181. “Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederler.” Bizim yarattıklarımızdan bir grup da vardır ki onlar hakkı görürler,hakkı gösterirler ve hakla hükmedip amel ederler. Hakkı adâletle yerine getirirler. Evet bizim yaratıklarımızdan kimileri de böyledir diyor Rabbimiz. Çünkü biz biliyoruz ki kâfiri de yaratan mü’mini de yaratan Odur. Kâfiri ve onun küfrünü yaratan, buna izin veren de Odur. Mü’mini yaratan onun imanına imkân hazırlayan da Odur. Ama önceki âyetle birlik söyleyecek olursak yeryüzünde bu âyette özellikleri anlatılan mü’minler azdır. Hak üzere olanların sayısı azdır. Ama az da olsa böyle bir ümmet yeryüzünde vardır ve kıyâmete kadar da var olacaktır. Bakın bu azların özellikleri neymiş? Öncekilerin kör, sağır ve kalpsiz kesilmelerine karşılık bunlar hakkı gören, hakkı duyan ve Allah’tan gelen hakka gönül veren insanlardır. Hakka iman eden bu insanlar aynı zamanda hak konusunda Hadîdirler. Yâni çevrelerindeki insanlara hak yolu gösterendirler. Bir önceki âyette ifade ettiğimiz gibi Hâdî sadece Allah’tır ama burada zikredilen bu hayırlı ümmetin hâdîlikleri insanları hidâyete erdirme biçiminde değil de yol gösterme, yola delâlet etme mânâsında Hadîdirler, rehberdirler. Peki neyle hidâyet ediyorlar bunlar? Hak ile, Allah’ın gönderdiği hak kitap ile, Al lah’ın gönderdiği hak hukukla, hak yasalarla bunlar insanlara yol gösteriyorlar. Çünkü Allah’tan gelenlerin tamamı haktır. Allah kitabını hak olarak indirmiştir, Allah elçisini hak olarak görevlendirmiştir Allah yasaları haktır, Allah gökleri ve yeri hak olarak, hak yasalara müstenit olarak yaratmıştır. İşte bu hayırlı ümmet Allah’tan gelen bu hak yasalarla, bu hak kitapla, hak peygamber bilgisiyle insanlığa yol gösteriyorlar. Peki acaba bu kutlu insanların görevleri sadece insanlara yol göstermek midir? Bunun dışında bu müslümanların başka vazifeleri var mıdır? Hayır, onların başka görevleri de vardır. Allah diyor ki: Onlar insanlara doğru yolu gösterdikleri gibi kendileri de sadece onunla adâlet yaparlar. Allah’ın gönderdiği hak yasalarla hayatlarını düzenleyerek sadece onunla hayatlarını dengeye getirirler. Bi-reysel hayatlarını, aile hayatlarını, toplumsal hayatlarını, ekonomilerini, hukuklarını, eğitimlerini, kazanmalarını, harcamalarını Allah’ın gön-derdiği hakla dengede tutarlar. Allah’tan gelen hak yasalarla istikrarlı bir hayata kavuşurlar. Öteki insanlar gibi ne yapacaklarını, nasıl yaşayacaklarını bilemeyen hayvan gibi değillerdir onlar. Hayatları sü-rekli değişken ve istikrarsız değildir mü’minlerin. Yaptıklarını üç ayda bozan, bir daha yapan bir daha bozan ve sürekli bir arayış ve kaos içinde olan kimseler gibi değildir mü’minler. Çünkü onlar Kur’an ve sünnet dışında insanların istikrara kavuşamayacaklarını çok iyi bilen insanlardır. Evet Allah diyor ki bunlar azdır. Yeryüzünde cehennem için yaratılanlar için çok, bunlar için de az diyor. Peki bu çok olan, cinler, şeytanlar, müşrikler ve kâfirlerin çokluğu karşısında bu azlar ezilecekler miydi? Allah bu azları bu çoklar karşısında ezdirecek miydi? Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz bu azları teselli için şöyle buyuruyor: