (En’âm 112) Öyleyse insanlardan her kim ki Allah’tan kendisine intikal eden her bir emir karşısında boyun bükmez, tamam ya Rabbi, anladım ya Rabbi, hemen uygulamaya koyuyorum, söz ya Rabbi, bak bunun ameline başladım ya Rabbi! demiyorsa, emri savsaklıyorsa, geciktiriyorsa, tehir ediyorsa, duymazdan geliyorsa o kişi şeytanlık yapıyor demektir. Hangi konu olursa olsun. Giyim-kuşam konusu, yeme-içme konusu, sosyal konular, ekonomik kaygılar, ya da siyasal yapılanma konusu, hangi konu olursa olsun. Kim ki Allah’ın isteğinin ötesinde hareket ediyor yâni Allah’a boyun eğmiyor, secde etmiyorsa işte bu adam şeytanlık yapıyor demektir. İşte iblis budur ve işte secde budur. İblis Allah’tan gelen bu emri uygulamaya koymadı, secde etmedi. Allah’a karşı geldi. Allah’ı dinlemedi. Allah’a isyan etti. Peki emrine karşı gelen bu varlığa Allah’ın ne yapması gerekirdi? Nasıl bir muamelede bulunması gerekirdi? Bize göre sözünü dinlemeyen ve kendisine isyan eden bu varlığı hemen yok etmesi, hemen helâk etmesi, kahretmesi gerekiyordu değil mi? Ama Rabbimiz öyle yapmıyor. Rabbimizin şu rahmetine merhametine bir bakın. Buyurdu ki: