172. “ Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: "Evet şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyâmet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz, diyedir” Hani Adem oğullarından ve onların sırtlarından bütün zürriyetleri çıkarılıp kendi nefislerine şahit tutarak şöyle demiştik: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diye sorulması ve onların da: Belâ ya Rabbi! Biz şahit olduk dedikleri bir mîsâktı. Hadislerde anlatıldığına göre, ruhlar âleminde Rabbimiz herkesi konuşturuyor. Efendimiz hadislerinde böyle bir mîsâktan söz ediyor. Bunun sembolik bir şey olduğunu, aslında böyle bir sözleşmenin olmadığını, ama Rabbimizin konuyu böyle bir diyalog halinde bize anlattığını söyleyenler olmuşsa da bu doğru değildir. Bunun nasıl gerçekleştirildiğini bilmesek de, künhünü anlayamamış olsak da iman ediyoruz ki bu hadise olmuştur. İşte Kur’an’ın da anlattığına göre Rabbimiz onları kendi nefislerine şahit tutarak, onlardan böyle bir ahid almıştır. Daha önce sizleri yaratmadan ya da cisimlerinizi yaratmadan önce sizden mîsâk almıştık. O mîsâkı hatırlayın diyor Rabbimiz. Rabbinize verdiğiniz sözlerinizi hatırlayın da hayatınızı bu mîsâka göre ayarlayın diyor. Hatırlayın hele bir. Gündeme getirin. Hayatınızı bununla düzenlemek üzere bu mîsâkı gündeminize alın. Hayatımızda çok lüzumsuz şeyleri gündeme alıp onlar üzerinde kafa yoracağımıza Rabbimizin bu âyetlerini gündeme almak ve onlar üzerinde düşünmek zorundayız. Bizim hayatımız için, bizim geleceğimiz için ne kadar büyük bir olay, ne kadar azîm bir konu değil mi? Bir dönem Rabbimiz bizi bize şahit tutarak, bizi nefislerimize şahit tutarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” demişti. Sizi yaratan, sizi yoktan var eden, sizi doyurup besleyen, size sizin sahip olduğunuz her şeyi veren, sizi koruyup gözeten, sizin üzerinize yegâne hâkimiyet egemenlik sahibi olan, sizin hayat programınızı belirleyen, sizin nerede, nasıl hareket edeceğinizi, nasıl bir hayat yaşayacağınızı, hayatınızda nasıl bir hukuk, nasıl bir ekonomi uygulayacağınızı, nasıl giyineceğinizi, neyi nasıl düzenleyeceğinizi belirleyen ben değil miyim? Sizin boyunlarınızdaki kulluk iplerinin ucu elinde olan, sizin adınıza kulluk maddesi alan ben değil miyim? Yalnız kendisine itaat edeceğiniz yalnız kendisini dinleyeceğiniz yalnız kendi yasalarını uygulayacağınız Rabbiniz ben değil miyim? buyurmuştu da bizler de kendi kendimizin şahitleri olarak: “Belâ ya Rabbi! Sen bizim Rabbimizsin, biz buna şahit olduk” Bizim hayat programımızı, bizim yaşam biçimimizi belirleyen, bizim hayatımıza kulluk maddesi alan, boyunlarımızdaki kulluk iplerinin ucu elinde olan, seçimini seçim kabul edeceğimiz, çektiği yere gideceğimiz, yasalarını uygulayacağımız Rabbimiz sensin ya Rabbi. Bizler senden başkalarını Rab tanımayacağız, senden başkalarının hayat programlarını uygulayıp onlara kulluk etmeyeceğiz, senden başkalarının hatırına hareket etmeyeceğiz diyerek ona bu konuda söz vermiştik. Öyleyse hiç bir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız ki bizler tüm hayatımızda Rabbimize verdiğimiz bu ahid üzere yaşarsak o zaman bizler bu ahidlerimize sadık kalmışız demektir. Hayatımızın tümünde yalnız Onu Rab kabul edip, yalnız onun yasalarını uygulayıp, sadece Ona kulluk edip sadece Onun istediği biçimde yaşarsak sözümüze sadık kalmış olacağız demektir. Aksi takdirde bunun dışında bir hayat yaşarsak, Allah’tan başkalarını Rab bilir, Allah’tan başkalarının yasalarını uygular, Allah’tan başkalarının çektiği yere gider ya da kendi hevâ ve heveslerimizin istediği bir hayatı yaşamaya kalkışırsak o zaman da bu ahidlerimizi bozmuş ve yoldan çıkmış oluruz Allah korusun. Eğer bir kimse Allah’a verdiği bu söze riâyet etmiyorsa bu adamın insanlara verdiği sözlerine riâyeti de düşünülemez. Rabbiyle ahdine sadık davranmayan bir kimseden insanlara karşı sadâkat beklenebilir mi? Şair Sadi Şirazi öyle der. Namaz kılmayan birisine sakın borç para vermeyin. Çünkü namazı terk ederek Rabbine karşı borcunu düşünmeyen bir adamın sizin borcunuza sadâkatini düşünmeniz aptallıktır. Peki hani bunu hatırlayan var mı içimizde? Bunu hatırlamamak, böyle bir olayın olmadığı anlamına gelmez. Çünkü meselâ şu anda bizler çocukluğumuzda yaptığımız pek çok şeyleri de hatırlaya-mıyoruz ama onları hatırlamayışımız, onları yapmadığımız anlamına gelmediği gibi âkıl bâliğ olduğumuz dönemden itibaren yaptıklarımız-dan sorumlu olmadığımız anlamına da gelmemektedir. Bizler o dönemlerde yaptıklarımızı hatırlamasak da anamız babamız tarafından işte sen şöyle yapardın böyle yapardın gibi bizim hakkımızdaki sözlerinden beyan ve şehadetlerinden bunu anlıyoruz. İşte aynen bunun gibi biz Rabbimizle gerçekleştirdiğimiz bu ahdi hatırlamıyor olsak da Rabbimizin haber vermesinden bunu anlıyoruz. Veya fıtrattan, fıtratımızdan anlıyoruz bunu. İnsan olarak bizim fıtratımız ortaya koyuyor ki Rabbimizle aramızda böyle bir sözleşme gerçekleşmiştir. Nasıl? Meselâ bakın darda kaldığımız zaman, zorda kaldığımız zaman çok ciddi bir tehlike anında ister mü'min olsun ister kâfir herkes Allah’a yalvarmaktadır. Bundan anlıyoruz ki tüm insanlarda fıtrat tevhiddir, öz cevher tevhiddir, şirk ise sonradan ona arız olmuş bir kabuktur. İşte böyle çok ciddi bir tehlike anında insan fıtratı açığa çıkmaktadır. Fıtratın üzerini örtmüş olan kabuk o anda dökülüveriyor ve insanın fıtratı açığa çıkıveriyor. Evet fıtratımız da ispat ediyor ki biz Rabbimizle böyle bir sözleşme gerçekleştirmişiz. Zaten Allah bize kitap göndermekle, kitabından bundan söz etmekle bizden ahid almaktadır. Peki neden böyle yapıyordu Rabbimiz? Kıyâmet günü ya Rabbi biz bundan gafildik, böyle bir şeyden haberimiz yoktu, senden de, senin Rabliğinden da, hayat programı belirlediğinden de, din gönderdiğinden de, yarın bizi tüm yaptıklarımızdan sorumlu tutacağından da haberimiz yoktu diyerek bir mâzeret ileri sürmemeniz için, böyle bir itiraz hakkınız kalmasın diye bunu yaptık diyor Rabbimiz. Senin bizim Rabbimiz olduğunu bilmiyorduk, onun içindir ki biz kendimize yasa belirleyen başka Rabler bulmuştuk. Senin hayat programı belirleyici olduğunu bilmediğimiz için, içimizden birilerinin yasalarını uygulamaya çalıştık. Hayatımızı onlara göre düzenledik, onların istediği gibi giyinip kuşandık, onların istediği gibi hukuk yaptık, onların istediği gibi bir hayat yaşadık, kulluğu sadece sana yapacağımız yerde onlara yaptık diye yarın bir mazeretle benim huzuruma gelmeyesiniz diye biz bunu yaptık diyor Allah. Ya da sizler yarın şöyle demeyesiniz diye: