124. “Andolsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.” Madem ki sizler benden izin almadan iman ettiniz, madem ki beni çiğneyerek Allah’a inandınız, o halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da sizi sallandıracağım. Topunuzu asacağım sizin. tâbi buradaki asma iple asma değil. Sa-lebe, ehl-i salip de oradan gelir çiviyle asma anlamınadır. Sizin topu-nuzu çivilerle ağaçlara çivileyeceğim diyor Firavun. Alçak baktı ki iş kötüye gidiyor. Hz. Mûsâ’nın mûcizesi karşısında kendi adamları da toptan iman edince rezil rüsva oldu. Durumunu kurtarabilmek için, kaybettiği itibarını yeniden kazanabilmek için tüm zâlimlerin yaptığı gibi son çare olarak mü’minlere işkence etmeye, baskı yaparak insanları caydırmaya, döndürmeye çalışacaktı. Ve de esasen bununla onları kaybettim, ama en azından onların arkasından halkın toptan iman etmelerini önleyeyim diye bu tedbiri alıyordu Firavun. Çünkü ülkenin en bilgiçleri Mûsâ’ya iman etmişti. Tüm şehirlerden toplayıp getirdiği en bilgili insanlar, en güvendiği adamlar, bakanlar, dekanlar, ekonomistler, sanatkârlar, bilimciler Mûsâ’ya ve onun Rabbine iman edince; elbette halkta onların peşinden imana yönelecekti. İşte bundan korkan Firavun bu iman edenleri cezalandırmalıydı ki peşlerinden birileri de imana heveslenmemeliydi. İnanan insanları kendisi gibi zanneden hain, bu tehditler karşısında onları dinlerinden döndürebileceğini zannediyordu. Zannediyordu ki bu tehditler karşısında o mü’minler dinlerinden dönüverecekler. Ama bakın onun bu tehditleri karşısında mü’minlerin tavırları nasıl oldu: