159. “Mûsâ'nın milletinden bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederlerdi.” Evet ümmeti içinde hak olan gerçek olan bir söz vardır. Bu söz, hak olan Allah’ın hak sözüdür ki ümmeti Muhammed içinde hakka hidâyet eden, hakka irşad eden ve kendisi de hak üzere olan bir ümmet olacaktır, olmalıdır. Allah’ın nûr olan yol gösterici kitabı ve Onun pratiği mahiyetindeki Resûlünün sünnetiyle yol bulan ve yeryüzü insanlığına yol gösteren ve sadece onunla adâlet yapan, onunla yeryüzünde adâleti gerçekleştiren bir topluluk bulunacaktır. Ailede dengeyi, toplumda dengeyi, hukukta dengeyi, iktisatta dengeyi, her şeyde dengeyi kuracak ve tüm insanlığın sapma noktalarını yanılgı noktalarını kendisinde bulabilecekleri muvazene unsuru bir ümmet kıyâmete kadar mevcut olacaktır. Aslında ümmet-i Muhammedin hepsi böyle olmalıdır, ama hiç olmazsa onların içinde böyle bir grup olacaktır. Âyet-i kerîmeyi bir böyle anlıyoruz, bir de: Mûsâ (a.s)’ın kavminden hidâyete erdirilmiş, hakka iletilmiş üstün bir cemaat vardı ki onlar hakla hükmediyorlar, kitabı biliyorlar ve kitapla amel ediyorlar ve gerek bireysel hayatlarında gerekse toplum hayatında bu kitabı uyguluyorlardı. Çünkü hak Allah’tan gelendir. Hukuk Allah’ın hukukudur. Hakla, hukukla adâlet yapmak demek de Allah’tan gelen kitabı uygulamak demektir. Mûsâ ümmetinden hakla, kitapla amel eden bu insanların kimler olduğu konusunda muhtelif görüşler vardır. Anladığımız o ki Mûsâ (a.s)’ın toplumunun tamamı bu âyetlerde anlatıldığı gibi kötü karakterli insanlar değildir. Bunların içinde gerçekten Allah’a Allah’ın istediği biçimde iman eden, Allah’ın elçisi Hz. Mûsâ’ya Allah’ın istediği biçimde teslimiyet gösteren âdil kimselerde vardır. Bunlar gerek Hz. Mûsâ (a.s) döneminde onun getirdiği hak yasalara teslim olup adâletle hükmedenler gerekse Hz. Muhammed (a.s) döneminde onun getirdiği hakka, kitaba tâbi olup müslüman olan kimselerdir. Bunlar önceki saf ve temiz ecdatlarının yolunu izleyerek son elçiye de iman etmiş Mûsâ (a.s) toplumunun müslümanlarıdır. Abdullah İbni Selâm ve diğerleri gibi.