13.”Ona, " İn oradan, orada büyüklenmek sana düşmez, defol, sen alçağın birisin" dedi.” Öyleyse ey İblis in oradan! İn o mevkiden, makamdan! Çık o makamdan mansıptan! Defol o ter temiz meleklerimin arasından! Defol o şerefli meleklerimin arasından! Ya da çık o nimetler yurdu cennetimden! Ya da ayrıl benim korumamdan! Çünkü o yüce makam Allah karşısında haddini bilen, Rab karşısında ubûdiyet konumunda olan itaat ve tevazu sahibi kullarımın makamıdır. Sense Rabbinin açık ve net secde emrine karşılık geliştirdiğin bâtıl kıyasın, sapık düşüncen ve tavrınla küçülmeyi, zillet içinde bir hayatın sahibi olmayı kendin istedin. Yaratıcının emrini icra etmekle küçüleceğini zannettin. Âdem’e secde etmekle değersiz olacağını zannettin. Ama bilemedin ki asıl küçülmen yaratıcına karşı gelmendir. Böylece küçülmeyin, al-çalmayın, horluğunun sebebini kendin hazırladın. Defol sen alçağın birisin. Alçalmaya lâyıksın buyurdu. Bugün aynen şeytan gibi nice alçaklar görüyoruz ki Rabbi hu-zurunda secdeye varmaktan korkuyorlar. Küçüleceğiz endişesiyle Rablerinin emirlerini icradan kaçıyorlar. Halbuki peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “Kim secde eder, Allah karşısında tevazu gösterirse Allah onu yüceltir, kim de tekebbür eder Allah’a ve kullarına karşı büyüklük taslamaya kalkışırsa Allah da onu alçaltır” Bir kimse Rabbinin emirlerine ne kadar teslim olursa, ne kadar muttaki davranırsa, Allah emirleri karşısında ne kadar boynu bükük olursa o nispette izzet ve şeref sahibi olur. Allah’ın Resûlü yine başka bir hadislerinde buyurur ki: “Gerek fert planında gerekse devletler planında güçlü olmak isteyen Allah’a tevekkül etsin. Allah’a güvensin. Allah’ı velî bilip İşlerini Allah’a havale etsin. Allah’ın yasalarını uygulayarak ona teslim olsun. Kim insanların en zengini olmak istiyorsa kendi yanındakilere ya da insanların elindekilere değil sadece Allah’ın yanındakine güvensin. Çünkü kendi yanındakiler de insanların elindekiler de bir gün gelir biter. Onlar bitmezlerse bile bir gün gelir insan kendisi onları terk etmek zorunda kalır. Kim ki insanların en şereflisi olmak isterse, gerek fert planında, gerekse devletler planında kim ki en aziz, en güçlü ve en şerefli olmak isterse muttaki olsun. Allah’ın koruması altına girsin, yolunu Allah’la bulsun, yolunu Allah’a sorarak bulsun, hayatını Allah’ın istediği biçimde düzenlesin. Kim ki hayatını Allah’a sorarak yaşarsa, hayatını Allah’ın kitabına sorarak yaşarsa yeryüzünün en şerefli, en aziz ve en güçlü insanı odur. Ama kim de Allah’ın kitabından Allah’ın yasalarından habersiz bir hayat yaşarsa, Allah’a ve Allah’ın kitabına rağmen tıpkı İblis gibi Allah’a isyan bayrağı açarcasına bir hayat yaşarsa o da küçülmeye hor ve hakir bir hayatın adamı olmaya mahkumdur. Çünkü Allah’a isyan etmiş, Allah’la savaşa tutuşmuş kimseler sonunda mağlup olmak, küçülmek ve izzetsiz bir duruma düşmek zorunda kalacaklardır. Tıpkı selefleri gibi cennet için yaratılmışlarken, yüce makamlar için yaratılmışlar iken, yeryüzünde halîfe olarak yaratılmışlar iken halîfelik konumuna lâyık hareket etmediklerinden, cennete lâyık hareket etmediklerinden, kulluktan çıktıklarından Allah’ın hazırladığı makamların tümünden çıkarılmak ve kovulmak zorunda kalacaklardır. Evet Rabbimiz çık oradan alçak! İn oradan alçalmış olarak! buyurunca Rabbimizin bu tehdit içeren ifadesi karşısında İblisi bir korku, bir titreme, bir telaş ve yıkılış sarıverdi. Anladı ki artık hayatının sonu gelmişti. Anladı ki artık Rabbi onu helâk edecekti. Bu vaziyette Allah tarafından helâk edilmektense, işlediği bu suç yüzünden kahrolup gitmektense, geberip gitmektense zillet içinde de olsa, horluk hakirlik içinde de olsa, rahmetten kovulmuş ve gazaba uğramışlardan olarak da olsa yaşamayı tercih etti. Hayatı tercih etti ve dedi ki: